Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '09

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
35342
 

Ortaçağ karanlığına ışık tutan ressamlar

Ortaçağ karanlığına ışık tutan ressamlar
 

GİOTTO


Ortaçağ sözcüğü herkesin kafasında karanlık bir dönemi çağrıştırır. Bireysel hakların ve hukukun hiçe sayıldığı, hukukun güçlüyü savunduğu Avrupa’nın karanlık bir dönemidir gerçekten. Yaklaşık 1000 yıl süren Ortaçağ 5.yy’da başlayıp, 15. yy’a yani Rönesansa kadar uzanan süreci kapsar.

Kimi zamanlar zihinsel tutulmaların olduğu, insanlığın üzerine koyu gölgelerin düştüğü dönemlerdir. İşte Ortaçağda böyle bir süreçtir. Dogmaların hakim olduğu, insanların toprak ağaları tarafından bir mal gibi alınıp-satıldığı, köleliğin yaygın olduğu bir süreçti. Bireysel hakların ve özgürlüklerin yok sayıldığı bir dönemdir. Elbette bu durumun sanatsal üretimlerin üzerine de etkisi kaçınılmazdır.

Bireyin olamadığı bir yerde özgürlükten söz edemeyiz. Özgürlüklerin olmadığı yerde ise, insanca yaşamdan söz edilemez.

İnsanlığın zihinsel uyanışa geçtiği 10.000 yıllık insanlık tarihine baktığımızda en hızlı gelişmenin/uyanışın odak çağ dediğimiz M.Ö 3. yy ile Rönesans’ta gerçekleştiğini görüyoruz.

Odak çağda, o güne kadar ortaya atılan felsefi görüşler insanlar arasında yaygınlaşmıştır. Örneğin Egeli filozof Thales’in ilk kez “evren nedir” sorusuna dogmaların ötesinde yanıt aranmıştır. M.Ö. 3. yy da bu topraklarda yaşamış olan Öklid, matematiksel bulgularını topladığı, dünya tarihinin ilk geometri kitabını yazmış. M.Ö 4. yy.da yaşamış olan Sokrat, Platon, Aristo felsefenin temellerini atmıştır. Böylece bilim ve felsefenin gelişimini sağlayacak önemli bir temelin oluşum zamanıdır Odak Çağ. Makedon prensi Büyük İskender’in Avrupa’dan Hindistan’a kadar uzanan savaşları ise, bu düşünce ve bilgi birikiminin, öteki uluslara taşınmasını sağlamıştır.

İkinci büyük hamle ise; Rönesans’la gerçekleşmiştir. Ortaçağın dogmalara bağlı, insanı ve bireyi yok sayan baskıcı yaşam biçimine başkaldıran bir hamledir. Rönesans karanlığı aşmayı sağlayan, bilimsel ve sanatsal gelişimlerin başladığı dönemdir. Rönesans’la beraber bilimsel ve eleştirel düşünceye yönelme başlamıştır. Sanatın bireysel açılımları özgürleşmeyi hızlandırmıştır. Rönesans’la resimden belirsizlik kalkmıştır. Belli bir zaman ve mekan içinde gösterilmeye başlanmıştır.

Resim tıpkı öteki görsel sanatlarda olduğu gibi sözle ifade edilmeyen anlatıma aracılık eder. Bu yüzden dini konuların anlatımında da vazgeçilmez bir dildir.

Ortaçağ resminin başlıca temaları mitolojik-efsanevi ve dini konulardı. Manevi-ahlaki konuları sembolik anlamı olan figürlerle anlatırlardı. Figürler çok detaylı ve keskin konturlarla çizilirdi. Zengin süslemelerle bezenirdi. Tarihi, mitolojik ve İncilideki dini konular sıklıkla resmedilmiştir. İlahi bir sonsuzluk duygusuyla yapılmış resimlerdir.

Hıristiyanlıkta da başlangıçta resim yasaktı. İlk resim kalıntılarına 3. yy.da rastlıyoruz. Ortaçağın başlangıcında resimler şematik, soyut ve kalıplaşmış figürlerden oluşurdu. Genellikle stilize edilmiş insan figürleri geometrik ve bitkisel süslemelerdir. Olabildiğince basit ve simgesel özellikleri olan figürlerdir. Hıristiyanlığı yaymak amaçlı sembolik ifadeler barındıran resimlerdir bunlar. Örneğin: kubbe gökyüzünü temsil ederdi. Genellikle yaşlı, sakallı İsa ve havariler resmedilirdi. Duvarlarda ise, yeryüzünü temsil eden sahneler resimlenirdi.

Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde yaygın olarak kullanılan mozaik resimler, mimari özelliklere bağlı olarak yer alırdı.

Ortaçağdaki bir diğer resim anlayışı ise vitraydır. 12. yy.dan itibaren yaygın şekilde kullanılmaya başlanan bu teknikle renkli camlar kullanılarak, dini motifler ve figürlerle İncil ayetleri resmedilir. Ayrıca renkli camlarla iç mekanın aydınlatılması mistik bir atmosfer oluşturuyordu. Bunun en güzel örneği Paris’teki Notre-Dame katedralidir.

Bu dönemin dinsel olmayan en güzel resim örneği ise, “Bayeux halısı”dır. 70 metre boyunda, 50 cm enindeki bu halıda Normanların İngiltere’yi istilası anlatılmaktadır. Bir film şeridi gibi devam eden figürler birçok savaş sahnesini betimler.

Ortaçağda resimlerin büyük bir kısmı kilise ve ibadethane duvarlarına fresk şeklinde uygulanırdı. Fresk tekniğinde alçı zemin üzerine sulandırılmış boya uygulanır. Kontrast renkler (yeşil, sarı, kırmızı) yan yana kullanılarak etkili ve göz alıcı bir görünüş oluşturulurdu.

Ortaçağ boyunca ressam kilisenin iş verdiği işçidir. Neredeyse tüm konular dinidir. Kilise ve dini mekanları resmeden ressam, yaptığı eserin altına imza atmazdı. Bu yüzden ortaçağ resim-fresklerini yapan ressamların kim olduğu belirsizdir. Ressamdan çok zanaatkar muamelesi görürlerdi.

Ortaçağın son döneminde yaşayan sanatçılar, insanların donmuş ortaçağ düşüncesinden sıyrılıp, düşünce özgürlüğüne kavuşmasını sağlamıştır. Bireysel bilinçle resim yapmaya başlayan ressam, yaptığı işin sorumluluğunu da üstlenerek, bağımsız sanatçı tipinin ortaya çıkışını gerçekleştirmiştir. Rönesans’ı hazırlayan dönemde artık ressam isimlerine rastlamaya başlıyoruz. Bu ressamların resimlerindeki sanatsal çıkışlar ortaçağın karanlığını da delmeye başlamıştır. İşte bu dönemin karanlığını aşmaya hizmet etmiş ressamlardan bazıları:

Giotto (1266-1337 ) ile birlikte bireysel bilinçle resim yapılmaya başlanır. Gerçekliği sadece zihninsel olarak değil, duyularla resim yapmaya başlar. Artık görünen gibi resim yapılır, sembollerle değil. (resim 2)

Donatello (1386-1466)’ya ise, bilinen yöntemlerle resim yapmak yetmediğinden olacak, insan vücudunu dikkatle gözlemleyip, resim ve heykeller üretmiştir. Artık ortaçağın belirsiz güzelliği yerine, somutluk ve ölçünün hakim olduğu resimler yapar.

Van Eyck (1390-1441) yeni bir gerçeklik anlayışıyla din dışı bir doğa gözlemiyle resimler yapar. Doğadaki görünüşlerinden yola çıkarak resim yapar. (resim 3)

Ucello (1397-1475)’nun resimlerinde figürler geometrik bir düzen içinde sergilenir. Ayrıntılı bir natüralizm içinde plastik bir bütünlük içindedir tabloları. (resim 4)

Masaccio (1401-1428), ortaçağ resmindeki boşlukta uçuşan figürlere, ışığı kullanarak, hacim kazandırarak. Hava ve ışık perspektifiyle insana özgü inanılır bir mekan içinde, plastik bir güç kazandırmıştır. (resim 9)

Alberti (1404-1472): Geometrik perspektifin resimlerinde en iyi uygulayan ressamlarındandır. Aynı zamanda kültürel öncülerdendir. Tarih bilgisi kadar, matematik ve geometri bilgisinin de resim için gerekliliğini anlatan kitap bile yazmıştır. (resim 5)

Franceska (1420-1492), ortaçağ ressamlarının önemsemediği geometrik yöntemlere bir de “ışık perspektifi”ni kazandırmıştır. Resimle ilgili ikide kitap yazmış olan sanatçı aynı zamanda mimar ve heykeltıraştır. Natüralist bir yaklaşımla resim yapmıştır. (resim 1)

Mantegna (1431-1506): tablolarında perspektifi sıklıkla uygulayarak, olay örgülerini anlatan, devingen resimler yaptı. (resim 6)

Michelangelo (1452-1519): resimde insan bedenini değerli kılan, beden ve ruh gücünü birleştirerek resmeder. Ressamlığının yanında çok değerli bir heykeltıraştır. Tablolarındaki hareket ve figür çokluğunu, dağınıklığı bir bütün içinde dengeye ulaştırır. (resim 8)

Leonardo da Vinci(1452-1519): ressam, heykeltıraş, mimar, mühendis, anatomist, matematikçi, müzisyen ve mucit. Kısacası o bir dahi. Dünya resim tarihinin en önemli isimlerinden biri, tartışmasız. Ancak beni asıl şaşırtan İtalya’da ki Medicci müzesindeki ona ayrılan bölümde sergilenen anatomi ve mühendislik alanındaki buluşlarıydı. Bu çalışmaları yapan dahi resim alanında da hala gizemi çözülemeyen “Mona Lisa” ve “Son Yemek” tablolarını yapmıştır. (resim 7)

İşte ortaçağ karanlığı bu olağanüstü dehaların çalışmalarıyla aşıldı. Resimde/sanatta yeni açılımlar, insanlığında gelişimg yolunu açmıştır. Örneğin, matematiksel buluşlar bilimin olduğu kadar sanatında gelişmesine hizmet etmiştir. Resimde ifade zenginliği yaratarak, düşüncenin çok boyutluluğuna hizmet eder. Sonuçta bilim ve sanattaki gelişmeler hayatı besler. İnsanların daha insani bir yaşam sürmesini sağlar.

Kaynaklar:
1) Resim Sanatının Tarihi- Sezer Tansuğ

2)Sanat Ekibi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 8348
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

İzmirliyim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan diş hekimiyim. M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster