Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
527
 

Ortadoğu'da isyan ateşi

Habertürk Gazetesi’nin kelime prensesi Ece Temelkuran Latin Amerika ülkelerinde yaşananları anlattığı kitabının adını ”biz burada devrim yapıyoruz Sinyorita” koymuştu. Kanımca Tunus’ta başlayıp Mısır’a kadar uzanan oradan da tüm bölgeyi saran halk hareketlerini de bundan daha iyi ifade edecek bir cümle yok. Evet, Ortadoğu’da gecikmiş bir halk hareketinin öfkesi sokaklara, meydanlara taşıyor. Sokaklar iktidarını küresel güç merkezlerine dayandırarak sürdüren 21.yüzyılın “modern ama medeni olmayan” diktatörlerine karşı mücadelenin, direnişin, kazanmanın heyecanıyla dolup taşıyor. Modern diktatörlerin yıllardır korku yaratarak sindirdikleri halk şimdi onların yüreklerine korku salıyor. Halka dayanmayan, çağdaş yönetim anlayışlarından uzak, baskı ve şiddetle sürdürülen yönetimler birer birer sarsılıyor. Meydanlar özgürlüğe susamış, ekmeğe aç yüz binlerin haykırışıyla yankılanıyor. Dünyanın cehennemi Ortadoğu belki de kendi cennetini yaratmanın yolunda. Yoksul ama gururlu Ortadoğu halkları toplumsal kaynaklarını yıllardır acımasızca sömüren kan emicilerinden ve onların işbirlikçilerinden kurtulmanın arifesinde. Ama işte modern haydutlar halkın silahlarını halka karşı kullanmaktan geri kalmıyorlar. Direniyorlar. Sindirmeye çalışıyorlar. Tekellerindeki tüm şiddet araçlarını harekete geçiriyorlar. Kendi vatandaşlarına karşı şiddeti meşrulaştırma çabasındalar. Dikta rejimlerinin sürdürülmesine kendi yurttaşlarını kurban etmeye hazırlar. Yasaklarla halkı sindirmeye, tanklarla halkın arasına girerek mücadelenin etkisini kırmayı amaçlıyorlar. 

21.yy’ın Ortadoğu’sunda Ortaçağ düzeninin ve yoksulluğunun sürdürülmesinde ısrarlılar yani. Kurumsallaştırdıkları modern diktatörlüklerinin ve güç merkezlerine dağıttıkları rantların onları kurtaracağına inanıyorlar hala. Uluslar arası sistemin denge politikalarının kendilerini kurtaracağı yanlışındalar. Ve Batı, ve Batı ittifakının Truva atı İsrail mevcut uluslar arası sistemin istikrarını ileri sürerek baskı rejimlerinin varlığını koruma gayretinde. Ortadoğu’da İsrail ve Batı merkezli güç odaklarının sadık müttefiki olan Mübarek(siz) rejimini destekleyici demeçlerini art arda sıralıyorlar. Zor durumda kalan Mübarek(siz)i iktidarını korumaya davet ediyorlar. Ama yanılıyorlar. Çünkü “pis gerçeklerin canım teoriyi” yendiği zamanlar geride kaldı. Oryantalist ağızların düşünceyle kirletmeye çalıştığı Ortadoğu yeniden doğuyor. 

Ortadoğu ne Weber’in belirttiği gibi” irrasyonel ve faydasız” ne Marx’ın ifade ettiği gibi “despotik” ne de Bernard Lewis’in yazdığı gibi demokratik kültürden yoksun. Bunlar ya tarih bilmiyorlar ya da tarihteki “gerçekleri yalan, yalanları da gerçek gibi” sunmak çıkarlarına daha uygun geliyor. Çünkü oryantalistler çoğunluğu Müslüman olan Ortadoğu bölgesinde İslam inancının temel insan hak ve özgürlüklerini önce ayetlerle sonra da hadislerle güvence altına alındığını gayet iyi bilirler. Üstelik İslam inancının yönetimde “şura”yı, tüketimde eşitliği, siyasette ise özgürlüğü esas aldığını bir çok Müslüman’dan da daha iyi bilirler. Ama oyunun devam etmesi ve yıllardır Batı merkezlerine transfer edilen servetin devamlılığı bu gerçeklerin saklanması sayesinde olabiliyor ancak. Çünkü yine onlar İslam’ın gerçek temel ilkeleriyle ortaya konulması durumunda şekillenecek Müslüman kimliğin anti-emperyalist bir dalgaya bürüneceğini ve egemen durumlarının sarsılacağının bilincindedirler. Bu nedenle gelişen halk hareketlerine radikal İslam kılıfı biçerek boğma niyetine girişmeleri anlamsız değil planlı bir politikanın ürünüdür. Yakında göstericilerin demokrasi, özgürlük kokan özlemlerini çirkinleştirecek her türlü hareketin televizyon ekranlarına, gazete manşetlerine taşınması kimseye şaşırtıcı gelmemeli. Gürcistan’da, İran’da birer özgürlük savaşçısı olarak kamuoyuna sunulan göstericilerin Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerinde karşımıza yağma yapan birer haydut olarak çıkartılmaları yakındır. Otorite boşluğunun doğuracağı tüm sakıncalar önce Mısır halkına sonra tüm dünyaya gösterilecektir. Böylece Mübareksiz rejimin sürdürülmesinin meşruluğu sağlanacaktır. Ama müjdeler olsun Ortadoğu’da isyan ateşi artık yakılmıştır. Bugün diktatörler için çalan tehlike çanlarının yarın emperyalistler için de çalmaya başlaması uzak ihtimal değildir. Çünkü Ortadoğu’da artık Descartes gibi düşünüp var olan, Andre Gide gibi hissedip var olan ve Albert Camus gibi “isyan ediyorum halde varım” diye meydanları dolduran yüz binler var. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 470
Kayıt tarihi
: 26.03.11
 
 

Üniversite mezunuyum. Yerel bir gazetede çalışıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster