Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1257
 

Ormana Günlüğü-1

Ormana Günlüğü-1
 

10 gün önce “Burnumuzun ucunu göremiyorken” diye başlamıştım sözüme… Bu sabah ise gerçek bir sisin içinden geçerek 1 aylığına görev yapacağım Antalya’nın İbradı ilçesinin Ormana Beldesi’ne ulaştım. Bütün hafta sonum hazırlık yapmakla geçti. Önce, yanımda götüreceklerimin bir listesini yaptım elbette. Her işimi planlamayı çok sevdiğimden bu işi de büyük bir ciddiyetle yerine getirdim haliyle. Toros Dağları’nın tepesinde , denizden ortalama 900 m yükseklikte olacağımı bildiğim için yorgan, kalın kazaklar, manto , hatta durumu abartıp atkı, bere bile koydum valizime. Okuyacağım kitaplar ve çoğunluğu konservelerden oluşan yiyeceklerimi de yüklediğimde küçük çaplı bir kamyonete dönüşen arabamla bu sabah yola koyuldum… Sabah uyandığımda bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun cesaretimi kırdığını ise ancak şimdi itiraf edebiliyorum kendi kendime de….

Yaklaşık 3 saat süren yolculuğum sırasında şehirden uzaklaşıp özellikle Manavgat’tan Konya yoluna döndüğüm andan itibaren yağmurun ıslattığı toprak kokusu ve çam ağaçlarının dingin yeşiline, radyodaki tangolar eşlik ediyordu. Ama kilometre çizgilerini aşıp gittikçe, yağmur hızını arttırmaya ve gökyüzünde ışıktan oklar belirmeye başladı. İbradı yol ayrımından, artık Toros’ların tepesine giden yola döndüğümde ise yoğun bir sisin içine doğru ilerlemeye başladığımı fark ettim. Gökyüzü giderek kararıyordu. Bütün dikkatimle yolu izlemekten, güzün sararttığı ağaçların ve yolun her iki tarafında oluşmuş minik derelerin büyülü görüntülerinin bile hakkını veremedim ne yazık ki... Ormana Sağlık Ocağı’na ulaştığımda ise yağmur ve rüzgarın şiddetli dansından, kapımı açmak için oldukça uzun bir süre beklemek zorunda kaldım.

İçeride beni sıcacık gülümsemesiyle Yelda Hemşire karşıladı. Odada, çıtır çıtır yanan bir odun sobası ve üzerinde demini almış çay beni bekliyordu. Saçlarımdan süzülen yağmur damlaları ensemden sırtıma kadar süzülmüşlerdi. Üzerime kuru bir şeyler giyip geldiğimde ise çayım masada bana göz kırpıyordu. 10 aydır burada olduğunu ve hiç bu kadar kötü bir hava görmediğini söyledi Yelda Hemşire. Ben de “ Ormana, bana hoş geldin demek istedi sanırım “ dedim ve gülüştük.

Şiddetli yağmurdan çok fazla etrafımı göremesem de iki özellik dikkatimi çekmişti. Beldeye girer girmez yolun her iki tarafında çok fazla sayıda mezarlık vardı. Bunun nedenini sorduğumda Yelda şöyle bir açıklama getirdi. İstanbul , Ankara , İzmir gibi büyük şehirlerde oturan Ormana’lılar da öldüklerinde mutlaka burada gömülürlermiş. Zaten gazetelerine, web sitelerine ve bütün aktivitelere ciddiyetle yaklaşımlarından ne kadar birbirlerine bağlı olduklarını anlamak da hiç güç değil. Bütün sokaklar parke taş ile döşeli ve her taraf son derece temiz ve şaşırtacak kadar bakımlı. Diğer dikkatimi çeken ise evlerin mimarisi oldu. Taştan yapılmış, kapıları ve ahşap işçilikleriyle hepsi birbirinden güzel bir çok ev var burada. Yağmur durur durmaz en kısa zamanda bu evleri keşfe çıkmayı ve bol bol fotoğraf çekmeyi aklıma not ettim. Tabii ki eğer hava şartları uygun olursa, içinde nefis bir göl ve su altı kolları bulunan Altın Beşik Mağarası da çok yakınımda.

Akşam yemeğinde, ilk gecemi tek başıma geçirmeme gönlü razı olmayan Yelda Hemşire’nin evine konuk oldum. Son derece sevimli iki kardeş olan Kaan ve Beyazıt’la top oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Ama artık 1 ay süresince evim olacak olan Sağlık Ocağı’na dönme vakti gelmişti. Hala dinmeyen yağmurun altında peşim sıra "Gene gel Yeşil Abla!" diye seslenen ufaklılara el sallayarak , bir tepenin üstüne yerleştirilmiş evimin yolunu tuttum.

Şu anda her taraf çok sessiz. Sadece yağmurun çatıdan süzülüp toprağa düştüğünde çıkardığı ses geliyor kulağıma. Bir de ara sıra nasıl olduğumu merak eden sevdiklerimin telefonlarıyla kendi sesimi duyuyorum. Onların sıcaklığı yalnızlığımı hafifletiyor bir nebze de olsa. Yattığım odanın yanında morg ve penceremin karşısında türbe ve mezarlık olması beni biraz ürkütüyor haliyle. Ama tanımadığım bir yerde , bana tamamen yabancı bir mekanda tek başına olmak sanırım daha zor. Bu ay gelecek elektrik faturasının tek sorumlusu benim; peşin peşin itiraf edeyim. Zaten asıl ölülerden değil yaşayanlardan korkmak lazım değil mi? Vaktiyle bol bol seyrettiğim zombili filmlerin acısı çıkıyor bir şekilde. Neyse, sanırım ilk gecem olduğu için böyledir ve zamanla geçer…. Umarım …

Geçen sene Antalya’nın diğer tarafındaki başka bir dağ köyüne gittiğimde güzel bir tesadüfle Başak ve Cuma ile karşılaşmış ve bu sayede Milliyet Blog ile tanışmıştım. Bu geçici görevimden sonra bakalım neler koyacağım bohçama? Bunu gerçekten çok merak ediyorum… Siz iyisi mi beni izlemeye devam edin:)


Ormana’yı merak edenler için:

http://www.ormana.info/

http://www.ormana.org/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

şans eseri internette gezinirken rastladım yazınıza. bende ormanalı sayılırım annemden dolayı. cocukluğumdan beri çok farklı gelmiştir bana onas tepesi, sınat tepesi, harmandan geçip bağarasına girmek, bildereden buz gibi su içmek, karadağa odaklanıp kafa dinlemek ruhumu okşamıştır. sizinde yazınızı okudum sanırım beğenmissiniz ve bu beni çok mutlu etti. köyün dışından bir kişinin böyle yazıya dökmesi sevindirdi beni. teşekkür ederim size ayrıca yazdıklarınız için.

sinan6316 
 30.08.2010 22:15
Cevap :
Ormana'yı bir geçici görev sebebiyle tanıdım ve çok sevdim. Ancak görev sorumluluklarım sebebiyle çok fazla çevresini gezebilme şansım olmadı. En kısa zamanda tekrar gidebilmeyi umut ediyorum. Değerli yorumunuz için asıl ben teşekkür ederim size. Selamlar...  31.08.2010 11:06
 

yağmur damlalarından arta kalan buharın kokusunu. fotograflarda çok güzel...

Ruksan İLDAN 
 17.11.2007 15:18
Cevap :
Burası çok güzel ve huzur veren bir yer Ruksan... Bol bol yağmur yağan bir dönemde gelmişim bilmeden. Dağların tepesinde her zaman bulutlar dolaşıyor. Sana minik bir yağmur damlası yolluyorum sevgilerimle birlikte...  18.11.2007 16:28
 

Aman tanrım ne güzel bir yere gitmişsin.Harika resimler ve bloglar bizi bekliyor.Yazdıklarınla birden kendimi, yağmur sonrası doğanın sessizliğinde o güzelliklerle başbaşa buldum.( İzmir-Ormana arası kaç saattir acaba? Ziyaretine gelsem mi ki? :))) Keyfini çıkar. Bence böylesi geçici göreve can kurban.Sevgiler selamlar söyle Ormana ormanlarına ve dağlarına.

tijence 
 11.11.2007 16:25
Cevap :
Olayın doğa ve mekan kısmı elbette çok güzel. Tabii burada size aktarmak istemediğim olumsuzluklar yaşıyorum. Daha çok güzel şeyleri paylaşmak istiyorum. İzmir-Antalya arası mesafeye 3 saat daha ekledin mi buradasın Tijenciğim. Beklerim:))) Kucak dolusu sevgiler...  11.11.2007 17:40
 

HERŞEYDEN ÇOK MÜKEMMLEL RESİMLER İLGİMİ ÇEKTİ =)) SEVGİLER...

Sokrates 
 10.11.2007 20:05
Cevap :
Elimden geldiğince buraları sizlerle paylaşmak istiyorum. Fotoğrafların devamı gelecek elbette:) Sevgilerimle...  11.11.2007 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1635
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster