Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '11

 
Kategori
Genetik
Okunma Sayısı
400
 

Organ deposu "embesil klonlar"

Organ deposu "embesil klonlar"
 

Hepimiz birimiz, birimiz kendisi için......


Hani derler ya; Suyun önünde durulmaz, işte genetik bilim de öyle ilerliyor. Karşısında durmaya çalışanları da önüne katarak. Biraz ürkütücü, hatta kelimeyi doğru kullanırsak korkutucu bir süreç bu. Çünkü suni organ yapımı, genetik bilimin hızına yetişemezse, insanlık tarihinde, engizisyon ya da toplama kampları dönemine denk, iğrenç dönem bir yaşanacak.

Daha önce yeni-nesil-efendiler-1, 2, 3 yazılarımda insan “klonlamadan – tıpkılamadan” bahsetmiş, onların “birey” oldukları bir geleceğe ait projeksiyonlar vermiş, ama insan yedekleme konusuna hiç girmemiştim. Şimdi, bu konuya girmenin tam zamanı, çünkü konunun alt yapısı tamamlandı. Kamuoyuna sunulan bilgilerin yaklaşık on yıl eskiyi yansıttığını kabul edersek, şu anda neler yaşandığı ve yakın gelecekte neler olacağı hakkında fikirler üretebiliriz.

Her insanın hayalidir sonsuza dek yaşamak. Özellikle de sağlıklı yaşamak. Bunun için gerçekleştirilmesi gereken, eskimiş organların, vücuda uyumlu olan yenileriyle değiştirilmesidir ve “klonda – tıpkı da” vücuda uyum oranı yüzde yüzdür. Hiç bir problem yaşanmaz.

Bu konu, sinema sektörünün de ilgisini çekiyordu. Organ deposu olarak kullanılan klonlar konusunda pek çok film yapıldı. Hollywood yapımı “Ada – Island” ve İngiliz yapımı “Never let me go – Beni asla bırakma” aklımıza ilk gelenler.

Gayri resmi atılan adımları bilemiyoruz ama, geçtiğimiz günlerde bu konuda, resmi olarak dev bir adım atıldı. Atıldığı ülke de, daha önceki yazılarımda belirttiğim ve atılacağını beklediğim ülke; İngiltere.

Tahminime göre, “yeni nesil klonlamalar” İngiltere’de olmasa da, İngiltere’nin etkisi altındaki ülkelerden birinde gerçekleştirilecekti. Çünkü klondan organ ticareti, gelecek 50 yılda, dünyanın en karlı sektörlerinden biri olacak ve İngiltere bu konuda önder ülke. Nitekim olay kanunlaşmadan önce, İngiltere’nin en önemli üniversitelerinden College London, Newcastle ve Warwick’in son üç yıldır toplamda 155 adet insan-hayvan karışımı embriyo ürettiği ortaya çıktı.

İngiltere’de, bilim alanında reform niteliğinde değişiklikleri kapsayan “İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Yasası”, parlamentoda, 355'e karşı 129 oyla kabul edildi. İngiliz Avam Kamarası, kök hücre tedavisi için, insan ve hayvan embriyolarının karıştırılıp, “melez embriyo” üretilmesine onay verdi. Lordlar Kamarası’nda da kabul edilip, Kraliçe’nin imzalamasıyla, kanun yürürlüğe girecek.

Pek çok hastalığın tedavi yolunu açacağı belirtilen uygulama, muhafazakarlar arasında tepkiyle karşılandı. Özellikle de Katolik parlamenterler tarafından. Katolik Kilisesi’nin olayı şiddetle kınayacağı belirtiliyor ama zaten tarih bize, İngilizlerin Vatikan’ın aforozundan pek korkmadıklarını söylüyor.

Bu işin, olay yaratan çalkantılara sebep olmadan yürümesinin iki büyük sebebi var. İngiliz parlamentosundaki iki büyük parti liderinin çocukları da hasta. Başbakan Gordon Brown’un 2 yaşındaki oğlu ‘kistik fibroz’ hastası, muhafazakarların lideri David Cameron’un 2 yaşındaki oğlu ise epilepsi ve beyin felci.

Çıkan yasa ve gideceği noktalar, insanların muhafazakarlıklarının çerçevesini çizmede de bir sınav. Ben “muhafazakar” diye, o organ olmazsa çocuğunun, torununun ya da özellikle de kendi ölümünü kabullenebilene derim. Yoksa bedavaya esip üfürmek, elaleme muhafazakarlık taslamak kolay iş. Atasözünün dediği gibi “Bekara karı boşamak kolay gelir”

Bakın, İngiltere’deki muhafazakarların başı, iş kendisine dokunduğunda nasıl kıvırıyor; “Epilepsi ve beyin felci olan 2 yaşında bir oğlum var. Ona bakınca nasıl acı çektiğini görüyorum. Bu yöntemle Frankenştayn canavarları üretilmiyor. Bir inekten bir yumurta alınarak, insan DNA’sı enjekte ediliyor ve sadece 14 gün tutuluyor”.

Madem bu kadar muhafazakarsın, neden “Muhakkak bir hatamız vardı ki, tanrı bize böyle bir evlat verdi. Ona bakmamız, günahlarımıza kefaret olarak bize bahşedildi” diye kabullenmiyorsun? “Oğluna dair bir şans gelince, inancın mı zayıfladı?” diye sormazlar mı adama. Eminim Cameron’un böyle bir dert olmasaydı, bu kanun Avam Kamarası’ndan bu kadar kolay geçmeyecek, böyle bir kanunun geçmemesi için muhafazakarların başı olarak kendisini yerden yere atacaktı.

Yazının devamını http://diflek.com/1108/organ-deposu-embesil-klonlara-dogru/ adresinden okuyabilirsiniz 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1533
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Olduğu gibi kabullenmek yerine "neden" sorusunu sormayı yeğlerim. 25 seneye yakındır senaryo çalışma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster