Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
533
 

Ortak hedef ve menfaat

Atatürkten sonra Türk Siyasi tarihi çıkar kavgaları ile doludur. Bunun ilginç ve bir tipik örneğini de bu dönemde yaşamaktayız. Umuyorum yeni nesil siyasetçilerimiz bunları iyi okur ve en iyi sonucu çıkarabilirler.

Muhalefet lider ve yöneticileri, iktidar lider ve yöneticileri neden (hatta eşleri, çocukları ile birlikte ) hiç bir araya gelemezler. Dostluklarını bu ölümlü dünyada geliştirmeye çalışmazlar.

Neden mesai dışında dost olamazlar? Neden bunların arasında ancak birbirine en azılı düşman olan insanlar arasında olan irtibat vardır? Yoksa bu kişiler, bu tür sağlıklı ilişkiler kuramaya, eleştireceği kişi ile mutlaka düşmanca ilişki kurabilen tipte kişiler mi? İşini yaparken gerekince tabii ki eleştirisini yapabilen, ama bunun dışında birbirleri ile insani ilişkiler geliştirebilen insanlardan çok daha başarılı lider ve yöneticiler yetişir düşüncesi yanlış mı?

Bu inanılmaz hakaretler, "vatan hainliği"ni bile içeren suçlamalar arkasında sadece kapasitesizlik mi var? Sanmıyorum...

Burada başka birşeyler de var. Neden Yunus ve Mevlana gibi dini yönü olan ve İslamiyet mesajını doğru algılayabilen insanlar dışında sadece Atatürk gibi çok büyük liderler başarabilmiş bunu. Birçok dini yönetimler (Emeviler, Abbasiler, Osmanlılar v. s.) sırasında bile bu başarılamamış, bu da (her ne kadar İslamiyet hep yapıcılığı önermiş olsa da) konunun sadece dini faktörlere bağlı olmadığını gösteriyor.

Nedir bu faktörler?

Menfaat, bence burada en önemli faktör. Hele bu dönemde, artık para ve maddi çıkarlar karşısında insanlar tamamen köle olmuş durumda.

Kişilik yapıları ve karakterler, bu da önemli bir etken. Zaten liderlerin yapıları ortada, siyasete girenler arasında en yırtıcı, en kavgacı, en suçlayıcı, en hırçın, en ekipçi v.s. olanlar ancak parti başkanları olabilmekte. Onlar da zaten bu mevkilere geldiklerinde onlardan beklenenleri yapmaktalar.

Siyaseti ilgilendiren tüm yasalardaki yanlış ve eksikler. En başta seçim ve siyasi partiler kanunları. Siyasete giren kişiler belli bir yatırım yapmakta ve sonra da karşılığını almak için her türlü dalavereyi çevirebilmekte, gerçekten halkın içinden gelen kişiler siyasete girememekte. Milletvekillerinin büyük bir kısmı maalesef belli grupların yatırımı olarak oraya sokulmakta ve TBMM de de o grupların çıkarları için her şeyi gözü kapalı yapabilmekte.

İç veya dış etkenler de önemlidir. Bu partileri birbirlerine sokmak için ülke içinde ve dışında yüzlerce belki de binlerce insanın kafa patlattığını, planlar yaptığını düşünemiyorsak gerçekten çok safız demektir.

Cinsiyet de önemli bir faktör. Kadınların siyasette çok daha az bir oranda olması. Herşeyin istisnası olsa da kadın oranı daha yüksek olabilse dürüstlük, incelik, üslup v.s. könularında bir miktar düzelme olacağı da aşikar bir gerçek.

Bu faktörleri çok arttırabiliriz.

Bizim bu liderlerden beklediğimiz şudur; Lütfen inandığınız konuda en doğrusunu yapmaya çalışırken, hakaret etmeyin, yanlış etkilenmelere karşı uyanık olun, insani özelliklerinizi sürdürün, şunu unutmayın ki rakip partilerle hedefleriniz aynıdır ve aynı olmak zorundadır.. Ortak hedef: ülkemizin ilerlemesi, başka ülkelerin oyununa gelmeden, evrensel insani değerlere dayanan bir düzen kurulması, insanlarımızın refah, huzur ve mutluluk içinde yaşaması değil mi? Gençlerimizin istedikleri eğitimi alarak mutlu bir gelecek düşleyebilmeleri değil mi? İş bulmanın, terörün sorun olmadığı bir ülkede yaşamak değil mi? Sağlık sorunları çözülmüş bir ülke değil mi? v. s.

Partilerden birisi bu özlemleri başka bir yoldan giderek gerçekleştirmek ve başarabilmek mümkündür demekte ötekisi ise başka bir yol önermektedir. Ama ortak hedef aynıdır, aynı olmalıdır.

Böyle bir siyaset düşlemek çok mu zor?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 94
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 312
Kayıt tarihi
: 23.06.09
 
 

1958 Nisan İstanbul doğumluyum. Ama tatiller dışında İstanbul'da uzun süreli yaşamadım. 1975 yılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster