Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1279
 

Onları bir araya getiren şey neydi peki?

Onları bir araya getiren şey neydi peki?
 

Sabah


20 Haziran tarihli Sabah Gazetesi'nden küçük bir alıntı yapıyorum.

"NTV spor spikeri Burcu Esmersoy ile Ferrari'nin reklam müdürü eşi İtalyan Massimo Cusimano, evliliklerini resmen sona erdirmek için girişimlere başladı.

Bir süredir ayrı yaşayan ikili, anlaşmalı boşanmak için Kadıköy Aile Mahkemesi'ne başvurdu. Boşanma dilekçesini veren, Cusimano oldu. Avukatı Tuyan Çağlar ile verdiği dilekçede Cusimano, başlangıçta iyi giden evliliklerinin zamanla farklı ülke vatandaşı olmaları nedeniyle, din, dil ve kültürel farklılıkların yarattığı anlaşmazlıklar ve mizaç farklılıkları nedeniyle çekilmez bir hal aldığını belirtti."
(*)

İster istemez "onları bir araya getiren şey neydi peki?" diye sormamız gerekiyor. Yanlış anlaşılmasın tonla yazılacak, konuşulacak şey varken, Burcu Esmersoy'un evliliğini ya da boşanmasını tartışmayacağım. Ancak bu haberin içindeki "ilişkiler" konusu ile ilgileniyorum.

Bundan epey bir süre önce geniş bir arkadaş grubunun "aşk" üzerine yaptığı tartışmanın içinde; "cinselliğin aşkın içinde oldukça fazla bir yer tuttuğunu" iddia etmiştim. Aradan geçen bunca zaman sonra durduğum yeri değiştirmiş değilim. Aşk ile cinsellik arasındaki güçlü ilişkinin zaman zaman birbirinin yerini alacak derecede karıştığını zaten biliyoruz.

Burcu Esmersoy'un evliliğinin nasıl başladığını ve şekillendiğini sonra da hangi sebepten ötürü sona erdiğini elbette detaylarıyla bilemeyiz. Görünen ve yazılılı olarak okuduğumuz bir kaç küçük ayrıntıyı kullanabiliriz. Ancak bu ayrıntıların içinde olanın benim için yeterli olduğunu da hemen söyleyebiliyorum.

Farklı kültürlerin evliliklerinin temelinde cinsel enerji olduğunu reddetmek çok zor. Kuşkusuz biri güzel diğeri yakışıklı iki genci bir araya getiren şeyin bu olması doğanın işleyişinde var. Cinsellik doğal dürtümüz bizim. Ancak hep klasik olarak ifade edildiği gibi insanı doğadaki diğer canlılardan ayıran özelliği âşık olabilmesi.

Viktorya çağında insanlar birbirlerine bu kadar kolay ulaşamıyordu. Milena ile Kafka'nın ölümsüz ve güçlü aşk ilişkisinin temelinde ulaşamama vardı. Mektupların içinde yoğunlaşmıştı. Birbirlerine bu kadar tutkuyla âşık olan bu iki insanın bir araya geldiklerinde anlaşamadıklarını da biliyoruz. İki insanı bir arada tutmanın tek bir formülü yok. Cinsel devrimin olmadığı muhafazakar dönemlerde cinselliğin yaşanması için evlenmek şarttı. Bu da çok ciddi sorunları ve yasak aşkları beraberinde getiriyordu. İnsanlar birbirlerini hiç görmeden ve tanımadan bir araya getiririlip, zifaf odasına hapsediliyordu.

Günümüzde ise bunun tam tersi bir süreç yaşanıyor. Şimdi ilişkiler ilk karşılaşmada yatak odasının buram buram erotizm kokan ortamında başlıyor. Yanlış hatırlamıyorsam, Emre Altuğ ile Çağa Şıkel'in tek gecelik ilişki ile başlayan beraberlikleri uzun soluk almıştı. Elbette bunlar Pompei'nin son günlerini anlatan ilişkiler. Ancak örneklemek anlamında dikkat çekici oluyor.

Sınırların kalktığı ve çok uyumlu bir yatak paylaşımının aşk olarak algılanması bir yanılsama mıdır?

Girişte yaptığımız türden beraberliklerin sonunu gördüğümüzde buna evet demememiz için bir sebep olmadığını ispat ediyor.

O tutkulu ve erotizm kokulu gecelerin bittiği, özellikle bizim her ne kadar modern gözükse de geleneksel genlerini taşıyan Türk kadınının farklı beklentiye girdiği ilişkilerin tıkanması kaçınılmaz hale geliyor. Başlangıçta kolayca yatakta her türlü sınırı aşabilen çift bir anda o düzlemin çok uzağına düşüveriyor. Tartışmalar ve kavgalar, farklı beklentilerin karşılanmaması, cinselliğin ufukta seyreden nostaljik bir yelkenli olarak uzaktan izlenmesine dönüşüyor. Cinsellik ortadan kalkınca da doğanın bize sunduğu en büyük armağan elimizden alınmış oluyor. Yanılsama gerçek oluyor. Aşk bir anda uçup gidiyor.

Burcu ile Massimo'nun ilişkisini merkeze koyarak yaptığım bu düşünsel yolculuğun sonunda bir şeyler daha eklemek istiyorum.

Aşk, cinselliğin yaşanmadığı bir ilişkide asla kalıcı olamaz. Ama tek başına cinsel uyum da aşkı ayakta tutamaz. Hep soruyoruz ya ilişkilerde neyi başaramıyoruz, diye. İşte bu dengeyi kurmayı ya da ilişkiyi doğru yerde tutmayı bilmediğimizde sorunlar yaşıyoruz.

Uzay Gökerman


* http://www.sabah.com.tr/2008/06/20/haber,A70ACE2A07DD4027BA4CA417E22A90D5.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yerinde tespit olmuş...

Ruksan İLDAN 
 21.06.2008 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1966
Toplam yorum
: 2004
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1303
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster