Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Organik Ürünler
Okunma Sayısı
3739
 

Organik ürünler neden pahalıdır?

Organik ürünler neden pahalıdır?
 

Bir süpermarkete gittiniz (veya İnternet'te sanal bir organik ürünler mağazasındanız). Süt ve süt ürünleri bölümündesiniz. Parlak ışıklar altında dizili muhtelif ürünler arasında "organik çilekli yoğurt" dikkatinizi çekiyor. Meyveli yoğurtları çocukluğunuzdan beri seviyorsunuz ve sepete koymak için elinize aldığınızda fiyatına takılıyorsunuz. Elinizde tuttuğunuz fiyatı 3.50 YTL ve miktarı sadece 250 gram olan küçücük bir yoğurt kasesi. Miktarına göre pahalı, çok pahalı buluyorsunuz. Hele yan raftaki "çilekli yoğurt" sadece 0.4 YTL. Aradaki fiyat farkı neredeyse 10 kat kadar fazla. Aklınızdan şunlar geçebilir.

a) Organik yoğurt nasıl bir şeydir acaba? Bir deneyeyim şunu.
b) Bebeğim için iyi bir şey olmalı. Pahalı olsa da buna değer!
c) Madem organik olanı pahalı, o zaman kalitelidir. Alayım.
d) Boş versene! Herşeyiyle benzer gözüküyorlar. Organik diye niye fazla para vereyim ki?
e) Hiçbiri (Bende organik alacak para nerede? Organik olmayanı bile zar zor alıyorum).

Eğer a,b,c şıklarındaki gibi düşünmüşseniz sepetinize bir veya birkaç yoğurt kasesi koymuş olabilirsiniz. Ancak tercihiniz ne olursa olsun "organik" nedir? sorusunu yanıtlamaya devam edeceğim ben yine de. Türk Dil Kurumu Genel Türkçe Sözlük'te organik sözcüğü "organlarla ilgili, uzvi" diye tanımlanmaktadır. TDK, organik tanımında biraz zayıf kalmış ama ünlü Merriam-Webster'da bir sıfat olarak birçok anlamını bulmak mümkün. Bunlardan birine göre "karbon içeren herhangi bir bileşik" organiktir. İkinci olarak canlı organizmalara ilişkin veya canlı organizmadan elde edilen, türetilen şeyler "organik" anlamına gelmektedir.

Şimdi "organik çilekli yoğurt"a dönelim. Yukarıdaki tanımlara göre "organik çilekli yoğurt" canlı organizmalardan elde edilmektedir ve yapısında karbon bulunan bileşiklerden bulunmaktadır. O halde organiktir. Doğru! Yoğurt yapımında kullanılan süt canlılardan; inek, koyun veya keçiden sağılmaktadır. Süt mayalanmakta ve yoğurt elde edilmektedir. Sütün bileşenlerinden birini örnek olarak alırsak, meselâ süt şekeri yani laktoz karbon içeren bir bileşiktir. Çilek de yine bir canlı olan çilek bitkisinin meyvesidir ve bileşiminde karbonlu şekerler bulunur. Sonuç olarak "organik çilekli yoğurt" organik bir gıdadır. Peki ya "çilekli yoğurt"? "Çilekli yoğurt" da yukarıdaki sözlük tanımlarına göre organiktir. Nasıl yani? Öyledir, çünkü "çilekli yoğurt" da inek, keçi veya koyundan sağılan sütten ve çilek bitkisinin meyvesi olan çilekten yapıldığına göre "çilekli yoğurt" da "organik çilekli yoğurt" gibi organiktir.

İyi de o zaman aradaki fiyat farkı neden bu kadar yüksektir? Ve niye o küçücük kasenin üzerindeki etikette iri yazıyla "organik" ibaresi yer alırken diğerinde yoktur? Aslında iki yoğurdu farklılaştıran şey yapıldıkları malzemenin süt ve çilekli olması değil kullanılan sütün ve çileğin organik olup olmamasıdır. Yani "organik çilekli yoğurt"un yapıldığı süt ve çilek organik tarımsal üretim ile elde edilmekte iken "çilekli yoğurt" yoğun tarımsal üretimden elde edilmektedir.

Bu durumda organik çilekli yoğurdun üretiminde kullanılan süt ve çilek nasıl elde edilmektedir? Cevap basit. Organik tarımsal üretim ya da kısaca organik tarım ile elde edilmektedir. Organik tarım, temel ilke olarak üretimde kimyasal gübre, bitki mücadele ilacı, büyüme düzenleyici maddeler, antibiyotikler, hormonlar gibi yapay yolla üretilen maddeler kullanmamayı veya zorunlu kalındığında çok sınırlı miktarda kullanımı ile yapılan tarımdır. Toprağın verimliliğini arttırmayı, toprak ve su kaynaklarının kalitesini korumayı sağlayan bir üretim biçimdir. Ayrıca bitki ve hayvan materyali ve üretim girdisi olarak "genetiği değiştirilmiş organizma" kullanımını reddetmektedir.

Organik tarımsal üretim doğal veya biyolojik unsurları dikkate alarak yapılır. Bu yüzden "biyolojik tarım" olarak da adlandırılır. Gübre olarak kimyasal gübreler değil çiftlik gübresi kullanıldığında toprağın biyolojik aktivitesi korunmuş olur. Yani toprakta mikroorganizmalar, solucanlar ve diğer canlı organizmalar çalışır. Toprakta drene olan sular yoğun kimyasal gübre kullanılmadığından daha temiz olur ve böylelikle su kaynaklarının kalitesi korunmuş olur. Zararlı böcek ve organizmalarla savaşımda avcı böcekler, örneğin azederachtin türevi bitkisel kökenli mücadele ilaçları, yapışkan sinek kağıdı gibi mekanik mücadele tekniklerine başvurulur. Sonuçta, toprak ve su kaynakları kendisini bir sonraki üretim süreci için kendisini yenileyebilmekte, kaynakların aşırı ve tükeniş pahasına kullanımının önüne geçilebilmektedir. Bu nedenle organik tarım aynı zamanda bir "yenilenebilir tarım" biçimidir. Yenilenebilirlik üretim yapılan kaynakların verimlilik düzeyinin üretim sonrası eski düzeyine ulaşabilmesi, yani kaynakların kendini onarabilmesidir.

Organik tarımla üretilen ürünlerde toksik ve kanserojen etkili sentetik kimyasal bileşik kalıntıları bulunmaz. Sonuç olarak organik tarım, yaygın olarak uygulanan yoğun tarımsal üretime göre daha az ve daha yüksek maliyetle ürün elde edilmesini sağlar. Ancak organik tarım, üretim çevresinin doğal iklim ve toprak yapısına uygun şekilde yapıldığında üretim maliyeti düşürülebilmekte ve verimlilik artışı sağlanabilmektedir. Bu durumda yerel koşulların mutlaka iyi incelenmesi, yerel koşullara en uygun bitki ve hayvan materyalinin seçilmesi ve yetiştirme tekniklerinin belirlenmesi gerekli olmaktadır.

Organik üretim maliyeti böyle yüksek oluyorsa neden organik tarım yapılıyor? Neden organik gıdalar üretiliyor? şeklinde sorular akla gelebilir. Bu bir ekonomik sorudur ve ekonomik yaklaşımla şöyle basit bir cevap vermek mümkündür. Organik gıdaya talep varsa organik gıda arzı olacaktır. İnsanlar eğer yeterli satınalma güçleri varsa, yani gelir düzeyleri yüksek ise yoğun üretimden elde edilen sağlık riski taşıyan gıdalar yerine organik gıdaları satın alacaktır. Organik gıda tüketimi için oluşan böyle bir tercihe bağlı olarak organik tarım da mevcut olacaktır. Ancak bu soruyu, zengin bir tüketici değil de sorumlu bir yurttaş bilinci içinde çevreci bir yaklaşımla cevaplamak ta mümkündür. Organik tarım gelecek kuşaklara kirlenmiş, bozulmuş ve tükenmiş doğal kaynaklar yerine korunmuş, geliştirilmiş ve kullanılabilir doğal kaynaklar bırakabilmeyi sağlamaktadır.

Bu cevap bizi özellikle son yıllarda gittikçe daha çok ve daha çok tartışılan bir başka terimle buluşturmaktadır. "Ekolojik tarım" ve bunun sonucu olarak ekolojik ürün. Ekolojik tarım nedir? Toprak ve su kaynakları, biyoçeşitlilik ve çevredeki diğer doğal kaynakları koruyacak yöntemlerle yapan, tarımsal üretim sahasını bir ekosistem parçası olarak gören bir üretim yaklaşımıdır. Ekolojik tarım, doğal yaşama ya da ekosisteme zarar vermeksizin bitkisel ve hayvansal üretim yapmayı sağlayan üretim yöntemleri bütünüdür. Bu nedenle, "çevre dostu tarım" veya "çevreye saygılı üretim" diye de anılan bir üretim şeklidir.

Ekolojik tarım veya çevre dostu tarım çok zor, pahalı ve ürün miktarını düşürücü ve hatta bazı açılardan caydırıcı da olabilir. Sonuç olarak birbiriyle çelişen, çatışan birçok faktörü bir kardeş olarak barışcıl biçimde bir araya getirecek bir noktaya getirmek zorunluluğu söz konusudur. Yani hem çevreyle uyumlu, hem üretim miktarı yüksek, hem ekonomik olarak yapılabilir ve hem de sosyal olarak arzu edilen bir tarımsal üretim yapmak çok zor bir iştir. İşte bu sorun "sürdürülebilir tarım" şeklinde bir terimle daha tanışmamızı sağlıyor. Sürdürülebilir tarım işte yukarıdaki birçok faktörü bir araya getirerek, dengeleyerek üretimi sürekli yapabilmeyi ifade eden, ön plana çıkaran bir anlayıştır.

Şimdi bu kadar açıklamadan sonra "organik çilekli yoğurt"a geri dönelim. Yukarıdaki açıklamaları dikkate aldığınızda, çilekli yoğurdun "organik"i için fazlasıyla bir bedel ödendiği ortada. Ama bu farkı, fazla parayı ödemeyi üretimin yapılabilirliğini gelecek kuşaklar için bugünden koruyabilmek için yaptığınızı; toprağı, suyu, biyoçeşitliliği koruduğunuzu; ekosistemin bir parçası olarak yaptığınızda çok fazla zorlanmayabilirsiniz.

Bir de uyarı. Organik gıda alırken etiket aldatmacılığı ya da etiket yalancılığına dikkat etmelisiniz. Şimdi "organik çilekli yoğurt" etiketine tekrar bakalım. Yoğurt kasesinin üzerindeki etiketin ilk satırında kocaman kırmızı harflerle "ORGANİK", ikinci satırda daha küçük puntolarla "çilekli yoğurt" yazıyorsa ne anlarsınız?

a) Bu yoğurt organik çilek ve organik sütten üretilmiştir
b) Bu yoğurt organik çilekten ancak organik olmayan sütten üretilmiştir.

Gerçeğin b olmasına rağmen a gibi yutturulmaya çalışıldığı durumlarla karşılaşmak olasıdır. Bu nedenle etiket üzerinde renksel ve puntosal oyunlara dikkat edilmelidir.

Bir de şöyle bir sloganla karşılaşabilirsiniz: "%100 organik". Bana göre bir gıdanın "%100 organik" olması mümkün değildir; "%100 organik üretmeye gayret" veya "%100 Organik Yönetmelikleri'ne uyum" söz konusudur.

Bu alanda cevaplanması gereken başka sorular da var. Örneğin bazı ürünlere organik etiketi mi yoksa doğal etiketi mi yapıştırılmalıdır? Doğal olan organik olandan daha mı iyidir? Yarı organik, kısmi organik gibi derecelendirmeler olmalı mı yoksa olmamalı mıdır? Fiyatlandırmalar nasıl yapılmalıdır? Organik ürünler sağlığı koruyucu mudur? Organik olmayan üretim yasaklanmalı mıdır? Türkiye organik ürün üretiminden kazanır mı yoksa kaybeder mi? Bu sorular bir hayli arttırabilir. Ancak kabaca söylemek gerekirse ne organik gıda bir mucizedir, ne de organik tarım tek başına bir çevre kurtarıcısıdır. Daha önce de söylediğim gibi organik tarımın gidebileceği yer ve başarısı nüfus, çevre, ekonomi ve sosyolojinin dengeli bir karışımıyla ulaşılacak formül ile belirlenebilir.

Ancak ister organik olsun isterse olmasın, şeffaf gıda izlenebilirliği bilgi sistemleri olmaksızın, ürünleri tüketici ile buluşturan marketlerin bir köşesinde birkaç İnternet kioskunda barkod ve radyo frekansı desteği ile gıdanın orijin ve yetiştirme bilgilerini ayrıntılı biçimde gösteren sistemler bulunmaksıznı yanıltıcı etiketler sorununu etkili biçimde aşmak olası değil gibi gözüküyor. Sadece belli zamanlarda denetime dayanan sertifikasyon işlemleriyle organik üretim kontrolü yapmak başarılı sonuçlar sağlamayabilir. Tüketici tercihlerini ön plana çıkaran ve tüketiciye saydam olan izlenebilirlilik sistemleriyle tüketiciyi denetim mekanizması içine alan uygulamaların bir an önce hizmete alınması gereği vardır.

Esen kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1887
Kayıt tarihi
: 23.05.07
 
 

çevre ve ekosisteme gönül vermiş, doğada dolaşan, doğayı seven ve doğanın dilini öğrenen ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster