Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
149
 

Orijin

Orijin
 

Hayata karşı kalın duvarlar örmüş, zırha bürünmüş insanlar arasında gözlüğü içine takanlardanım ben.

İçime taktığım gözlük...

Siz ne dersiniz bilmem, ben ona kısaca 'duygu' diyorum.

Olur ya çekmecede bir yığın benzerinden, farklı renklerinden vardır ama siz ısrarla birini takmak istersiniz.

Israrla birini takmak istediğim günlerden birinde bir şey oldu...

Simsiyah bir gözlük gözdeyken dünyanın en güzel manzarasına baksa bile simsiyah görür insan.

O siyah gözlük içime takılıp kalmışken bu gözlerle hayata bakmak oldukça iç karartıcıydı.

Bazen insan elinde olsa da erteliyor bazı şeyleri.

Tıpkı gözümdeki gözlükten sıkıldığımı anlamayı ertelediğim gibi.

Tuhaf ama insan bazen kendine bile anlamazdan gelebiliyor.

Öylesi daha kolayına geldiğinden değil başka türlüsünün nasıl olacağını bilemediğinden.

Tıpkı 'bildiğin yol en kısa yoldur' demek gibi.

Bir kere taktığın gözlükle etrafı görebildiğini fark ettikten sonra ne renk gördüğünün bir önemi kalmıyor galiba.

Gözlüğü çıkardığında neyle karşılaşacağını bilememek karanlığa mahkum olmaya itiyor insanı.

Cesur insanlara bu yüzden hayatın hiçbir anında hayranlığımı gizleyememişimdir.

Cesareti karakteriyle bütünleştirebilmiş insanlar ' bundan daha kötüsü olabilir mi' derken cümle sonuna sitemkar bir noktalama işareti koyarlar.

Sitemkar noktalama işaretlerini koymaya hasret kaldığım günlerin birinde gözlüğü çekip çıkarabilecek biri elinde kahveyle belirdi kapımda.

'Çıkarabilir misin ki' derken soru işaretinden çok endişe dolu gözlerle ona bakarken kararlı gözlerle sustu ve yavaşça gözlüğümü çerçevesinden çekti.

Tek bir hareket.

Çekti ve çıkarıp attı.

Belki de günlerimin aydınlık yüzüyle tanışma vaktim gelmişti.

Belki geç bile kalmıştım.

Belki keşkeli cümleler için artık çok geçti.

Belki 'bundan sonra ne olacak?' sorusuna verebilecek bir cevabım hala yoktu.

Ama bildiğim bir şey varsa o da bugün gözlüklerimin çıkarılmasına ilk kez izin verdiğimdi.

'Hayatın akışına kendini bırakmak' denilen şey hayatıma giren insanların elimden tutup beni kendi akışlarına çekmesiymiş.

Bugün kendimi hayatın akışına, berraklığına inandığım sulara bıraktım.

Anlayacağınız güzel bir gün ve biz yaşıyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O gözlükler yaşama bakış açımızı çoğunlukla nasıl da daraltıp tek yönlü yapar! Bakoş açısı zamanla genişleyen bir olgu ve bizlerin olgunlaşmasıyla da çık sıkı bağlantılı. Ufkumuzun genişlemesi gözlüklerin atılması anlamına geliyor bir bakıma. Çoğunlukla bunu kendi başımıza başarmak durumunda kalıyoruz, bize katkı sunacak insanlar ne yazık ki ya çok az ya da çevremizde olmayabiliyor. Selamlar.

Güz Özlemi 
 22.04.2015 9:31
 

saatin iğrenç alarmı sayesinde uyku fazından çıktığında hala gözlerini 2 mm açamayacak kadar bitkinken ve uykuya yeniden dalmak isteğiyle ölüyorken o günün tatil olduğunu hatırlamak.. (gözler kapalı alarmın kapama düğmesine basılan an mutululuğun zirve yaptığı andır.)

die stimme des mondes 
 20.04.2015 0:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 225
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster