Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
14
 

Ortak Akıl 04.07.2020

Bir yıl kadar önce 8.7.2019 tarihinden itibaren "ortak akıl ve ön koşul" gibi bir analizimin birazını yayınlamıştım. Bu analiz o yazılarıma bir süreç açısında bakmanın tamamlayıcı bir yazısı gibidir.

 

Hiçbir söylem hiç bir düşünce parça bileşenleri olmadan kendi başına ortak akıl olmaz. Totem meslekli parça bileşenlerin her birisi de ortak aklın kendi iç sürtünmeli direnç firen mekanizmasıdırlar.

 

Ortak akılda üreten ilişkiler firen ve denge mekanizmasıyken, monarşin oligarşin inanmalı ortak aklıda seçilmiş kişilerin mülk sahipliği olan tıkaçlar fren ilişkisini tek yanlı ortaya koyan dengeydiler.

 

Aslında monarşin zikirci denge süreçler hiç denge değildir. Mülk sahipliği olan zikrin konulduğu kefe karşısında diğer kefe olan mülkten yoksunluk, kefeleri dengeye getiremiyordu.

 

Dengeye gelmeyen kefe tarafına yardım etme konuyordu. Sadaka verme konuyordu. Hem de sadaka ömrü artırır diyen teşvikle lütuf konuyordu. Hem de başımın, gözümün sadakası olsun diye küçülten ifadelerle konuyordu.

 

Dahası acıma, merhamet, demokrasi, seçim, adalet, inanca edilen vaat gibi seçim vaadi vs. hep düşük seviyeli kefe tarafına konup; mülk sahipliği karşısında kefelerin dengeye getirilmek istenmesi ile süreç tam bir kaostur.

 

Parça bileşenler ortak akla firen olan parçalı durumlar olmakla ortak aklın kesikli sürekli sınırlı sonlu olmasının oto kontrolüdürler de.

 

Ortak akıl, kendi başına herkeste ortak olan değildir. Herkeste ortak olan kişi benci korunum yasalarını ele veren özne duygularıdırlar.

 

Totem alan ortak ve kritik değerli, duygular kesişmeli rastlaşmalarla ortak bir sosyo kolektif kuvvet alanını ortaya koymuştu.

 

Ortaya konan sosyo kolektif (ortaklaşan) kuvvet alanları, alan içindeki kuvvet alanı etkisiyle kişide yoğunlaşan dışsal, görsel, izlek sel kuvvet algılarıydı.

 

Aynı alan etkisi aynı özellikler üzerinde benzer elektrik akılı enerji akışını oluşurlar. Alan etkili enerji akışı, kişilerde algı ve izlenimlerden oluşan im, imge ve düşünce imajlarıydı.

 

Aynı alan etkili, benzer özneli bu algı imajları kişiler üzerinde, kişilerin az çok ya da hiç durumla ittifak edebilecekleri ortak bir karar (rezonans) noktalarını verirler.

 

Kişi özneli ortak karar noktaları; ortak alanlı, ortak yaşamlı, ortak anılı çevrim tekrarlı süreçlerle ortaya konur. Ki bu da hukuktur. Hukuki bir kolektif bağdır.

 

Dışa kapalı ve dıştaki benzer hemcinslere teması yasak olan totem alanlar; izole edilen sosyal ortam olmaları nedenle ortak yaşamlı tek biçimli bir ortak akılın imajıydı.

 

Totem alanlar üreten ilişki içine girmekle, totem alan kendi dışına açılmanın belirsizle olan boşluk ve oyuk alan devinmelerini üreten ilişkilerle belirli kıldılar.

 

Özgün bir eylem biçimi ile olmadan üstel durumlu belirsizle olan varoluşu yeni eylem durumlarına belirli yapamazdınız. Böylece totem alanlar; üretim yeni eylem hareketi kapsamında gruplar arası girişmeleri başlattılar.

 

Gruplar arası girişmelerin her biri farklı bir totem mesleğiydi. Üretim hareketi çeşitli totem mesleği girişmesi olmakla yeni süreç türlü meslekler üzeninde ortak yaşanmışlık ve ortak anı birikmeli hukukun ortak aklı olmuştu.

 

Demek ki ortak akla, ortak akıl olma hüviyetini türlü mesleklerin girişmeleri verecekti. Türlü meslekler ittifakı çok köklü düşünmenin, öğrenmenin kendisiydi.

 

Yani çiftçi veya tarımcı olmazsanız, çiftçi gibi tarımcı gibi düşünemezsiniz. Her mesleğin kendi iç işleyiş algılarından kaynaklı zorunlu bir mantık ve akıl işletme sistematiği vardı.

 

İşte girişen çatışan birbirine yol veren girişme olmakla ortak akıl üreten türlü meslekler girişmesiydi.  Tabanlı ortak anı ve ortak yaşamdı.

 

Burada sentez içindeki her bir totem mesleği kolektif dengeyi (ortaklaşan simetriyi-bakışımı) verecek olan parça durumlardı.

 

İlk ortak yaşanmışlık doğada sağlatma olan sosyal yaşanmışlığın ortaklaşan alan kuvvetiydi. İkinci ortak yaşam doğada üreten, totem meslekli ortaklaşmanın kolektif alan kuvvetleriyleydi.

 

Ortak akıl (ortak yaşanmışlık ortak hatırlama geri beslenin duygusu ve bilgisi) türlü totem meslekli sentezler girişmeli olmanın girişmeler örüntüyü kırpma, sınırlama, birbirini destekleme, birbirine köstek olma akışlı çevrimlerdi.

 

İyi de diktatörlük, tiranlık, firavunluk, nemrutluk, faşizm, zorbalık, zalimlik vs. de ortak aklın hem de çok kes parlamenter ortak aklın, seçme seçilme olan ortalama aklın ürünü değil mi?

 

İşte zurna burada zırt diyordu. Bu soru sorgulayıcı akıl işletici bir soru ve bilinç düzeyidir. Ancak böyle bir soruyu ortak aklı imha etmeye götürecek delillerle konuşana da ben laf konuştu bal kabağı derim

 

Çünkü faşizm olan firavunluk olan ortak akıl; kolektif üretimli kolektif ortak akıl değildir. Özel mülk sahipli monarşin ve oligarşin, giderekten de kapitalist liberal mantıklı şimdiki burjuva ortak aklıdır.

 

Burjuva ortak akıl egemenliği olan iman akdi içinde illüzyonla düşünmenin, yandaşlığı ya da umarsızca durumun çaresizlikte oluşudur.

 

Tarihsel ortak akıl inşası kolektif üretimli, kolektif paylaşımlı, ortak anı yaşanmışlığına dayanan ilk inşa türüdür. Herkese göre, herkesin ihtiyacına ve kapasitesine göre olanın akışlı olmasıydı.

 

Oysa şimdiki tiranlığı oluşan ortak akıl; monarşin kökenli, yani mülkün sahibini kutsayan egemenliğe yol veren paylaşımlı zikrin; oligarşin-liberal parlamenter seçimli baskıcı egemence ortak akıl egemenliğidir.

 

Herkese göre yol akışı olanın ortak aklı değildi. Mülk sahibi monarşi ve oligarşiyi temsil eden ortak akıldı. Monarşin ve oligarşin ortak akıl iman üzerinde sömürülenlere dikte edilmesiyle sömüren ve sömürülenin ortak aklı haline getirilmişti.

 

Seçimler bize neyi vaat eder? Oligarşin monarşin ortak aklı ihaleleri, özelleştirmeleri, yatırımcıya teşvik primlerini, vergi iadelerini görev zararlarını vs. vaat eder. Bizde bu vaatleri alkışlar seçeriz.

 

Seçimle oluşan; baskıcı difüzyonla geçişen bu monarşin ortak akıl doğrultusundaki yönelimli, illüzyonlu durum şimdinin bir oligarşinin ortak aklıydı.

 

Oligarşin difüzyonla (geçişmeli) ortak akıl iman etme akdi ile bize geçişir. Yani ne oligarşin akıl ne buna iman ahdiyle bağlanan köleci ortak akıl; ilk inşanın üzerine dayandığı üreten ilişkiler bazlı üretim paylaşım kullanım ve tüketimin ortak değerini veren ortak akıl değildi.

 

Mülk sahiplerinin ortak yaşamı, kölenin yaşadığı ve zikre konu bir ortaklıkla geri beslenin anısı bile değildi. Oysa kolektif üretim hareketinde, paylaşan tüketen kullanımda herkesle ortak olan yaşam anıydı.

 

Kısacası firavunluğa dayanan bir ortak difüzyon ve bulaşır ile kölenin de aklı olmakla diktatörlüğe yol açan ortak akıl; monarşin, oligarşin, liberal ortak akıl egemenliğidir. İnşacı ortak akıl değildi.

 

Köleci sistem mutlak bir monarşi zikri ve mutlak bir monarşi egemenliğidir. Böyle olmakla mutlak monarşi beslenmeli damar, ister oligarşi olsun, ister burjuvazi erki olsun, ister kapitalist liberal erk olsun.

 

Tümü sömüren zikir olmakla kolektif güçten El himayesi ve El ihalesi gören mutlak monarşiye hizmet olmakla tüm sömürücü yapıların içinde mutlaka bir mutlak monarşi atarları vardır. Olmak zorundadır.

 

İşte diktatörlüğe yol açan "ortak akıl" söylemi buydu. Sömürme olmanın, sömürenlerce tasarruf ettiği tam bir kamusal yararlanıla ortak akıl olmayıp; sömürenlerin, oligarşinin, liberalin ortak aklıydı.

 

Bencilliğin ortak aklı yoktu. Bencilliğin dışta ortak yönelimli duyguları vardı. Siz ortak aynı alan içinde aynı yönelimlerde kesişip buluşuyordunuz.

 

Oysa kolektif yarar bilincini ortaya koyan özgecilikte ortak akıl vardı. Genel yararı veren nesnel çevrimleri zorunlu bir ortak bağ, ortak algı yaşanması olukla anlıyor ve ortak akıl olarak söylüyordunuz.

 

İşte bu tür genel yararı veren özgecil ortak akıl yaşanması olan bağıntı durumu kaçırırsanız monarşinin ve oligarşinin kendi ortak aklı ile sisteme sistem mantığına ve sistem diyagramına yabancılaşırsınız.

Oligarşinin sömüren ortak aklını, kolektifin diktatörlüğe karar veren ortak aklı sayarsınız. Bu zihniyet Sn. Menderes gibi feodal bir mantığın temsilci zikrini oluşan icra başı olmakla; "siz isterseniz hilafeti getirirsiniz" demeye benzer. Yani bu sözde hilafeti getirmekle; monarşin oligarşiyi getirirsiniz demekti.

 

Siz sanırsınız ki seçilmiş olan Sn. Menderes'in ağzında "kolektif akıl dile geliyor" lafzını anlarsınız. Avcunuz yırtılana kadar köleliğinizi alkışlarsınız. Kölelik size kölelik olarak gelmez, sabrın karşılığı bir vaat gibi gelir! Sn. Menderesin ağzında çıkan sözü böyle duyar, böyle anlar; böyle alkışlarsınız.

 

Bu tavır ortak iman akdi içinde akışla olunmakla; ortak akıl değil, esnemenin geçişli olması gibi ortak bulaştır.

 

Oysa bu tür söylemler tarihin derinliğinden beri monarşin oligarşinin söylemiydi. Bu monarşin söylem mülkünü söyleyen zikrin ağzında çıkan söylem değil, seçilmiş sahiplerin zikri olmakla, sömürülenler bağlamında sisteme yabancılaşan iman edici bir ortak akıldır.

Emine Yücel bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 136
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster