Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1794
 

Orhan Pamuk ne ki? Erzurum yayla

Orhan Pamuk ne ki? Erzurum yayla
 

Berlin Teknik Üniversite mezunu, İnşaat Mühendisi genç bir arkadaşı ağırladım geçenlerde… Bir şişe şarap eşliğinde, güzel bir yemek yedik benim evde ve iş görüşmesi yaptık… Gözü benim kitaplığa takılmış. Kitapla ve okumakla arası iyi olmayanların sorduğu o malum soruyu sordu tabii:

“Ağabey, bu kitapların hepsini okudun mu?”

“Yok, anacığım” diye başladım tabii, dilimin “engerekleşmesini” frenleyerek…”Sağ baştakilere bir göz attım ama diğerlerinin turşusunu kuracağım.” dedim. Öyle ya, kitap dediğiniz ne işe yarar ki zaten? Giderayak iki de kitap seçti raflardan. Pek kitap verme âdetim olmadığı halde(Bizim firmada stajyer olarak çalışacağı için) Orhan Pamuk’un “İstanbul” ve “Benim Adım Kırmızı” kitaplarını almasına (geriye getirmek şartıyla) ses çıkarmadım(Okuyamayacağını bile bile hem de).

Bu arada hemen belirteyim; kitaplarım kıymetlidir benim. Çok dilim yandığı için kimseciklere ödünç kitap vermem. Mesela “Benim Adım Kırmızı” kitabının ilk sayfasında şöyle bir not vardır ve benim için en az kitap kadar değerlidir:

“Sevgili Ümit,

Pamuk’un ‘Kırmızısı’ sana armağan olsun. Alev Meisel. Aralık/1998. İzmir/Hatay.”

Her neyse efendim, çocukluğunu bile bildiğim “müyendiz adayı” genç arkadaşım bir hafta sonra kitapları geri getirdi. “Okumuş ama onu pek sarmamış(Yalaaaaan)…Onun tarzı değilmiş Orhan Pamuk(Bu da yalaaaaaan)… O, falanca yazarın kitaplarını okuyormuş.(Kuyruklu yalaaaaan) vs.” Gençleri seviyorum ben ve onlara karşı elimden geldiğince hoşgörülü olmaya çalışıyorum. Dilime de sahip oldum tabii…

“Ülen sen kim, Orhan Pamuk kim” demedim…

“Ülen sen daha bir bayram tebrikini bile imlâ kurallarına uygun yazmaktan acizsin, Orhan Pamuk’u anarken salavat getir” de demedim…

“Senin kafanın kapasitesi belli, sen; sadece resimlerine baktığın “Teksas, Tom Mix’i “ bile anlayamazsın, Orhan Pamuk’u nasıl anlayacaksın” da demedim… Amaaaaaaaa!

“Neyine Nobel vermişler bunun? Şişirip duruyorlar işte! Ben yazsam daha güzellerini yazarım” deyince kafamın tası attı tabii…

Şimdi yazacağı romanı bekliyorum ve tepesindeyim! Her gün soruyorum “Bitmedi mi daha?” diye… “Az kaldı ağabey” diye mızmızlanıyor!

Ama mecbur yazacak o romanı, zira bizim firmada stajyer olduğu için istikbali benim elimde!

Yazacak ve İstanbul’daki yayınevlerine en az dört-beş bin Euro bayılarak kendi kitabını (benim zorumla) bastıracak(Yayınevi sahipleri de ev geçindiriyor, onları da düşünmek lazım). İnşaatta yürümesini bile bilmiyor kerata! Mühendis olacağı yok! Bari yazar olsun!

Öyle ya, madem bu kadar kolay Orhan Pamuk olmak, o da olsun! Elini tutan mı var?

Kendi parasıyla bastıracağı kitabı çıkınca ona kimse “Yazar” demeyecek belki ve “Nobel ödülü”de vermeyecek ama…

“Kitapsız” da diyemeyecek!

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ümit Bey, Orhan Pamuk'la ilgili yazını okudum. Öykü tadında bir yazı. Ellerine,bilincine sağlık. ŞEMSETTİN MURAT

ŞEMSETTİN MURAT 
 24.11.2008 15:03
 

gaza gelmek demeyelimde biz ona burada kişiselliğe indirgemeden, belli bir seviyede herhangi bir konuda tartışılamadığını gördüğüm için sessiz kalma hakkımı kullanıyorum ben genelde Ümit Bey. ama bu sefer arada yine birkaç yanlış ses olsa da bu konuda güzel yazılar ve yorumlar okudum ve düşüncelerimi söylemekten ziyade ses vermekle yetindim. yoksa dediğim gibi gaza gelmedim, fanatik bir Orhan Pamuk hayranı da değilim. ayrıyeten size attığım maillere noluyo bunu da anlamış değilim :)) selamlar sevgiler benden...

beenmaya 
 09.09.2008 9:33
 

yazarı beğenip beğenmememk mi kitapın içeriği, tarzı mı? Bence her kitap okunmaya değer, mürekkep damlamıştır beyaz kağıda çünkü. Sadece kitaplarımızı da paylaşalım mı desem, paylaşılması en güzel şeylerden birisi olarak düşünüyorum, selam ve sevgilerle:)

erol aslan 
 08.09.2008 22:55
 

Pazaryerinde yaşlı bir köylü, tahta kaşık satıyor. Takım elbiseli bir adam, kaşık alacak, fiyatını soruyor. "Dört lira." diyor köylü."Dört lira çok. Ne var ki bu kaşığı yapmaya... ben bile ağacını bulsam yaparım bu kaşığı, olsa olsa bir lira eder." diyor, adam. Köylü şöyle bir bakıyor adamın suratına: "Ben seni bilmem mi ben seni.. ustasın sen, yapan!" diyor ve arkasını dönüp uzaklaşıyor. Ümit arkadaş, güzel bir yazı yazmışsınız, teşekkürler. Mesajlar iyiydi. İnsan yazdıkça yazma işinin hiç de kolay olmadığını, ciddi bir emek gerektirdiğini görüyor ve yazarın peşin bir saygıyı hak ettiğini düşünüyor. Hele bir yazarın eserleri çok kişi tarafından okunmuş ve birçok okurun beğenisini kazanmışsa, en azından tarafsız kalarak, yazar emeğine saygı gösterilmelidir, diye düşünüyorum.

zelinartug 
 08.09.2008 22:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1617
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster