Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün

http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana

05 Aralık '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1076
 

Öp beni bulutlarla

Öp beni bulutlarla
 

"Öp beni bulutlarla Allah'ım", duygularım yağmur gibi boğuluyorum... Yazarsam, acılarım kelimeleri kanatacak biliyorum... Bu defa kolay teslim olmayacağım azıcık gülüp biraz da fasa fiso yapacağım.. "Evliler evine köylüler köyüne, iki çıplak bir hamama yakışır" diyeceğim, iki yeni bir de eski türkü derleyip feryat figan söyleyeceğim dünya stüdyosundan...

"Eski canlar eski türküler, eski evler eski köyler mi kaldı dünya yurdunda?" diye, okuyanlar şaşkın bakış atacaklar gören gözleriyle yazdığım yazının tam orta yerine...

Nasrettin Hoca'mızın zamanında kalmış giden baklavalar komşu evine, o günden beri hocanın ikazıyla da sorulmamış "baklava tepsisinin hangi eve gideceği, kimin yiyeceği, kime nasip olacağı?", tellallığını bırakmışlar komşular.. Son sordukları o akşam üzerinden sonra...

Hoca da rahatlamış almış başını doğru komşu şehre sultanın davetine gitmiş sırım sırım kürküyle kasım kasım kasılarak iyicene kürküne sarınarak çalmış "vira Bismillah" sultanın yetmiş okka gelen meşe ağacından kapısını tak, tak... Sofrada kuş sütü eksikmiş amma sofranın üzerinde uçuşuyormuş muhabbet adlı kuşlar, ve de etrafında tavaf halinde dönüyormuş süt kuzuları ve "me me" diye koro halinde şarkı söylüyormuşlar o günkü resmi geçit töreninde..

"Ellere var da bize yok mu" diye, boy gösterirken koyunlar koçlar, hocam da "ye kürküm ye" deyip kürkünün karnını doyuruyormuş, tavşanın suyundan çıkmış tahta kaşıkla... O zaman ki Boğaz Köprüsü'nde bayram, köprüyü geçenlere bayrammış, "ayıya dayı diyenlere" değil...

Köprü kaptanın köprüsüymüş, bu yüzden bedava geçiş hizmeti sunuyormuş, köprünün dijital ekranında birinci sınıf (OGS) geçiş serbest yazıyormuş...

Misafirler çala kaşık tavşan suyu çorbadan içe dursunlar, tencerenin içindeki kepçe "dibi buldum, dibi buldum, çorba bitti" diye, feryat yükselmiş...

Trafik keşmekeşi ve gürültüsünden kimsenin kulağı duymuyormuş kaşığın ağızlardaki şaşkın seslenişini.. Aşçı da akıl küpü maşallah, maşrapayla kuyudan yamağına çektirdiği suyu boşaltıyormuş ha bire tencerenin içine... Sıra Hoca'ya geldiğinde sunulmuş çorba tası önüne, Hoca'mız da "ya Allah bismillah, şifası tavşandan suyu sultandan" deyip, daldırmış kaşığı tasın içine...

Geri bırakacak bırakmasına amma ağzı buruşur da o düzeltmez mi lafıyla daveti veren sultanı, çorbanın adını, sunan uşağı, kaşığı, kendi ağzıyla kuş tutmuş gibi seslenir...

En kocaman harflerle ve fıkra olacak lafları seçerek, tavşanın suyunun suyuyla kendi dilinin ucuyla iğnelemiş sultanı ve sultan sofrasın da geviş getirenleri...

Hoca bu!

Adı Nasrettin, hızını alamayıp sultana dönerekten, badeler süzerekten aşk ile meşk ederekten "YTL'yi veren, mikrofonu kapar" demiş... Ben anlatıp yazanların yalancısıyım, Hoca "demişse" demiştir, bence ipe un bile sermiştir...

Çünkü hanımından en son canı börek istediğinde hanımı ona çiğ börek yapmıştır, Hoca bundan pek memnun olmamıştır.. Bu defa unu ipe sereyim kurutayım da değişiklik olsun, böreği hanım "tüp bitti" diye bahane edip pişirememiş olsa da kurumuş unun hamuru fazla çiğ olmaz demiş...
Benim akıl testisi su küplüsü Hoca'm....

"Su testisi su yolunda kırılır, testiyi kırdıktan sonra dövsem kaç YTL yazar ki" diye söylenirken kocaya kaçan kızını affetmeyip unutamadığı gibi, Hoca'nın ne çömleği ne de merdivenlerden yuvarlanırken gömleğin içinde unuttuğu kendisiyle feyzi bereketi unutulur...

Derin düşünen bir akıl ve pamuk kalbi, gülen yüzüyle ne bindiği dalı kesmesi ne de ters binmiş eşeğiyle balık tutmaya gittiği göl yolculuğu hepsi kulaklara küpe, burunlara hızma, göbeğe piercing moda olmuş o zamandan sonra..

Balıkla yoğurt yersen zehirlenirsin lafına inat, göldeki balıklara yoğurt mayalamak ve bunun yanlış bilim dalı olduğunun aksini kim ispata yeltenir?

Kaç babayiğit Hoca?
"Hangi ülkenin memleketinde daha kimsecikler doğmadan ınga diye gülerek, bir bebek, Nasrettin adıyla dünyaya gelmiştir?" Soruyorum size?
Cevapları göl kenarındaki prima beybi kutularına bekliyorum..
Ne demişler damlaya damlaya deniz derya göl olur..
Göle yoğurt çalar biraz da çalkalarsan ayran yapar içersin, sonra da sevdiğinden ayrı düşersin..
Bu yazıyı okuyanlar çok gürültü çıkaracak biliyorum, çıkarsınlar haklarıdır...
Gürültüyü duyan "Hoca uyur mu?", çıkacak en meraklı haliyle yatağından, yorganına sarılı kapıda ki haliyle göz süzecek mahalleliye...
Hanımı seslense de içeriden, "sana ne el alemin üç beş koyunu, iki keçisi, yat yerine uyu, horla be adam" dese de...
Hoca bu yahu anlamaz ki laftan da, ayazdan da üşüse de gecenin içinde bekler şaşkın eşik içinde...
Çin işi Japon işi, kim yaptı bittisiyle kapkaççılar kaçırırlar Hoca'nın yorganını...
Hoca da gözleri de aklı da şaşkın, bakakalır kapkaççıların ardından...
Geriye döndüğünde karısı arkasından "Neymiş bu gürültünün sebebi" diye sormaz mı?
Kadın dırdırı işte...
"Ne olacak be kadın, yorganmış tüm dertleri" diye dişlerini bileyleye dursun..
"Elime sizi bir geçirirsem, kazanın yerine sizi doğurtmaz mıyım?" diye söylenmiş hanımına doğru heavymetal yerine gecenin içinde ilerleyerek...

Hiç yaşayıp bilemediği zamanın gölgesinde o göl kıyısında dalgın ve ağlamaklı bakan çingene kadın, seslenmiş Hoca Nasrettin'e...
"Yorgan gitti duygular tükendi a hocam" demiş, "Allah’ım sen şahitsin halime, ruhum bedenimden gelen dürtülerle cebelleşmede eğer iznin olursa?"
Ağlayıp, azıcık kalaylayıp geçmişimi kucağına öyle geleyim... Hiçbir şey geçiştirmiyor şu kangren olmuş yüreğimi...
Saklı mı tutsam açığa mı vursam canımın yangınlarını bilemiyorum... Gün kavuşmasıyla da seçemiyorum çünkü gün batmaz kavuşur derdi benim canım anam...
Akşamın alacası taşıyor kalbimi geceye, az sonra bembeyaz açılır göz pencerem gizli saklı bahçemin içinde ki evime tebessüm ederim...
Bugün yine kırıldım, ümitsiz ışıksız yaşamaktan...

Ihlamur ağaçlarının altında yıldızlara sarınıp meleklere sığınıp sana geri döneceğim ve türlü sebeplerden ölüme "merhaba" diyeceğim....

Okuduğunuz için teşekkür ederim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazdığın için biz teşekkür edereiz sevgili rana, okumak keyifdi

Oğuzkan Bölükbaşı 
 10.12.2006 19:46
Cevap :
Ben sizinle KOCAMANIM şükür Allah'a :) Saygılarımla.  10.12.2006 22:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1987
Toplam yorum
: 5389
Toplam mesaj
: 722
Ort. okunma sayısı
: 4841
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Gazeteci - Yazar (NLP Uzmanı - İlişki ve Yaşam Koçu) Yaşarken dünyayı dolaşmayı, topraktan güneşe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster