Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
188
 

Onların bedenleri, bizim yüzümüz kara...

Onların bedenleri, bizim yüzümüz kara...
 

Kara; önce ellerine, sonra yüzlerine, derken her yerlerine bulaşır. Kapkara olur, cümle bedenleri...

Az önce kucaklaşıp, birlikte indikleri maden dehlizlerinde, birden tanınmaz olurlar. Birbirlerine yabancı insanlar gibi!

Yerin binlerce metre altında, “karıncalar misali” durup, dinlenmeden o yana, bu yana koşuştururlar...

Kimi kazma sallar, kimi dökülen kömürleri kürekler; kimisi ise dayanır arabaya, banda taşır, kara (ölümleri!) kömürleri...

Bunlar madencilerdir...

İcra ettikleri ise hayatlarının gerçek rolleridir!

Biz dışarıda, olanlardan habersiz kazanlarımızda, sobalarımızda, mangallarımızda kömürü tutuşturup, yakarken;

Farkında olmadan o karaya bürünmüş gerçek hayat oyuncularına da yeni performanslar için davetiye çıkartırız!

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca maden çalışanı sessiz, sedasız bu kısır döngü içinde yer alır; ta ki yeri bir felaket haberi duyulana kadar!

O zaman yer yerinden oynar; önce yerelde ve ulusalda, sonra dünya çapında manşet haberleri, devasa harflerle siyah zeminlere kazılır...

Kimileri işyerindeki tedbirsizlikleri, kimiler denetimin zaafını, kimileri ise ücretlerin azlığını tekrarlar dururlar...

Her ne hikmetse, herkes bir suç unsuru, ya da suçlu peşindedir!

Oysaki daha olay öncesine kadar kimse; kaderlerine buyun eğmiş, kendi halinde yaşayan bu insanlara dair tek bir söz dahi etmemişti!

Çünkü ne onların eksik ücretleri, ne de yerin altındaki kötü koşulları; hiçbiri gündemi meşgul edecek değerde bulunmamıştı!

Nedense şimdi hepimiz avazımız çıktığı kadar, boşluğa haykırıyoruz!

Ne yazık ki böyle zamanlarda yakınlarını yitirenlerin ağıtları, diğer tüm sesleri bastır ve onları duyulmaz kılar...

Sendikalar, resmi ve sivil yetkililer; dahası toplumun tüm bileşenleri henüz “Soma ve benzeri felaketler” gelmeden, harekete geçmemiz gerekmez miydi?

Demem o ki; madencilerin ise bulaşmış bedenleri kara, bizlerin ise duyarsızlığımızdan ötürü yüzümüz kara!

Hiç olmazsa bundan sonrası için: iş yerlerinde ölümcül kazaları önleyici zaruri önlemleri uygulamak üzere birlikte harekete geçelim.

Vicdani ve insani ölçülere uymayan, “aşırı kar etme” duygularımızı bastırıp, kontrol altına alalım...

Yoksa ne İLO sözleşmesine imza koymak, ne de diğer başka önlemler; hiçbiri iş hayatındaki sorunlarımızı gerçek manada çözmeye yetmez!

Dahası çalışma hayatında etik değerleri (insani değerleri) önemsemediğimiz sürece, Soma ve benzeri felaketlerin sonu gelmez...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef "kara elmas" günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen, yerin onlarca metre altında köle usulu çalıştırılan, en başta iş güvenliğ, işçi sağlığı ve can güvenliği gibi en hayati tedbirleri göz ardı edilen bu emekci insanlarımızın "kapkara kaderleri" o maden ocaklarına adım atmalarıyla başlıyor ve hayatlar birer birer sönünce aklımıza geliyor.

Sonsuzluk (Osman Özeker) 
 17.05.2014 13:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

Emekli; Öğretmen, Yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster