Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '10

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
991
 

Önyargılı olmayan oğlum

Sevgili oğlum,

İnsanın hayatta yapabileceği hatalardan birisi de önyargılı bir kişiliğe sahip olması. Yani insan bir şeyi enine , boyuna değerlendirmeden , başkalarının değerlendirmelerine bakmadan veya tamamen bir veya birkaç insanın görüşü ile bir insana veya bir grup insan ile topluma başkalarının bakışı ile bakmasıdır. Önyargı çok zaman , muhatap olduğun insana empati ( kendini muhatabının yerine koyma) ile bakamamaktan meydana gelmekte. Buna kişinin yanlış anlaşılması da denir. Hayattaki sorunların çoğu bundan kaynaklanmaktadır bence .

Sevgili oğlum,

Bir gün bir arkadaş edinmiştim. Bu arkadaş arkadaşlık konusundaki zaaflarımı görünce beni adeta esir alarak şununla konuşma, bununla konuşma, şöyle yap, böyle yapma diye bana talimatlar vermeye başlamıştı. İlk zamanlar fark edemesem de bir süre sonra bu arkadaşlıktan , özgür insan olmam ve kendi istediğimi , istediğim zaman yapamamamdan dolayı sıkılmaya başladım. Bir süre sonra baktım ki, onun kötü dediği insanlar aslında bana göre iyi insanlar. Onun iyi dedikleri de benim dünyaya bakış açıma göre kötü insanlar. Bunu anladığım zaman fark ettim ki, insan başkalarının fikirlerine çok önem verdiği zaman ve kendini başkalarının yönetimine bıraktığı zaman hayattan zevk alamamakta, aldığını sandığı hayat zevkleri aslında sahte zevkler olmakta.

Canım oğlum,

Hayatta en önemli şeylerden bir tanesi de insanın özgürce yaşaması. Sorumluluklarını iyi bilmesi ama sonunda neyin kendi sorumluluğunda, neyin de sorumluluğunda olmadığının farkına vararak , sana görev olmayan şeyleri sana yüklemeye çalışan topluma direnebilmektir. Bu direnci gösteremezsen ve kaldıramayacağın sorumlulukları üzerine gereksiz yere alırsan o zaman hayat sana zindan olabilir. Bu da hayata önyargılı ile bakmaman ile olur.

Canım oğlum,

Senin sorumluluk alanını , kime nasıl davranacağına gene sen karar vermelisin. Toplumumuzda yaşlı kimselerin genelde doğru düşündüğüne dair kanaat vardır. Ben yaşadıkça bunların hiçbir zaman doğru olmadığına inandım. Bu önyargıya (yaşlıların her zaman doğru düşündükleri) inandığım zaman yanlışlarım çoğaldı. Tabii ki yaşlılarında doğru düşündükleri vardı ama çoğu kendi yaşadıkları çağın gerçekleri idi. Mesela , senin doğum tarihin ile dedenin doğum tarihi arasında 66 yıl fark var. Dedene kalsak seni kendi doğrularına göre yetiştirmek isterdi ama sen onun doğduğundan 66 yıl sonra doğduğuna göre en azından 100 yıl ilerde olmalısın ki hayatın zorluklarına karşı azimle göğüs geresin.

Canım oğlum,

Yaşlı insanlar kurnazlıkla başkalarının üstlenmediği sorumlukluları , ona en yakın gördükleri insanlara yıkmaya çalışmaktalar. Bunu ret ettiğin zaman da sana karşı “ terbiyesi” veya “büyüklere karşı saygısız” damgasını vurmaktan da geri kalmayacaklardır. Mesela bir fikri ileri sürersen sana “ Sen çocuksun yanlış düşünmektesin” diyende olacaktır. Aynı insan muhtemelen eşine de “ O kadındır yanlış düşünmektedir “ önyargısını da savunacaktır. Buna hayatta çok şahit oldum yani. İnsan karşısındakini küçümserse O’nun yanlış düşündüğünü zannetmektedir. Bir insan yanlış düşünemez mi ? İnsan beşerdir şaşarda . Yanlış düşünebilir ama yanlışlar ve doğrular tek değildir. Sana veya bana yanlış olan çoğu insana yanlış olmayabilir. Bu yüzden bir tartışmada insanlara “ Sen yanlış düşünüyorsun “ demeden önce iyice düşün ve başkalarının yanlışından çok doğrusunu görerek onları takdir etmeye bak. Başkalarını durmadan yanlış düşünmekle suçlayan insan bir de kendi yanlışlarına bakmalı bence .

Canım oğlum,

Bir şeyin toplumun çoğunluğunca doğru algılanmasını da doğru olarak kabullenmekte sürü psikolojisidir. Bir ünlü psikoloji hocası der ki: “ Bir şeyin çoğunlukça doğru algılanması , benim onu yanlış algılamama engel olmaz” . Bu konu üzerinde düşünmek lazım uzun uzun . Doğruları çoğunluklar değil, aklı selim olan , okuyan , aydınlanan ve üreten insanlar üretirler . Bazen insanlar geldikleri yerlerin sarhoşluğuna kapılarak , gerçekleri göremezler . Sonra o yerlerden düştükleri zaman gerçekleri görürler ama iş işte geçmiş olur. Mesela bir kuş, uçarak havalarda gezer ama gıdasını alması için yere inmesi ve karnını doyurması için yerden gıda toplamalıdır. Eğer gökte uçarsa durmadan hem aç kalır hem de kendisini besleyecek olan gıdaya ulaşamaz. Mevki ve makam sahipleri de zaman zaman uçmaktan yere bakmalılar ki zamanı geldiğinde o tepeden baktıkları insanların yanına düşeceklerdir. Bir uçak ne kadar gökte devamlı kalamaz , kuş da ne kadar devamlı uçamazsa mevki ve makam sahipleri de devamlı olarak uçamayacaklardır işte .

Canım oğlum,

Bunu sana neden anlattım. Şunun için anlattım ki, uçanlarda her zaman önyargılı olabilmekte. Önyargılı olmamak için insan kendisini yaşadığı insanların içinde görmelidir.

Canım oğlum,

Bunları anlatırken , sana “başkalarının görüşlerine hiç bakma sadece sen kendi görüşünle hareket et “ demiyorum ki. Her insan değerlidir ve değer verilmeye de layıktır. Sana anlatmak istediğim her insana değer ver ama değeri olduğu kadar değer ver. Mevkisine bakarak değil, bilgisine, sevgisine ve niyetine bakarak değer ver. Herkesi dinle ama seninde kendine has duruşun , görüşlerin ve geride kalacak fikirlerin olsun. Yani önyargılı olmamak demek bir nebze de yarına kalacak duruşumuzun, fikirlerimizin , başkalarının okuyarak faydalanacağı yazılı eserlerimizin olması da denektir aynı zamanda.

Canım oğlum,

Bazen komşumuza önyargı ile bakarız. Sonra cesaret alarak O'na bir selam veririz, O da içtenlikle bize cevap verir ve bir dostluk başlar. Sonra insan “ Ya ben bu adamla zamanında neden dostluk kurmadım* Neden zamanında tanışmadık? “ diyerek kendine kızar. Bunun yaşanmaması için çevremizle güzel diyalog kurmamız ve onları suçlamamızda bizim görevimiz olmalı.

Canım oğlum,

İnsanları durmadan suçlamak ve onlarla alay etmek kolay ve aynı zamanda basit insanın işidir. Hakiki manada dost , dostlarına gerçekten de güzel eleştiriler yöneten ve hep aynı eleştiriler yöneterek onu üzmeyen insandır. Sende dostlarını eleştir ama onlara bedensel engellerini yüzlerine vuracak kadar basit eleştirilerde bulunma. Bu onları üzer ve senin mantıklı eleştirilerini de ciddiye almamalarına sebep olur. Eğer eleştirilerinin mantıklı olmasını istekteysen bunu ciddiye al. Mesela en yakın dostun bile olsa “ Sen tembelsin” diye veya “ Sen sorumluluk almak istemiyorsun” diye karşındaki insana hakaret etme. Bun O insanın senin hakkında düşündüğü doğruları bile yanlışa yöneltebilir. Bazı insanlar bunu motivasyon sansa bile motivasyon insanda güzellikleri görerek insanları daha güzele yönlendirme sanatıdır Ne yazık ki insanlar bunu da anlamamaktalar.

Canım oğlum,

Önyargı o kadar çoktur ki hayatımızda sınavda sen yanlış yaparsan hocaya “ Bana taktı” diye düşünürsün. İyi alsan sen “ Ben aldım” derken Hocan “ Ben verdim” diye düşünür. Halbuki bu başarıda da başarısızlıkta da senin ve hocanın payı ortaktır. Bunu da unutmamak lazım. Başarıları anlattığımı kadar başarısızlıklara da bakabilmek ve bunlardan ders alarak başarılarımızı artırmakta önyargılı olmayan bizlerin birer prensibi olmalı değil mi ama ?

Canım oğlum,

En büyük önyargı ise “ Yaşça büyüklerden uzak kalmak” olarak tanımlanabilir. Her yaşlı insan doğru düşünmezse de her yaşlı da her zaman yanlış düşünmez ve siz gençler, tecrübe, bilgi ve size sevgiyi sentezlemiş insanlardan da faydalanarak önünüze çıkan engelleri aşmaya bakarsanız , keşfedilmiş şeyleri bir daha keşfetmeye kalkmazsınız .

Canım oğlum,

Hiç önyargısı olmayan demeyeyim de önyargıları çok az bir oğlun babası olarak seninle hayatta gurur duymak istemekteyim ve bu da benim hakkım sanırım.

Gözlerinden öperim.

TURAN YALÇIN-TOKAT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 750
Toplam yorum
: 318
Toplam mesaj
: 292
Ort. okunma sayısı
: 1112
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster