Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
368
 

Orkestranın şefi; düşüncelerimiz

Orkestranın şefi; düşüncelerimiz
 

Düşüncelerimiz hayatımızı şekillendiren yapı taşlarımızdır. Bu yapı taşları duygu durumumuzu, hayata karşı vereceğimiz tepkileri şekillendirerek davranışlarımızı ve seçimlerimizi, ruh ve beden sağlığımızı, yaşam enerjimizi ve motivasyonumuzu kısacası realitemizi belirler.

Hayatınızı birçok müzik enstrümanının yer aldığı çok sesli bir orkestra gibi düşünün. Bu durumda, düşünceleriniz bu çok sesliliği yöneten orkestra şefidir. İyi bir orkestra şefi; orkestrasındaki  her bir enstrümanının birbiriyle uyum içerisinde, doğru zamanda, doğru yerde müziğe giriş yapmasını, doğru notalara basarak çalmasını, ve sonuçta mükemmel bir müzik dinletisinin ortaya çıkmasını sağlar. Şefi tarafından iyi yönetilmeyen bir orkestranın enstrümanları ise müziğin anlamını, ritmini ve uyumunu yakalayamaz, sonuçta ortaya çıkan müzik sadece bir gürültü, orkestra ise bir kaosdur.

 

Düşüncelerimizi üç ana temaya ayırabiliriz.    

‘’Olumlu düşüncelerimiz’’, yapmak istediklerimiz, ‘’Eylem düşüncelerimiz’’ yapabileceklerimiz, ‘’Endişe düşüncelerimiz’’ ise geçmiş ve geleceğe ait istemediğimiz düşüncelerdir.

Örneğin; Bir iş seyahatine çıkacaksınız. Bu yolculuğun işinize sağlayacağı katma değeri düşünmek ‘’Olumlu Düşünce’’, yolculuk için hangi ulaşım aracını seçeceğinizi ve yapacağınız ön hazırlıkları düşünmek ‘’Eylem Düşüncesi’’ , iş seyahatiniz sırasında siz yokken aile fertlerinizin birinin başına kötü bir şey geleceğini düşünmek ise ‘’Endişe Düşüncesi’’ dir.

Ne yazık ki, bir çoğumuz düşüncelerimizi bu 3. temada, yani ‘’ Endişe Düşüncesi’’ boyutunda yaşıyoruz ve ilginç olan şu ki; bu durumu gün içinde farkına bile varmıyoruz. Çünkü, endişe düşünceleri de tıpkı bir tiyatro sahnesine sabitlenmiş arka dekor gibi zihnimizde karanlık bir arka fon oluşturmakta ve bu karanlık fon gün boyunca sahnenin önünde duran hem olumlu ve hem de eylem düşüncelerini gölgelemektedir.

 

Zihnimize karanlık fon etkisi yapan bu endişe düşüncelerinin temeli ise öğrenilmiş davranışlara dayanır. Hayatını yönetirken endişe düşüncelerini ön planda tutan kişileri incelediğimizde, bu kişilerin ailesinde de genellikle kaygı düzeyi yüksek kişiler olduğunu görürüz. Düşüncelerimizi çocukluğumuzdan itibaren bize söylenen sözler ve tutumlar şekillendirir. Bununla birlikte ; gelişen  düşüncelerimizi  yaşamımızdaki çeşitli dış referanslarla daha da besler ve sonuçta bunları inancalara dönüştürürüz. Düşüncelerimiz, inançlarımızı, inançlarımız ise davranışlarımızı şekillendirir.

Düşüncelerinde kaygı düzeyi yüksek olan insanlar bir yandan endişe düşüncelerini savunurken ve bir yandan da bu düşüncelerini güçlendirmek için kendilerine dış referanslar da bulmaya çalışırlar. Bunun nedeni ise; şayet ‘’Endişe etmezlerse günlük yaşamlarında, kötü bir olayın gelişmesini engellemek için yeterince çaba sarf etmediklerini zannetmeleri ve hatta bu durumdan dolayı suçluluk hissine kapılmalarıdır ‘’ . Bu kişiler aynı zamanda ‘’Endişe Düşüncesinin’’ kendi kontrollerinde olmadığına inanırlar ve sözlü olarak da bunu çoğu kez ifade ederler. Kaygı düzeyi yüksek kişilerden şu sözü sıklıkla duymuşsunuzdur. ‘' Endişe etmemek elimde değil. ’’  Akıllarında daima, yaşamlarındaki her türlü aktivasyon sürecinde kötü bir olayın gelişeceğine ya da bu aktivasyonun olumsuz bir sonla biteceğine dair bir senaryo vardır. Böylece negatif düşünerek gerçek olabilecek kötü bir senaryonun olumsuz sonuçlarından (önceden hazırlıklı oldukları için ) kendilerini daha iyi koruyabileceklerini düşünürler.

Oysa ki, endişelenmek sizi sandığınız gibi, olabilecek en kötü senaryoya hazırlamadığı gibi, gün içindeki enerji akışınızı keserek, yaşam motivasyonunuzu azaltır. Kötü bir olayın size yaşatacağı duyguları yaşamadan deneyimlemeniz  mümkün değildir. Çünkü, duyguları önceden hayalinizden hissetmeye çalışmakla, gerçekten yaşamak birbirinden farklı durumlardır. Siz yaşamadığınız bir olayın yarattığı duyguları önceden hissetmeye çalışarak hem kendinizi hem de çevrenizi boş yere negatif enerjiyle, kaygı ve korku gibi olumsuz duygularla besliyorsunuz. Sonuçta bu duygular sizde bedensel yorgunluk hissine ve korku, kaygının yarattığı stres ise çeşitli kas spazmına ve sürüp giden bedensel ağrılara dönüşüyor. Gördüğünüz gibi düşünceleriniz ruh ve beden sağlığınızı nasıl da olumsuz etkiliyor.

Sonuçta; sağlıyla ilgili kronik şikayetleri olan ve sürekli kaygı düşünceleriyle çevresindeki kişilere de negatif enerji yayan bir kişiye dönüşürsünüz.

Eğer siz de bu yazıyı okurken satır aralarında  kendinizden  bir şeyler buluyorsanız hadi gelin, bu günden itibaren yaşamınızda değişim için ilk adımı atın. Hemen şimdi düşüncelerinizde olumlama yapmaya başlayın. Bu güne dek endişeli düşünceleriniz size ne fayda sağladı? Hangi olumsuz olayın olmasına engel oldunuz ya da ‘’ Ben böyle olacağını biliyordum. ‘’ demek üzüntünüzü azalttı mı?

Unutmayın ki, olumlu ve pozitif düşünce beraberinde umut ve yaşam enerjisi verir. Yapmak istedikleriniz için en büyük iç motivasyon kaynağınız olumlu düşüncelerinizdir. Düşünceleriniz olumlu yönde değiştikçe  aynı doğrultuda davranışlarınız da değişir.  Düşünce vadideki ses ekosu gibidir, siz o’na ne söylerseniz o da size aynı sesle geri döner. Pozitif düşünce yaşam enerjisiyle, kaygı ise karmaşa ve çelişkiyle.  Ayrıca endişelenmek gelişebilecek kötü olaylar için bir tedbir yolu da değildir. Tam tersi kaygı duyguları beraberinde korkuyu da taşır ve bu duygular kişinin davranışlarını sınırlayarak,  eyleme geçmesine de engel olur.

Her yeni başlangıç bir fırsat olduğuna göre ; ‘’Endişe Düşüncelerinizden’’ arınmak için yeni yılı bir fırsat olarak görmeye , değişim için yeni bir adım atıp, kendinize yeni yılda olumlu düşünceler armağan etmeye ne dersiniz? 

Dr. Füsun UYSAL

Yaşam Koçu&NLP

www.fusunuysal.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tam sormak istediklerimi cevaplamışsınız. Endişelerle yaşayan biri olarak umarım dediklerinizi yapabilirim. Elinize sağlık.

Hesaplıca 
 07.01.2012 23:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2311
Kayıt tarihi
: 16.12.11
 
 

1989 Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldum. 21 yıl tıp doktoru olarak  bir kamu hast..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster