Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '12

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
4576
 

Ordu Perşembe'ye Meteor düştü!!

Ordu Perşembe'ye Meteor düştü!!
 

Hadi bakalım buradan yakın…
Uzaydan gelen sesler yetmezmiş gibi, bir de tepemize taşlar yağmaya başladı.
Hani bunlar atmosferde zaten yanar yok olur, başımıza düşmezdi?!

Ah bilim ah…. Aaaaaah NASA ah!
Zaten daha geçen gün (hem de bu yıl ikinci kez) ABD’ye de düşmüştü.
O yüzden sormuşlardı da Nasa’ya, “Hani o astroid uzaktan geçecekti?” diye…

Çünkü Nasa, birkaç ay önce şu Maya takvimi ve Marduk söylentileri üzerine bir gezegen yaklaşmadığını sadece bir astroidin, o da taaa Şubat 2013’te Dünya’nın yakınından geçeceğini söylemiş, ama sonra bundan da vazgeçerek (baktı ki insanlar 21 Aralık’tan endişeli) o astroidin de çok uzaktan geçeceğini açıklayarak, hiçbirşey olmayacak demişti.

İyi ki de olmuyor hakikaten, iklimdeki anormallikler, depremlerdi, kasırgalardı yetmezmiş gibi şimdi de zırt pırt göktaşları düşer oldu.

En son da bunun “yıldız yağmuru” olduğunu açıkladı.
Oysa bu gerçekten, hani o hep bildiğimiz türden bir yıldız yağmuru olsa, yıldız yağmurları senede 2-3 kez, üstelik de belli ve “bilinen” periyodlarda her sene zaten olur ve işte onlar zaten atmosferde yanar yok olur ve düşmezler de yer yüzüne. Biz de sadece “kayan yıldızlar” olarak görürüz onları.

Yani… bu yıldız yağmuru değil!

Onun için ben de “Uzaydan gelen sesler” başlıklı yazımda Nasa’nın  “olmak” ya da “olmamak” ve de hatta asıl, “uzak” ve “yakın” kavramlarından ne anladığını, “bilim”den de ne anladığını, zira böylece bilimin de ne olup, ne olmadığını veya nasıl olması gerektiğini de sorguladım, irdeledim ya biraz…

Yani işte sebepsiz değildir hiçbir şey!

Ordu ilimizin Perşembe ilçesine de şöyle düşmüş o göktaşı,  an be an güvenlik kameralarıyla da tesbit edilmiş:

http://www.youtube.com/watch?v=TcKYpoTFH8I

İyi ki de denize düşmüş “şimdilik”!
Ya şehrin göbeğine düşeydi…
Geçmiş olsun o bölgedeki insanlarımıza da.

Allah’a emanetiz anlayacağınız, bilim-milim bile hikaye!
Çünkü doğruyu söylemiyorlar insanlara, gizliyorlar bildiklerini, gerçekleri.
Böyle bilim mi olur?

Çünkü bilim, bilimse eğer, en başta asıl şunu bilmez mi hiç:
Bir öyle der, bir böyle dersen, güvenmez insanlar bilime zaten.
Bilime güvenmeyince de, korkarlar tabii insanlar da
Ve nerde hurafe, ona inanırlar tabii haliyle de…

Bilim-miş!
Bilim bile kendi kendine ihanet ediyor.
Olacak iş değildir.




Filiz Alev
13.12.”12

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, aslında ilgi çekici ancak, ülkemiz bu konulara ilgi göstermiyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 17.12.2012 15:24
Cevap :
Aslında "kendi başına gelmediği için" önemsemiyor. Nasıl olsa onun başına gelmemiş, ilgilenmiyor. Oysa Perşembeliler o gece sabaha kadar uyumamış, ama kimin umurunda:( Bencilliktir, duyarsızlıktır işte, kendine müslimlik ve de cehalet/bilinçsizlik. Teşekkürler, selamlar...  17.12.2012 18:25
 

Merhaba, İnsanlar bile kendilerine ve hemcinslerine ihanet ediyorken bilim etmiş çok mu:) Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 14.12.2012 11:03
Cevap :
Lâkin HAYAT, ihanet üzerine değil, sadakat üzerine kuruludur ama... açıklık, doğruluk, netlik, adalet = Güven. :)) Teşekkürler, saygılar...  14.12.2012 12:19
 

Sn. Filiz ALEV merhaba. On yıl kadar önceydi; MARS bizi ziyarete gelmişti. Siz de izlemişsinizdir. Yazlıktaydım. Teleskop yoktu. Çıplak gözle doyasıya seyrettim; doyamadım. Portakal büyüklüğünde ve rengindeydi. Elbet gece-gündüz apaçıktı. Elimi uzatsam, tutacakmışım gibi geldi bana. Uzayla içli-dişli olduğum için, elli altı milyon km. uzaklık bana, 'Aha şurda' dedirtecek kadar yakın geldiydi.Ya bu hesabı yapanların zihin gücüne ne demeli?! Dakikayı bile hesaplamışlar. Altmış (60) yıl sonra yine geleceğini bildirdi BİLİM adamları; sevindim. Yaşım seksen; ama olsun beklerim... Mektubu böyle noktaladım: 'Sevgili Mars, döneceğine söz verdin; unutma!' Bir yazımda Kürenin Kibri'ne değinirken demiştim ki gök cisimlerinin hepsi küresel. Küre, daireler yumağı, kümesidir. Kendisini kolay ele vermez. 'Pİ' sayısı bunun kanıtı. Bin basamak yürütüldü (3.1415..) yine de devirli kesir olmadığı kanıtlandı. Bilgisayar, bir-buçuk trilyon basamak yürüttü. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

Nadir Şener Hatunoglu 
 13.12.2012 18:08
Cevap :
Öyle sımsıcak,güpgüzel bir yorumdu ki,okudukça her satırda daha da artarak çok değerli bir insandan yansıyıp varlığımla özdeş o insanî yalın içten huzurum mutlulukla da sarıldı,coşkuyla bu engin-yüksek çınarı sayfamda görmekten çok memnun oldum. Merhaba şereflendirdiniz, hoşgeldiniz.Dedim ki iyi ki bu yazıyı yazmışım,iyi ki siz de tesadüf etmiş ve birkaç satır yazmak istemişsiniz.Çok teşekkür ediyorum.Matematik yaşamın kendisidir, hayat matematiktir zaten.Aynı zamanda dilidir bilimin.Keşke dedim ama "maruzat" da bu denli küreler gibi,Pi sayısı gibi kendini ele vermeyip,sanat ardına gizlenmek yerine,"sır"dan kurtulup daha şeffaf has arı duru berrak bir netlikle sunabilseymiş kendini.Çünkü benim bilimden,bilim insanlarından beklediğim,özlediğim de tam da budur işte.Bilimin kendini savunmaya ihtiyacı yoktur.Çünkü bilim arı-duru-has ve doğrudur, nettir zaten,yani,öyle olmalıdır.Bilimin bir tek şeye ihtiyacı var.İlime. Nasıl ki ilim,bilimsiz asla olamazsa,bilim de öyledir. Saygılarımla...  14.12.2012 12:12
 

Bilim kendi kendine ihanet etmez. Dünyaya her yıl yüzlerce Astroidin düştüğü gizlenen değil bilime gerçekten değer veren insanlar tarafından bilinen bir gerçekliktir. NASA'nın bahsettiği tehlike arz edebilecek boyutta bir göktaşıdır ki onun da dünya için bir sorun teşkil etmeyecek olması sevindirecek bir olgudur. Bilimin günümüz itibarıyla her şeyi keşfettiği ve bildiği elbette ki düşünülemez ama her şeye rağmen bilimin en gerçekçi ve güvenilir bilgi kaynağı olduğuna en azıdan benim en ufak bir şüphem yoktur. Sokakta yürürken başına bir saksı düşmesi veya bir TIR'ın altında ezilme olasılığının astroid düşme olasılığından çok daha büyük bir ihtimal olduğunu bilmek seni biraz rahatlatır mı bilemem ama ben kendi adıma yine de bilimlere güvenmeye devam edeceğim. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 13.12.2012 14:10
Cevap :
Merhaba.Bir yanlış anlama var sanırım.Benim bilimle kendi adıma herhangi bir sorunum yok,hiç olmadı da.Çünkü aynen bilimin de istediği gibi benim aklım hep devrededir.Hatta benim bilimle barışık olduğum kadar hiçkimsenin olduğunu da sanmıyorum zira her zaman bilim benim en büyük yardımcım,olmazsa olmaz kılavuzumdur da. Ama insanların bilimle sorunu var işte, "toplumun" bilimle sorunu var,mesele orda.Bilim toplumdan uzak, kopuk! Bu da bilim insanlarının hatasıdır,diğer insanların değil. Ayrıca ben yazımda bilimden ziyade de asıl Nasa'ya çok kızmaktayım.Sen Nasa'nın gerçekten bir bilim kuruluşu ve bilim insanı saygınlığında,netliğinde ve şeffaflığında olduğunu düşünüyorsan,daha dikkatli gözlemlemelisin diyeceğim. Bir yazım daha var ki,asıl bu konu orada yazılı "uzaydan gelen sesler" başlıklı yazım, bekliyorum dünden beri girsin yayına diye ama ne zaman bilmiyorum.Asıl durum orda daha belli.Belki o zaman beni de,bilimi de,yani gerçeği-gerçekleri biraz daha doğru saptayabilirsin.Sevgiler..  14.12.2012 12:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 1643
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3039
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster