Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
325
 

Ordu ve terör

Ordu ve terör
 

Hemen her gün bir yenisini izlediğimiz şehit cenazeleri ve iç güvenlik bölgesinde görev yapanların yaşadıklarını daha önce anlatmaya çalıştım. Son zamanlarda gerek basında gerekse de milliyet blog sayfalarında terörün bitirilmesi amacıyla ırağın kuzeyine girilsin mi, girilmesin mi tartışması yapılıyor.

Terör bu ülkenin 1. sorunudur ve şehitler hepimizin yüreğini yakmaktadır ve Terörün bitirilmesi hepimizin ortak dileğidir ancak bunu sadece kuzey ırağa ordunun girmesine odaklamanın sakıncaları olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Böyle bir yaklaşım kamuoyunda ciddi beklentilere yol açıyor. Sanki Türk ordusu kuzey ırağa girince terör bitecekmiş gibi bir hava var. Böyle bir beklenti ordu o bölgeye girerde hala terör devam ederse toplumun orduya güvenini yıkabilir. Aynı şekilde pkk nın zannedildiğinden daha güçlü gösterebilir. Örgüt bunu, bak üslerimizi bastınız ama biz güçlüyüz hiç bir şey yapamadınız türünde propagandalar yapabilir. Hükümet ile ordu arasında ve bazı basın organları arasında iyi ilişkiler olmadığı bilinen bir gerçek aynı şekilde ne ordunun ne de hükümetin sınır ötesi operasyonu tek başına karar veremeyeceği de gerçek. Başbakan ve Genelkurmay başkanı nedense yüzyüze konuşmaları gereken şeyleri basın aracılığı ile yapıyorlar. Peki milli güvenlik kurulu ne işe yarıyor neden orada konuşulmuyor bunlar. Konu bu kadar hassas, bu kadar ciddi ve gizli kalması gerekirken bir takım siyasi sürtüşmeler ve görüş ayrılıkları yüzünden her şey ortalıkta ve sokak çocuğu kavgası havasına bürünüyor. Devletin en tepesindeki ve en güçlü konumdaki cumhurbaşkanının da uzlaştırıcı olması gerekirken aleni bir şekilde taraf olması da işleri daha bir karmaşık hale getiriyor.

Benim görev yaptığım 90 yılların ortalarında Tunceli de 2 terörist öldürdük diye sevinirken televizyonda 1 mayıs gösterilerinin yapıldığı İstanbul da E-5 karayolunun genişliği kadar pkk bayrağı açmışlardı, üstlerindeki kıyafetlerde bizim dağda geberttiğimiz insan müsveddelerininkiyle aynıydı. Yine aynı yıllarda bir parti kongresinde pkk bayrağı açıldığını hatırlıyorum. Osman baydemir denen vatan haini ölen teröristlerin leşlerini askerini öldürdükleri devletin arabasıyla taşımadı mı ve hala bu kişi belediye başkanlığı yapmıyor mu? Ya mecliste Kürtçe yemin edenler, neden hala dışarıdalar ve tekrar meclise girme hesapları yapıyorlar. Yok, şartlı tahliye yok pişmanlık yasası adı altında affettiğimiz şerefsizlerin hepsi tekrar eski icraatlarına devam etmiyorlar mı? Yanı başımızda böyle olaylar olurken kuzey ırağa askeri müdahaleye kimse bel bağlamasın. Önce bunların halledilmesi gerekiyor.

Hep aynı sınıftan, jandarma teşkilatında askerler şehit oluyor. Bu onların sabit görev yapmasından ve kolay hedef olmasından kaynaklanıyor fakat jandarmada rütbelilerin az olması, çoğunun terör konusunda eğitimsiz olması da kayıpları artırıyor gibi geliyor. Belki Türkiye’nin bazı bölgelerindeki jandarma karakolları piyade birliklerine devredilebilir ya da karma birlikler oluşturulabilir böylece kayıplar da azalabilir kanaatindeyim.

Belli ki örgüt taktik değiştirdi. Kalleş güreşiyor uzaklardan patlatılan bombalarla etkili oluyorlar. Bu durumda orduda taktik değiştirmeli, bana göre doğu da görev yapmış subayların tekrar eski görev yerlerine gönderilmesi onların tecrübelerinden faydalanmak sanırım çok etkili olacaktır. Aklıma daha sert tedbirler geliyor ama şimdilik o konuları açmayacağım sadece askerin yetkilerinin artırılması gerektiğin söylüyorum.

Birde içimizdeki vatan hainleri meselesi var. Milliyet blogdaki esraöner kardeşimde bu konudan bahsetti sağ olsun. İngiliz ordusunda prensler ırağa giderken bizim ordumuzda bir tane milletvekili bir tane bakan, iş adamı, müsteşar, zengin , şarkıcı türkücü neden doğuya gitmez. Hani kura çekiliyordu askerlik yeri için bu torbada hiç mi ensesi kalın birinin çocuğu olmaz. Biz 5 asteğmen aynı tabura gelmiştik içimizden bir tanesi daha sonra tugay karargahına sonra Ankara ya gitti geçici görevle sonrasında anladık ki bu kişi dönemin ulaştırma bakanının öz yeğeni oluyor. Bölük ve tabur komutanlarına bile bazı kişiler operasyona çıkmasınlar diye telefonlar geldiğini ben biliyorum. Hani şimdilerde şehit cenazelerinde slogan atıp tuhaf el hareketleri yapanlar var ya ben onlardan da görmedim operasyonlarda yanımda varsa yoksa hep gariban çocuklar köylüler yada orta sınıf ailelerin çocukları. Ya paralı askerlik(bedelli) yapanlara ne demeli ölenlerin suçu paraları olmaması mı? Sahte çürük raporu olanlar içimizde geziyor. Hepimiz biliyoruz onları hangimiz tükürdük suratlarına hangimiz dışladık onları sorun bakalım kendinize.

İçimiz yanıyor şehitleri görünce, gözlerimiz doluyor kahroluyoruz. Fakat kimsenin şüphesi olmasın bu vatan iki tane çapulcuya kalmaz gerekirse bir daha gideriz askeri gerekirse daha çok adam şehit olur. Bir şehit annesi ne güzel söyledi; ‘Bir oğlum öldü daha binlerce oğlum var’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 10.01.07
 
 

35 yaşındayım, bekarım. Kayseri'de bir meslek lisesinde öğretmenim. Uzun yıllar mesleki teknik eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster