Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
230
 

Onlar satan değildi

Onlar satan değildi
 

Salt ideolojiler, salt çıkarlar hakikatten insanların gözünü kör, kulağını sağır, kalbini hissiz, beynini düşüncesiz yapıyor. Bunun sonucunda birileri ekmeğini, balını, yağı, kaymağını yiyor. Birileri de bunlara körü körüne destek oluyor. Üstelik bu desteği verirken de karşıt görüşteki birini suçluyor. Oysa bunların hakiki suçlusu siyasîlerdir. Çünkü yaptıkları eylemlerle, söyledikleri sözlerle insanları birbirine düşürüyorlar. Nasıl olsa onların dokunulmazlıkları, her türlü imkânları var.

Fakat insanlar bu oyunların farkına varıp birbirlerine düşmemelidirler.

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorsak ve yaşayacaksak insan, Müslüman, Türk çerçevesinde insancılca yaşamalıyız. Yücelsel ( Türk Bayrağı), dinsel (Allah, Allah’ın isimleri, sıfatları, emirleri), insansal (can, kan, mal, onur, namus, nesil, gelecek) değerlere sahip çıkmalıyız.

Birilerinin salt çıkarı ve salt ideolojisi için gereksiz, yararsız eylemler yapmamalıyız.

Önyargılı, zancı olmamalıyız. Birileri bizim iyi niyetimizi, merhametimizi, bağlılığımızı, insancıllığımızı, sabrımızı kendi çıkarlarına alet ediyor. Onların taraftarı olduğumuzdan ötürü haksız yere başka taraftarlardan hakaret görebiliriz. Bunun önüne geçmek için hakikatten doğru bilgi sahibi olmalıyız. Bu durum insanım, Müslüman’ım, Türk’üm deyicilere yakışmaz.

Artık bir avuç siyasetçinin insanları alet etmecesine izin vermemeliyiz.

İnsanlar kılık kıyâfet, ırk, millet, cins, renk, dil, din, mezhep, siyasal görüş bakımından birbirlerine önyargılı, zancı biçimde ayrımcılık yapıp, düşman olup hakaret etmemeli, kavga etmemelidir.

Çünkü her çatının üstünde ve altında iyiler de, kötüler de vardır. Zaten bu durum birbirimize düşmemize neden olmaktadır.

İyiler, başkalarını celp etmektedir; yani vitrin görevindedir, alet olduklarını da fark etmemektedirler. İyi niyetlidirler. Dönücü dolapların farkında değillerdir.

Kötüler, başkalarının nefretini kazanmakla birlikte salt çıkarları için hareket etmektedir, iyilerin yüzü hürmetine faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Bunların yaptıkları olumsuz şeyler o çatının altındaki iyilere haksızca yansımaktadır.

Kısaca iyiler; birçok konuda kötülere siper, kalkan oluyorlar.

Bu karışıklık insanları çıkmaz yollara sokuyor.

Siyasîler; milletten hesap soramaz. Tam tersine millet siyasîlerden hesap sormalıdır. Siyasîler; seçim zamanı milletten kapı kapı oy istemektedir; “Beni vekil seç!” deyip. Seçildikten sonra da milleti oy verdiğine pişman etmektedirler. Milletvekili hesap soramaz; çünkü onu millet, vekillik için seçmiştir. Millete karşı görevini tam yapmalıdır veya görevi bırakmalıdır. Milletvekili milleti temsil etsin diye seçilmiştir. Yani millet siyasîlere bir görev vermiştir. O zaman bu görevi yerine getirmek zorundadır.

Hem milletin oyunu alacaksın hem parasını alacaksın hem de hizmet etmeyeceksin; bir de millete zulm edeceksin, olmaz öyle şey. Vekil, milletin oyu ile, parası ile göreve getirilici biridir. Bunun karşılığını da millete vermelidir.

Nasıl ki bir işyerine girdiğinde karşılıklı bir ücret, sosyal haklar ve görev kısmı varsa; meclisteki görev de öyledir. Taraflar kurallara uymalıdır. İşsahibi, adı üzerindedir, işyerinin sahibidir, yöneticisidir ve yeri sabittir. Ancak işçi hakkını alıp, ceketini alıp oradan ayrılır.

Fakat mecliste taraflar kurallara uymadığı zaman; sosyal hakkını alıp, istifasını edip, ceketini alıp orayı terk etmelidir; çünkü meclisin sahibi millettir. Yani ne cumhurbaşkanı ne başbakan ne bakan ne milletvekilidir. Meclisin sahibi millettir; yani cumhurdur. Orası kimsenin babasının çiftliği değildir.

Yoksa bunun tersini düşünüp devlet başkanlığı, padişahlık, halifelik gibi şeyler isteyip yerini garantiye almacayı düşünmek bu millete haksızlıktır. Haksılık yapıcıları Hakk sevmez; halk da sevmez. Milletin üzerinizde canınıza, kanınıza, nesillerinize işlemiş, geçmiş, geçecek bir hakkı vardır. Bu hakkı nasıl, nerede ödeyeceksiniz? Ahirette mi helâllik isteyeceksiniz?

Bu durumda sen mi millete borçlusun, millet mi sana borçlu? Sen mi millete minnettarsın, millet mi sana minnettar?

Oğuz Han,

Selçuk Bey,

Osman Bey,

Kanunî Sultan Süleyman,

Fatih Sultan Mehmet,

Yüce Önder Gazi Mareşal Cumhurbaşkanı Mustafa Kemâl Atatürk nereyi sattı?

Hiç! Çünkü onlar satan değildi.

Ramazan Gülsen 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 241
Kayıt tarihi
: 10.06.12
 
 

Tekirdağ, 02.01.1961 doğumluyum. Evli, 3 çocuk bâbâcânıyım. Türkçeci, muhasebeci, şâi'r, yazar, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster