Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '06

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
2834
 

Onlar soğukkanlı... peki ya bizler!

Onlar soğukkanlı... peki ya bizler!
 

Liseye gidip gelirken kısa olsun diye patika yolu kullanırdım. İlk işte o yolun kenarlarındaki kayalar yada insan yapımı kaya duvarların üzerlerinde rastladım “Onlar” a.

Ben hiç taş atmadım. Yada sopayla vurmaya çalışmadım. Ama o yolu kullanan pek çok çocuk benim yapmadıklarımı yaptılar.

Hiç birisi de benim yaptığımı yapmadılar...

Lise bitti. Üniversite başladı.

Artık “Onlar” a uzaktan bakma dönemi bitmişti. Yakın olmak istiyordum. Ama “Onlar” düşmanın insan olduğunu çoktan bellemişlerdi. Yaklaştırmıyorlardı kimsecikleri yanlarına. Zaten kayalar üzerinde çok iyi gizleniyorlardı. Ola ki biri yaklaştı pür dikkat kesiliyor, tehlikeyi hisseder hissetmez çok da uzaklaşmadıkları yuvalarına, deliklerine, kaya aralarına kaçıveriyorlardı.

Topladım bir gün arkadaşlarımı bir kayayı kestirdim gözüme. Daha öncesinde çokça gidip bakmıştım uzaktan o kayaya. 3- 4 arkadaş hareket ettirebilirdik. Ettirdik de. Biz iki kayanın arasını araladıkça “O” daha dibe gidiyordu. Tamam kuyruğunu tutup çekebilirdim ama olmazdı ki. Kuyruğunu tutmamam gerektiğini biliyordum. Elimi iyice ileri iteledim. Kuyruğunun dip kısmına kadar avucumun içindeydi. Kendisini iyice kasmış adeta kayayla birleşmişti. Kim bilir ne korkmuştu. Ben olsam korkardım. Arka ayaklarını da elimin içine almama rağmen kendisini adeta oraya yapıştırmıştı. Arkadaşlarımdan son bir hamle istedim. Birrr, ikiii, üüüç ve kayayı aralayacaklar ben bir çırpıda “Onu” kavrayıp alacaktım. Yaptık. Oldu. Çıkardık saklandığı yerden. Avucumun içindeydi. Ağzını açabildiği kadar açıyordu. Pembe dilini, kırmızı ağzının içini gösteriyordu. Kaskatı kesilmişti.

Ne oldu. İşte düşmanın elindesin. Karşında kim var sandın. İnsan. Koskoca bir insan. Sense tamam biraz irice olsan da küçücük bir kertenkelesin!

Kendileriyle ilk tanışmam böyle oldu.

Bilimsel adları Laudakia stellio daani. Türkçe’ si ise Dikenli keler.

İlk tanışmanın ardından daha sonra defalarca karşılaştık. Başka arkadaşları da avucumun içinde, ağızları bir karış açık insanla karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadılar.

Aslında “Onlar” la ilgili anlatacak o kadar çok şey var ki. Bir kere, 3 ay aynı evin balkonunu paylaştık. Ben yalnızlık çekmesin diye aynı kayanın oradan arkadaşlarını da yakalayıp yanına getirdim. Davranışlarını inceledim.

Ve nihayetinde üniversite de bitti. Ben Biyolog oldum. Tamam derslerime çok çalıştım ama “Onlar” ın hakkını da vermek lazım. Teşekkür ettim her birine, yakaladığım yerlere götürüp özgür bıraktım. Unutmamışlardı düşmanın insan olduğunu, eminim ki diğer arkadaşlarına anlattılar “Onlar” a nasıl işkenceler yaptığımı! İzinsizce fotoğraflarını çektiğimi. Tepeden tırnağa boylarını ölçtüğümü. Kitapları karıştırıp “Onlar” hakkında ne varsa yazılmış okuyup özel hayatlarına müdahale ettiğimi. Ama hakkımı da vermişlerdir. Haftada iki- üç kere saatlerce çalılar arasında, dikenlerin, taşların üzerine atlaya atlaya çekirge, taşların altını çevirip böcek, karınca peşinde koştuğumu. Onları bir gün aç susuz bırakmadığımı. Balkonda gizlenebilsinler diye kayadan evler yaptığımı. En önemlisi hiç canlarını yakmadığımı, “Onlar” la arkadaş olmaya çalıştığımı.

İnsanlar kendilerine arkadaşlık eden hayvanlara, hatta etmeyenlere, kopyaladıkları yada üzerinde deney yaptıkları canlılara isim takarlar. Ben “Onlar” a hiç isim takmadım. Takmadım çünkü zaten bir isimleri vardı. Ben bilmiyordum ama biliyorum vardı.

Şimdi “Onlar”dan uzaktayım. Sevdiklerinden uzakta olan her canlı ne hissediyorsa öyle hissediyorum. Eksiğim. Avuçlarım soğuk.

Soğukkanlı deniyor “Onlar” a. Siz hiç ağustos sıcağında bir akşamüzeri güneş batarken bir dikenli keleri elinize aldınız mı? Alsaydınız ne kadar sıcak olduğunu anlardınız.

Evet soğukkanlılar. Çünkü enerjilerini bizim gibi, yani memeliler yada kuşlar gibi kanlarını ısıtmaya harcamıyorlar. Güneş ne kadar ısıtıyorsa o kadar ısı yetiyor onlara. O yüzden bizden daha dayanıklılar. Aylarca bana katlandılar!

Ve benim çektiğim fotoğraflarda göreceksiniz ki ben “Onlar”a sıcak davranınca “Onlar” da bana sıcak davrandı. Avucumun sıcağı “Onlar”a daha önce hiç hissetmedikleri bir sıcaklık sağladı. Ve dahası hiç birisi ben “Onlar”ı avucumda tutarken acı çekmediler. Nerden mi biliyorum. Adlarını söylemediler ama gözleriyle bana çok şeyler söylediler.

Mesela, en büyük düşmanımız insan, insan insanın kurdu olduğundan beri bizi de rahat bırakmıyor dediler. İnsanlar artık bizi rahat bıraksın. Özgürce yaşayalım dediler. Ben özrümü diledim. Kötü bir niyetimin olmadığını, “Onlar”ı daha iyi tanımak için ne yaptımsa yaptığımı söyledim. Affımı aldım.

Siz belki “Onlar”ı duyamazsınız. Bu çağrıya ses verebilirsiniz. “Onlar”ın sesi olabilirsiniz. Doğal hayatı korumak zorundayız. İnsanlık için tüm canlılar için.

Bırakalım özgürce yaşasınlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

fotoğraflar da çok güzel bunlardan faydalanabilir miyim? mozaik ya da füzyon yaparken fotoğraf gerekiyor da.

Başak ALTIN 
 18.09.2006 11:10
 

inanır mısın ben de bu canlıları çok seviyorum ve zaman zaman mozaiklerini yaptım pano ya da kutularda .inanılmaz estetikler. köydeki evimde 2 süleymancık yaşadı 2 yıl. bunlar hakkında ve diğer hayvanlar hakkında yazmana çok sevindim.

Başak ALTIN 
 18.09.2006 11:09
Cevap :
Benim için her canlı bir birey. Her birinin ayrı ayrı önemi var. Üniversitede öğrenciyken ve daha sonra da Dilek Yarımadası - Büyük Menderes Deltası Milli Parkı'nda biyolog olarak çalışırken hemen hergün bir hayvanla karşılaştım. Hepsinin ayrı hikayeleri hepsinin insandan şikayeti vardı. Köpek arkadaşım Lucky ile saatlerce sohbet ederdik. Bunlar pekçok insana delice gelebilir. Ama ben Lucky'le siyasetten dine, kızlardan aşka her konuda konuşabiliyordum. Lucky'i de blog sayfamda anlatmak istiyorum. Ama çok zor. Onu çok özledim. Yazmakta zorlanıyorum. Onu kısırlaştırdığım gün, onun bu dünyaya bir iz bırakamadan gitmesine sebep olduğum gün geliyor aklıma. İyi mi yaptım kötü mü yaptım hiç bilmiyorum. Ama içimde bir burukluk var. Özetle her canlı ama her canlı Lucky dostumdan ayrı değil. Onlar hiç hatasız yaşarken biz insanlar her saniye başı hatalarla yaşıyoruz. Daha ne kadar yaşayabileceksek. Yorumunuza teşekkür ederim.  18.09.2006 16:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3934
Kayıt tarihi
: 12.07.06
 
 

Biyolog , Zoolog, Eğitmen, Çevreci, Doğacı, İnsan Eski Doğanbey Köyü'nde 2 yıl yaşadım. Köy milli p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster