Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '17

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
57
 

Öpücüklü Yazı

Öpücüklü Yazı
 

Öpmeyi, öpüşmeyi çok severiz. Öpüşmek sevgi ve dostluğun, samimi olmanın simgesi, belirtisidir.

Büyükler el öptürmeye bayılırlar. “El öpmekle dudak aşınmaz”, “bükemediğin eli öpeceksin”, “Arap eli öpmekle dudak boyanmaz” diye öğüt verir, elimizi öpenlere “El öpenlerin çok olsun” dileğinde bulunuruz. Satacağımız malın değerli olduğunu, “Ben bunu elimi öpene satarım” diyerek belirtiriz. Başarılar alından öpülerek kutlanır. Dostlar, arkadaşlar birbirlerini yanaklarından öperler. Enişteler baldızlarını bayram, seyran yokken öpmeye kalkarlar, baldızlar da, “Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?” diye şaşırırlar. Çaresizliğimizi “Anamı öpen kadı, kimi kime şikâyet edeyim?” diye anlatırız. Başkalarına müsait davrandığı halde bize gelince namusluluk taslayan kadınlara kızar, “Herkese şapır şupur, bize gelince yarabbi şükür mü?” diye sorarız. Sinemalarda, televizyonlardaki öpüşme sahnelerini seyrederken zevkten dört köşe oluruz!

            Biriyle vedalaşırken “öptüm” deniliyor günümüzde. Oysa “öpüyorum” ya da “öperim” demeliyiz. “Öptüm” dediğimiz zaman bu işin(!) geçmişte yapıldığı anlaşılır. Politikacılar seçimlerde bizi, seçimden sonra da anamızı öperler! Sözlerimizin doğruluğunu kanıtlamak için “yalan söylüyorsam ölümü öp” deriz. Mektuplarda büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülür.

            Otelde müşteri güzel hizmetçiye “Ben sabahları öpücükle uyandırılmak isterim” der. Hizmetçi,”Öyleyse kocama söyleyeyim. Uyandırma işini o yapıyor” diye konuşur.

            Güzel bir kız yaşlı bir kadınla bir mağazaya girer, kumaşların ederini sorar. Çapkın satıcı, “Metresi bir öpücüğe” diye yanıtlar kızı. O da yaşlı kadını gösterir, “Hesapları babaannem ödüyor” der...

            Bir türküde şöyle deniliyor:
            “Şu dağları tepe tepe
            Kar yağıyor sepe sepe
            Küçük hanım uykudaymış
            Uyandırsam öpe öpe”


            Bir türküde bakın ne soruluyor:
            “At olur da tepmez mi
            Yâr olur da öpmez mi
            Yârin öptüğü yerde
            Gonca güller bitmez mi?


            Bir manide de buna benzer bir soru var:
            “Gözlerin badem gibi
            Ölürüm görmeyince
            Ben sana yâr mi derim
            Bir kere öpmeyince”


            Başka bir manide âşık sevdiğine diyor ki;
            “Karanfil ekemedim
            Dalını bükemedim
            Yanağında gül açmış
            Kıyıp da öpemedim”


            Oysa komşu kızı çok becerikli:
            “Karanfilim kırmızı
            Gönlümün tek yıldızı
            Öptü de kaçıverdi
            Komşunun çapkın kızı”


            Öpücük deyip geçmeyin. Nedim’ e kulak verin:
            “Bus- i lâlin şöyle sir-ab-ı zülal eyler beni
            Kim gören ab-ı hayat içmiş hayal eyler beni”

            (Dudağının öpüşü beni ölümsüzlük suyu içmişe döndürür...)

            Her öpücük böyle değildir ama. Kimi de insanın başını derde sokar:

            Evin küçük oğlu, konuk olarak gelen güzel kadının yanına bir türlü yaklaşmaz, ondan uzak durur. Annesi kızar, “Öpsene oğlum ablanı” diye çocuğunu kadının yanına iter. “Hayır, öpmem,” diye geriye kaçar çocuk;

             “Geçenlerde babam kendisini öpmeye kalktı da tokadı yedi.”

            Gördünüz ya, kimi ve ne zaman öpeceğimizi bilmeliyiz, yoksa yanarız.

            “Yanan, kavrulan dudaklarımın
            Susuzluğunu gidersin diye
            İçeyim dedim dudaklarının şarabını
            Ama daha da arttı hararetim
            Çoğaldı yangınım...”


            Şair ne derse desin, yansak kavrulsak da buluşsun dudaklarımız:

             Sona ersin özlemlerimiz öpücüklerle

            Bitsin ikilik, gelsin birlik, aşk ve güzellik

            Aynı dili konuşalım...

            ERHAN TIĞLI

            **************

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öpüş külliyatı, her devirde geçer akçe.. Onun ilintilerini bulmak, yazıda bir araya getirirken de "ilinti" lerini sağlamak hüner ister. Bunu başarıyla yapmışsınız. Şiirle de pekiştirmişsiniz konuyu. Hiciv yazmak, ironi yapmak zor bir zenaat.Mizah, akıllılıların işi.. Blogda mizahçı çok az. Neden az? Çünkü zor bir yazım tarzıdır da ondan. Başarı dilerim bu yolda . Selam ve sevgilerimle.

Muzaffer Cellek 
 22.12.2017 0:26
Cevap :
Yorumunu nihayet okuyabildim. İlgine teşekkür ederim. Dost selamlar.  24.12.2017 9:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 64
Kayıt tarihi
: 28.11.17
 
 

Emekli öğretmenim. Yazı ve şiirlerim 50 yıldır gazete ve dergilerde çıkar. 21 kitabım yayınlandı,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster