Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '10

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
2189
 

Orman köylüsü ve orman işçisi

Orman köylüsü ve orman işçisi
 

Ormanların her mevsim kendine göre özel renkleri vardır. Gözümüze her defasında farklı bir tablo gibi görünürler. O görsel huzur veren ve yaşamın canlılığını bize hissettiren güzellikler bir şairin dizelerinde, bir ressamın fırçalarında, bir fotoğrafçının objektifinde ölümsüzlüğü yakalar ve bize yansır. Ormanlardan uzakta ve yaşadığımız şehrin beton duvarları arasında, ne zaman ormanlarla ilgili bir yazı, bir resim ve bir tablo görsek, o karenin içinde olmayı arzularız. Ancak ormanlar görsel güzellikleri ile beraber yaşam şartlarının zor olduğu alanlardır. Yaban hayatının, bitkisel çeşitliliğin yaşam bulduğu bu alanlar, orman köylülerinin de yaşam alanı ve başlıca geçim kaynağıdır.  

Ormanların içinde veya kenarında kurulmuş orman köyleri, uzun bir tarihsel süreç içinde yaşanan doğa ve toplumsal olaylara bağlı olarak ortaya çıkan yerleşimlerdir. Bugün ülkemizde 21 bin orman köyünde yaklaşık 8 milyon orman köylüsü yaşamaktadır. Köylüler bu alanlarda yaşam mücadelesi verirler, ülkenin en uzak noktaları sayılabilecek, sessiz ve ıssız alanlara canlılık getirirler ve bizlere o toprakların bir vatan toprağı olduğunu hissettirirler. Ormanlarımızda mevsimlik çalışan orman işçilerimizin büyük bir çoğunluğunu orman köylüleri oluşturmaktadır. Gerek orman işçiliği ve odun dışı orman ürünleri ile gerekse az da olsa yaptıkları tarımsal üretim ile ekonomiye değer katarlar. 

Belki diyebilirsiniz ki o kadar yaşam zorsa neden bu alanlarda yaşıyorlar, şartların daha iyi olduğu alanlarda yaşayabilirler. Zaten orman köylüsünü de farklı kılan budur. Devletten beklentisi en az olan insanlardır. Onlar mütevazıdirler, ormanları çok iyi tanırlar ve ormanların sessiz efendileridirler. Onlar milli gelirden en az payı alan toplum kesimidir. 

Evlerini kendiler inşa ederler, köylerinin ihtiyaçlarını kendileri karşılarlar gereğinde su sorunlarını kendileri çözerler ve gereğinde hemen hemen her yıl bozulan yollarını bile kendileri onarırlar. Göç ederek şehrin varoşlarına sıkışmak yerine, bu ülkenin sosyal politikalarına sorun oluşturmak yerine, en zor şartlarda mücadele vermeyi tercih ederler. Onlar orman yangının da ilk koşanlardandır. Çünkü yanan orman ile yanacak evleri ve tüm mal varlıkları hatta kendileri olacaktır. Geçim kaynakları ve gelecekleri de alevlerle birlikte yok olacaktır. Onlar 21.2 milyon hektar orman alanının korunmasında orman teşkilatının en büyük destekçisidirler. 

Her ne kadar zaman zaman acıklı türkülere konu olsa da, orman köylüsü köyünde kurduğu orman köyleri kalkınma kooperatifleri ile orman teşkilatının adeta iş ortağıdır. Orman Kooperatiflerinin kurulmasında önemli payı bulunan Orman Teşkilatı da onun en büyük destekçisidir. Anayasanın 169 ve 170. Maddelerine göre ormanların korunması ve geliştirilmesi ile orman köylüsünün korunması ve kalkındırılmasının desteklenmesi için gerekli tedbirlerin devlet tarafından alınacağı belirtilmektedir. 6831 sayılı orman kanunun 40. Maddesine göre de Orman İdaresi bu maddeler çerçevesinde ormanda yapılacak işleri öncelikle orman köyleri kalkınma kooperatiflerine vermekte ve kooperatif ortakları ile aldığı işleri yerine getirmektedirler. Gerçekten Orman İdaresi ve kooperatifler arasında yıllardan beri süren bu iş ilişkisi örnek bir çalışmadır.  

Ormancılıkta üretim işleri ağacın kesimi, devrilmesi, dallarının temizlenmesi, kabukların soyulması, sınıflara ayrılması, ürünlerin bölmeden çıkarılması, yükleme, taşıma, istifleme ve son depoya taşına gibi süreçlerdir. Orman idaresinden üretim işi alan köylüler yıldan yıla değişen süreçlerde 1 ile 5 ay sürebilen zaman dilimlerinde bu işleri gerçekleştirmektedirler. Bir bakarsınız tüm aile bakım ve ağaçlandırma çalışmaları için çalışmakta, bir bakarsınız ağır kış koşullarına rağmen kesim, sürüme ve taşıma işlerini yapmaktadırlar.  

Ülkemizdeki ormanlar gerek Amerika gerekse Avrupa ormanlarından farklı olarak yerleşim yerlerinden uzak, coğrafi özelliklerden dolayı çok sarp, engebeli ve ani iklim değişikliğine açık alanlardır. Ayrıca çalışma ortamları gerek teknik gerekse sosyal olarak yetersizdir. Orman işçiliği bakımından riski yüksek alanlardandır. Kesim işçiliğinde elle ve motorlu testere ile yapılan çalışmaların fiziki güce ve enerjiye ihtiyaç bulunan iş olduğu düşünülürse risk artmaktadır. Bu nedenle işçilikte sağlıklı olmak, bilgi, deneyim ve pratik düşünce önemlidir.  

Orman işçiliği Dünya çalışma teşkilatı verilerine göre ölüm riskinin en yüksek olduğu tehlikeli iş grubu içindedir. Bu konuda ülkemizde ve dünyada yapılan araştırmalarda ölümcül kazaların büyük bir kısmının ağaç devrilmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Ülkemizde her yıl ortalama 2.5 milyon orman köylüsü orman işçisi olarak ailece ormanlarda çalışmakta ve sayısını bile bilemediğimiz orman köylümüz bu kazalarda hayatını kaybetmektedir. Türkiye Ormancılık Kooperatiflerinin verilerine göre her yıl ölüm yardımı yapılan kooperatif ortağı aile sayısı ortalama 10-15 arasında değişmektedir. 

Orman köylümüzün başlıca gelir kaynağı orman işçiliğidir. Bu işçilikten elde ettiği aylık gelir ortalama 250-300 liradır. Bunun yanında ormandan elde ettiği kestane, ıhlamur, mantar, gibi bazı ürünlerle ve dar alanda yaptığı tarım ve hayvancılık ile yaşamını güç de olsa sürdürmektedir.  

Düşünün bu insanların bir an ormanlarda olmadığını,  

Düşünün bu insanlara tanıdığımız hakların ellerinden alındığını,  

Düşünün tüm ormanlarımızın özel sektöre satıldığını,  

Düşünün tüm ormanlarımızın önce gelir felsefesi ile işletildiğini,  

Düşünün zaman içinde orman idaremizin de dağıtıldığını,  

Siz sanıyor musunuz ki her şey düzelecek,  

Siz sanıyor musunuz ki ülke daha çok kazanacak,  

Siz sanıyor musunuz ki devlet büyük bir ekonomik zarardan kurtulacak,  

Siz sanıyor musunuz ki özel sektör daha iyi işletecek ve ülke kazanacak 

Kesinlikle hayır diyorum.  

Nitekim bu tür politikaların olumsuz sonuçları tüm dünyada ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu tür politikalar çökmüş, tersine devletleştirmeler başlamıştır. Ormancılıkta tarım sektöründeki özelleştirmelerde yaşadığımız tablodan daha ağırı ortaya çıkacaktır. Sorunlar çözülmez hale gelecektir. Bugün bile özel sektöre verilen dikili uygulamalarında bize ders olacak çok olay vardır. 

Eğer amaç daha verimli bir ormancılık yapmak ise bunun yöntemi işleri sadece özelleştirme ile değil, daha güçlü ve teknik olarak altyapısını oluşturmuş, geniş orman mühendisi kadrosuna sahip, daha donanımlı orman köyleri kalkınma kooperatiflerinin oluşturulmasının desteklemesidir. Bu sağlandığı takdirde gerçek bir serbest rekabet ortamından bahsedilebilir. Bugüne kadar orman köylülerimize ve kooperatiflerine destek olarak, kooperatifleri bugünlere getiren 170 yıllık dev bir çınar ve ülke ormancılığının sancak gemisi olan orman idaresinin, orman köylüsünün ve kooperatiflerinin olmadığı bir ortamda ormancılık işlerini yaptırması başta orman köylülerine olduğu kadar tüm ormancılık camiasına zarar verecektir.  

Ormancılık yatırımları diğer sektörlere benzememektedir. Yatırımın geri dönüşünün yıllar aldığı düşünülürse özel sektör kazanç için bu kadar uzun süre beklemez. Ne pahasına olursa olsun kar edecektir. Yaptığı işten zarar ettiğini gördüğünde hemen o bölgeyi terk edecektir. Haklı olarak gerektiğinde kazancı için ülkeyi bile terk edecektir.  

Ormanlarda yatırımda geri dönüşüm sürecini bekleyecek, onu koruyacak ve geliştirecek, zarar etse bile terk etmeyecek bir kesim varsa oda orman köylüleri ve kooperatifleri olacaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 391
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster