Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
943
 

Orhan Bahtiyarla gelen Temel Britannıca

İzlenimler

Gizemli Bir Söyleşi Nabide KILINÇ

ORHAN BAHTİYAR’LA GELEN TEMEL BRİTANNICA ANSİKLOPEDİSİ

Bir gün elimde DEVRİM Gazetesi. Gazeteyi okumaktayım. Sayfanın bir köşesinde “BİR YUDUM SEVGİ ÇAYI” başlıklı bir yazıyla karşılaştım. Yazarı Milas’ta oturan “Orhan Bahtiyar”. Bahsettiğim bu yazı yıllar öncesine ait. Yazıyı arşivime aldım. Bir suretini de panoma iğneledim. O gün bugündür panoda okunmakta, görülmektedir. Yazının sonunda şöyle demektedir; “Birer bardak sevgi çayı içerek, yeniden bir başlangıç yapabilir miyiz hep birlikte? El ele omuz omuza diz dize, göz göze... Neyimiz eksik ki bunu başarabilmek için?

Orhan Bahtiyar’ı tanıyalım birlikte. Şu an Milliyet Blog’da yazmaktadır. Yazar-mimar. Kıbrıs’ta dünyaya geldi. 1991 yılında Londra’ya gitti. Bir yıl kaldı. 1993 yılında Milas’a geldi. O yıldan bu yana hem mimarlık hem yazarlık yapmaktadır. 4 eseri yayınlandı, son romanı “Milas’ta Son Çığlık”dır.

Gazeteci-yazar dostum Sakin Koşar’ın kitap tanıtımında karşılaştık. Sohbet ettik. Kütüphane deyince, elindeki pek çok ansiklopediyi bulunduğu yerde kütüphaneye verdiğini sadece elinde “Temel Britannıca” kaldığını söyledi. İhtiyacımız olduğunu belirttim. Vereceğine söz aldık.

25 Temmuz’da Milas’ta gerçekleşen “Basın Gecesi”nde yine karşılaştık, konuştuk. Bir gün ve ilk defa çıkageldiği Yerkesik’e beldeme bir kucak dolusu” temel britannıca” ile geldi. Yanında arkadaşı İlhan Hazer beyefendi ile.

Orhan bey geldiğinde evdeydim. Telefon etti. Hemen çıkıp geldim. Kütüphanemin bahçesini çok severim. O günlerde “boğa güreşi” yapılacak Yerkesik’te. Onca çocuk toplanmışlar etrafına, konuşuyorlar ve bu çocuklar Orhan beyle arkadaşı İlhan beyi boğa güreşlerine kalmaları gerektiğini söylemişler. Geldiğimde bahçemde çocuklarla bekler buldum Orhan Bahtiyarı. Orhan bey yazısında boğa güreşlerinden pek hoşlanmadığını belirtmekte, kendisiyle aynı düşünceyi paylaşıyoruz. Boğa güreşi ilgimi oluşturmuyor, yöremde yıllardır yapılagelmiş o nedenle benimsemekteyim. Çünkü boğacılar bu işin çok heyecanını taşımakta, Ağustos ayının gelmesini iple çekmektedirler. Fakat benim ilgimi çeken; birkaç yıldır şu ”buzağı güzellik yarışması” bir hayli sevimli bir program oldu.

Kütüphanedeki sohbetten sonra (ki Orhan Bahtiyar panoda yukarıda bahsettiğim yazısını görmüştür.), Menteşe mahallesindeki “Kerimoğlu’nun vurulduğu eve” gittik.

Ertesi günü bunu yazacaktı Orhan bey, Kerimoğlu bölümüne değinirken yazısında “Kerimoğlu Eyüp” “Kerimoğlu Asaf” olarak çıkmış deyince, siz yazınızda düzeltir misiniz dedi.? Şimdi bu görevi yapıyoruz.

Orhan bey Kütüphane için “Milas’ta Son Çığlık” kitabını imzaladı. Bu bir roman. Roman’ın kahramanı “Murtaza”. Orhan beyle konuştuğumda Murtaza’yla çok bütünleşmiş olduğunu gördüm. Romanın bir bölümü çok sevdiği “Dinar”da geçiyor. Romanı okuyup incelediğimde kitapla ilgili düşüncelerimi yazımda aktaracağım.

Kitap tanıtımı ile ilgili pırıl pırıl kitaplar okunmak, incelenmek üzere beklemekte. Marmaris’ten kitap gönderen şair-yazar “Rıfat Kalakoğlu” “Gökkubbe”yi imzalayıp gönderdi. Beni hoşgörürse sevinirim. Gökkubbe’yi masmavi elime aldığımda bir nefes gibi okuyup özümseyeceğim. Ben “Gökkubbe”yi okumak için heyecan duymaktayım. Bu heyecanımı, o güzelim şiirleri elbette yazacağım...

Kitap okuma ve yazma geceleri başlıyor, en çok buna sevinmekteyim. Çünkü on adet eser satın almıştım, hepsi birbirinden güzel...

Orhan bey geçtiğimiz Cumartesi günü görüşmemizde “Londra’nın tarihini, müzesini, eserlerini koklattı. Birçok tarihi eseri, sanatı inceletti. Hepsi birbirinden paha biçilemez değerde güzel... Londra’da müzelere giriş ücretli değil diyordu. Ben bunu daha önceki günlerde, Almanya’da Uluslar arası İlişkiler dalında eğitim gören ve görev yapan yeğenimden duymuştum.

Magna Charta var, tarihin ilk insan hakları sözleşmesinin orjinalini, Beethoven’in 9.senfonisini yazarken notlarını, Picasso’dan Dali’ye pek çok ressamın resimlerini, Shakespeare’in el yazmalarını, Oscar Wilde’dan Virgina Woolf’a pek çok yazarın günlüklerini, Mısır ve Asurlulardan kalma heykelleri, Kızılderili kıyafetlerini... Eserlerini çok güzel bakıp koruduklarını, müzelere girişin bedava olduğunu, metrolarda sokak müzisyenlerini, köşebaşlarında gazete satıcılarıyla capcanlı bir şehir “Londra” diye anlatmıştır. Orhan bey de eserlerden örneklerle yaşattı, tarih koktu sohbetimiz.

Kütüphane deyince kalbim kanatlanıyor, gönlüm uçuşuyor o an her şey rengarenk balonlara dönüşüyor...

Orhan Bahtiyar “ Milas’ta Yakamoz” gazetesinde de yazmaktadır.

Kütüphaneme, “Yerkesik Halk Kütüphanesi” ne gelen, “Temel Britannıca” için Orhan Bahtiyar beyefendiye çok teşekkür ediyorum. Zahmet edip getirdiler, sağolsunlar... Beldeme, yaşadığım yöreme geldiler, çok memnun oldum.

Kütüphane bu. Yöremin Kütüphanesi. Ne güzel ne güzel ki, güzel beldemde bir de kütüphane var...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 621
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 507
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster