Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
457
 

Önyargımız ve biz

Önyargımız ve biz
 

İnsanlarla iç içe yaşarken, bir hayatı paylaşırken şu ya da bu şekilde, az ya da çok hayatlarımız aynı karelerde kesiştiğinde hiç beklemediğimiz bir davranışla karşılaştığımızda önce şaşırır, sonra da hiç düşünmeden ön yargılarımızı devreye sokarız. 

Daha önceden tanıdığımız biriyse yanlış tanımış olduğumuzu bile düşünür, ona ayırdığımız zamana acırız. Hiç tanımadığımız biriyse eğer sinirli, kibirli, insanlara değer vermeyen birisi olduğu fikri hemen canlanıverir kafamızda. 

Sebep sadece bize gülümsemeden geçmesi, bizi fark etmemesi, merhabamızı cevapsız bırakması, bize surat asması, telefonumuza ya da yazdıklarımıza cevap vermemesi bile olsa altında mutlaka bir art niyet arayarak kendimizi temize çıkarırken, o insanı önyargılarımızla adeta mahkum ederiz. 

Oysa ki o insanın da çok geçerli sebepleri, kendince önemli gerekçeleri olabilir. Tıpkı bizim, hepimizin olduğu gibi. 

O nedenle karşınızdaki insanın hiç beklemediğiniz davranışları ile karşılaştığınızda bir değil iki defa düşünmek gerek. Çünkü o beklenmedik davranışı etkileyen pek çok neden olabilir. Örneğin her zaman sıcacık gülümseyen bir tanıdığınız o gün size zoraki cevap vermişse ya da hiç görmeden geçip gitmişse yanınızdan mutlaka bir nedeni vardır. Belki çok zor bir gece geçirmiştir, belki çok kötü bir haber almıştır, belki de halletmesi gerekli çok önemli bir olayı vardır, kimbilir. Hiçbir davranış, hiçbir ruh hali sebepsiz olamaz. 

Siz mutluyken karşınızdaki insanın da mutlu, siz üzgünken onun da üzgün olmasını; bunu birebir davranışlarına yansıtmasını ve size uyum sağlamasını bekleyemezsiniz. Üstelik her insan nevi şahsına münhasırdır. Her insanın, içindeki duyguları belli ediş şekli farklıdır. Kimi dışarıya hiçbir şey yansıtmaz, duyguları o kadar içerlerdedir. Kimiyse duygularını bakışları ile, yüz ifadesi ile hemen ele verir. 

Ama karşınızdaki insan için önyargıya varmadan önce “kimbilir neler yaşıyor, ne mücadeleler veriyor, hangi ruh hali içinde?” diye içten içe düşünmek gerek. 

Kendimizle ilgili yarın ne olacağını bilemezken onların hayatlarının her zaman süt liman olduğunu düşünmek biraz fazlaca önyargılı davranmak değil mi sizce de? 

Gelin önyargılarımızı bir kenara bırakalım. Karşımızdaki insana empati ile yaklaşalım. Yani kendimizi onun yerine koyalım. Yaşadıklarını, hissettiklerini anlamaya çalışalım. Ona hak vermesek de, “ben olsam böyle davranmazdım” desek de unutmayalım ki her insan birbirinden farklıdır. İkizler dahi yeri geldiğinde birbirinden farklı tepkiler gösterebilir. Birinin kabul ettiğini diğeri kendinden uzaklaştırmak isteyebilir. 

Hal böyleyken her insandan bizler gibi düşünmesini, bizim gibi davranmasını beklemek haksızlık olmaz mı? 

Önyargı duvarlarını yıktığımız, etrafa daha geniş bir perspektiften baktığımızda el ele vermiş mutlu ve huzurlu insanlara çoğalacak dünyamızda. 

Yeter ki ilk adımı atan taraf biz olalım. Biz bir adım atarsak onların da bir hatta iki adımla bize doğru geleceklerini de hiçbir zaman unutmayalım lütfen. 

Önyargısız hayatlara merhaba! 

Sevgiyle kalın
BELGİN ERYAVUZ
 

13.05.2010 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 543
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster