Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
312
 

Ormanlarımızı Sattırmayalım

Ormanlarımızı Sattırmayalım
 

Yaşamın temelini oluşturan toprak, su ve havayı üreten ormanlarımızın işgaline bu güne kadar iktidarlarca seyirci kalınmış ve hatta teşvik edilmiş, şimdi de işgal edilen orman alanları 2/B adı altında ve anayasa ve yasalar ile oynanarak orman dışına çıkartılmaya, TOKİ tarafından yapılacağı söylenen kentsel dönüşüm ile perdelenip satılmaya hazırlanılmaktadır. ANAYASADA AÇIKÇA YASAKLANMASINA RAĞMEN yerel seçimler öncesi, hem de Anayasa değişikliği tartışması ile ORMANLARIMIZ, SİYASİ PROPOGANDA ARACI OLARAK KULLANILMAK İSTENMEKTEDİR.

Edinilen bilgilere göre 2B kapsamı; Anayasa’mızdaki 31 Aralık 1981’den, 2007 sonlarına kadar genişletilmek istenilmektedir. Bu son girişimle orman dışına çıkarılmak istenen 2/B alanlarının büyüklüğü 31 Aralık 1981 tarihi sınırlamasıyla 485.000 hektar iken, sınırlama 2007 yılına çekildiğinde bu büyüklük 800.000 hektara kadar çıkabilecektir. Görünen o ki asıl amaç, sorunu çözmek değil sürdürmektir. Satış vaadiyle kitleler birgün işgal ettikleri orman alanlarına sahip olma beklentisi içinde tutulup, destekçi oy potansiyeli olarak görülmektedir. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE AÇIKÇA ORMAN İŞGALİ SUÇU TEŞVİK EDİLMEKTEDİR.

TEK VE DOĞRU ÇÖZÜMÜN OLUŞABİLMESİ;

DOĞAL VARLIKLARIMIZIN KORUNMASININ ve SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAMIN ESAS ALINACAĞI

ÜSTÜN KAMU YARARININ GERÇEKLEŞTİRİLMESİNE BAĞLIDIR! İŞTE ÇÖZÜM ÖNERİMİZ:

2B Olarak adlandırılan yaklaşık 485.000 hektar (Yani 4 milyon 850 bin dönüm veya 4 milyar 850 milyon m2) orman arazisi Devlet eliyle orman dışına çıkarılmıştır. Bu alanların yaklaşık 60.000 hektarı tamamen yerleşim alanına dönüşmüş durumdadır. Kalanın yaklaşık 110.000 hektarı mera, 300.000 hektarı tarım arazisi ve diğer geri kalanı da çeşitli şekillerde kullanılmaktadır.

Sosyal ihtiyaçlar yasaları doğurur. Bu nedenle Ülke'de köye traktörün girmesi iç göçü, iç göç kentlerde kısıtlı arsa üretimi nedeni ile çok katlı yapılaşmayı, bu da 1960'larda KAT MÜLKİYETİ KANUNU'nu yaratmıştır. 1990'lara gelindiğinde bir yazlığa, ya da özellikle vasıflı konutlara örneğin kaplıcalardaki konutlara hatta yatlara birden fazla kişi, yılın belli zamanlarında kullanmak koşuluyla müştereken malik olmuşlar ve bu sefer de DEVRE MÜLK hukuku oluşmuştur. Şimdi karşımızda yine bir sosyal olgu vardır. Bu da satılması mümkün olmayan orman arazilerindeki yapılar ve bu yapıların ve maliklerinin hukuki konumudur.

Çözüm için temel anlayış; “işgali hukukileştirmek değil, ormanları korumak” olmalıdır.

Çözümde takip edilmesi gereken temel aşamalar şunlardır:

1. Önce 2B oluşumu durdurulmalı, yani Anayasa’nın 169/son maddesi ve Orman Kanunu'nun 2B maddesi kaldırılmalı ve sorun çözümleninceye kadar bu konu ile ilgili maddeler, kendi kanunlarının geçici maddeleri olarak düzenlenip bir süre sonra tamamen hukuk sistemimizden çıkarılmalıdır. Ayrıca Anayasa’nın 170inci maddesinde ve 2924 sayılı Kanunda da bu yönde düzenlemeler yapılmalıdır.

2. Anayasa’da tespit edilmiş bulunan “bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme” tarihi olan 31.12.1981 tarihi asla değiştirilmemeli ve bu kavramı belirleyen ölçütler arasındaki “orman bütünlüğünü bozmama” ve “su ve toprak rejimine zarar vermeme” kavramlarından da asla vazgeçilmemelidir.

3. Funda ve makiliklerin orman dışına çıkarılmasına ilişkin düzenlemeler tamamen yürürlülükten kaldırılmalıdır.

4. Ayrıca; ormanların Anayasa’mızdaki mevcut “Devlet’çe işletilir” düzenlemesi yerine, hiçbir şekilde “işlettirilir” değişikliği yapılmamalıdır. Yaşamın temel destek unsuru ve tamamına yakını da doğal olan ve zengin bir biyolojik çeşitliliği içinde barındıran ormanlarımızın, tamamen kar amaçlı çalışacak özel ve hatta yabancı şirketlere açılması ve ormanlarımızın yok olması ve bu gelirden orman köylüsünün yoksun kalması ile toplumsal barışın bozulması sonucunu doğuracaktır. Bu geçmişte denenmiş olup, kesinlikle düşünülmemelidir.

5. İşgal alanlarından mutlaka ve ayrım gözetmeksizin “ecrimisil/haksız işgal tazminatı” alınmalı, tarım alanı ve mera olarak kullanılan yerlerden alınacak ecrimisil bedeli köylüye iade edilmelidir.

6. Bilahare orman kadastrosu ve kullanım kadastrosu tekrarlanmamak üzere tamamlanmalı ve kriterleri önceden belirlenmiş ve tanımı yapılmış "Toplu Yerleşim Alanları" tespit edilmeli ve bu tespit dışında kalan bütün işgalci yapılaşmalar yıkılmalıdır.

7. Bundan sonra ;

7.1. Toplu yerleşim alanı olan yerlerde; gerçek anlamda "kentsel dönüşüm"ün uygulanması (tabii mümkünse) ve sağlıklı bir kentleşmenin oluşturulup buralarda mülkiyetin Devlet'te kalması koşuluyla, burada hak sahibi görünen kişinin bu yerlerdeki mal varlığına denk olarak, ya kendisine 2B dışında bir yerde bir taşınmaz edinme fırsatı verilmeli, ya da hak sahibinin mal varlığına denk değerde ve ayni bölgede yeni tahsis edilecek taşınmazda 90 yılı aşmamak koşuluyla irtifak hakkı tesis edilmeli, ya da Anayasa ve Medeni Kanun'da bir değişiklik yapılarak SÜRELİ MÜLKİYET veya benzeri bir yeni hukuki kavram oluşturulmalıdır.

7.2. Sanayi tesislerinin olduğu yerlerde; yine mülkiyetin Devlet'te kalması koşuluyla, burada hak sahibi görünen kişinin bu yerlerdeki mal varlığına denk olarak, 90 yılı aşmamak koşuluyla irtifak hakkı tesis edilmeli, oluşturulacak SÜRELİ MÜLKİYET veya benzeri bir yeni hukuki kavrama göre hak sahipliği oluşturulmalıdır.

7.3. Tarım alanlarına ve meralara dönüşen yerlerde ise; tarım alanlarında mülkiyetin Devlet'te kalması koşuluyla, bilahare iade edilmek koşullu ecrimisil alınmak koşuluyla kullanımı sürdürülmeli ve ormana dönmesi uygun olanlarda ise süresi en fazla 90 yıl olmak üzere SÜRELİ MÜLKİYET veya benzeri bir yeni hukuki kavrama göre hak sahipliği oluşturulmalıdır. Meralarda ise, mülkiyetin Devlet'te kalması koşuluyla, bilahare iade edilecek şekilde ecrimisil alınarak ilgili köy tüzel kişiliklerine tahsis edilip, kullanımı sürdürülmeli ve ormana dönmesi uygun olanlarda ise tahsis süresi en fazla 90 yıl olmalıdır.

Böylece 2B arazilerinin hiçbir şekilde tam olarak özel mülkiyete konu olmaması ve en önemlisi de, bu konudaki beklentinin yok edilmesi temin edilmelidir. Bu, mutlaka toplumsal uzlaşı ile oluşacak bir yasal statü olmalıdır. Çünkü bir yanda işgal ile haksız kazanç elde edenler ve etmeye devam edenler, bir tarafta gerçek 2B mağdurları ve diğer tarafta işgalcilere tepki duyanlardan oluşan (ki bunlar sadece TEMA Vakfı’na 1milyon 240 bine yaklaşan bir imza kampanyası ile destek vermişlerdir) bir ortamda toplumsal barış her an bozulabilir. Ormanları korumak geleceğimizi korumaktır.

TEMA Vakfı olarak herkesi, gerek bireysel olarak ve gerekse dahil olduğumuz demokratik kitle örgütleri ve gönüllü kuruluşları harekete geçirerek var gücümüzle ormanlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster