Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '20

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
120
 

Oportünizm

OPORTÜNİZM

           Demokratik veya silahlı devrimi savunan sosyalistlerin, Oportünizm hastalığı ile bulanıklaşan sosyalizme inançları, CHP ve PKK eklemlenmesine dönüştü.

 

            Tutarsız düşüncelerin, anlamsız eylemlerle kamuoyuna yansıması, liberalizmi alternatifsiz bıraktı.

 

            Karl Marks’ın teorisinde; feodalizmden, kapitalizme, kapitalizmden liberalizme ve Liberalizmin emperyalizm sürecinde kokuşup çökeceğini öngörüyordu. Diyalektik olarak bu öngörü gerçekleşti.

 

            Ancak, Friedrich Engels’in, toplumda sosyalizmin % 1,5 lik destek payı ile demokratik devrim yolu kapalı diyordu. Ve işçi sınıfı palyatif olarak belirli bazı kazanımlar elde edip kaybedecek bir şeylere sahip olduğunda, kamuoyu desteği hiçbir zaman % 1,5 den yukarı çıkmaz diyerek sosyal demokrat bir geçiş süreci öneriyordu.

 

            Zamanla Friedrich Engels’in savunusu olan sosyal demokrat geçiş önermesi, ‘reformist’ ve hainlikle itham edilir oldu. Buna rağmen dünyada bir çok sosyal demokrat parti kuruldu.

 

           1936 yılında Alman sosyal demokrat partisi Hitlerin nasyonal sosyalist partisiyle koalisyon yaptı. Gerçektende Alman sosyal demokrat partisi, güçlenen Hitlerin nasyonal sosyalist partisi yeterli güce ve halk desteğine ulaşınca, Alman sosyal demokratlarını kullanarak Alman komünistlerini bir bir avladı.

 

            1917 Rus devrimi; sonradan ‘Bolşevik devrimi’ kimliği giyinince, ‘Dünya işçi sınıfı kardeşliği’ yerine ‘Bolşevik devrim’ ırkçılığı tuzağına dünya büyük sermayesi sürükledi.

            Çünkü; Vladimir Lenin ve Josef Stalin, dünya sermayesi sahiplerinden bir tren dolusu para alarak Rus Çarını yendi. Borcunu; devrimi Bolşevizm’e, ve sosyalizmi ‘Dünya işçi sınıfı kardeşliği’ yerine “Din uyuşturucu afyondur” çıkmazına sokarak ödediler.

 

             Ademi Merkeziyetçi hiyerarşik Vladimir Lenin (22 Nisan 1870-21 Ocak 1924) ve Josef Stalin diktatörlüğüne itiraz eden, Lev Troçki ve MÎR SAİD SULTAN GALİYEV. (1892-1940) bu yüzden 1940 yılında katledildiler.

 

              Karl Marks’ın 1848 yılında açıkladığı Komünist manifestoda “Din Uyuşturucu afyondur” betimlemesi, Avrupa gerçeğinde doğruydu. Çünkü üretim araçları Kilisenin elinde, ekonomi Kilisenin kontrolündeydi. Halkı Kilise adına ve ‘Tanrı’ ya karşı gelmekle tehdit ederek köleleştirmişlerdi.

             Ama bu realite görece olarak Avrupa gerçeğinde geçerliydi.

 

            Auguste Comte’nin Pozitivizmi 1857 yılında kendisiyle birlikte ölmesine rağmen, büyük sermaye; Sosyalist mücadeleyi boğmak amacıyla, Bolşevik devrimini, Pozitivizm aklıyla Marks’ın “Din uyuşturucu Afyondur” betimlemesi saptırmasında hedefini kapitalim yerine semavi dinlere yöneltmiştir.

 

               Sosyal demokrat partiler “dünya işçi sınıfı kardeşliği” severler. Ama sosyalizmi sevmezler, çünkü takiye yapmak zorunda kalıyorlar. Halka gelince ‘Müslüman’ım elhamdülillah’, Sosyalistlere gelince deistim diyorlar.

 

               Bu gün sosyalistler; kapitalizm ve emperyalizm yerine semavi dinlerle savaş halinde. Bunu da Marksizm yani sosyalizm adına yapıyorlar. CHP’nin kuyruğuna takılıp, ABD ve dünya sermayesinin düşman ilan ettiği özellikle Müslüman milletlerle savaşıyorlar.

 

              CHP ne solcu nede sosyalist. Son on yıl içinde izlediği siyaset tamamen oportünist ve takiye kurnazlığıdır.

Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 577
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster