Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mustafa Orhan Ertuğruloğlu

http://blog.milliyet.com.tr/oertugruloglu

06 Mayıs '15

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
219
 

Ortaköy'de Radyo Festivali başlıyor

Ortaköy'de Radyo Festivali başlıyor
 

ORTAKÖY'DE RADYO FESTİVALİ


6 Mayıs 2015
Doğduğum yıllarda Televizyon daha Türkiye’ye uğramamıştı. Radyo vardı. Radyoyla tanışmam ne zaman oldu bilmiyorum. Her halde annemin karnındayken tanışmış olmalıyım. Evimizde, oturma odasında durudu. Phlips bir radyoydu. Radyoyu açınca elektrikle aydınlanan ufak kadranda dünyadaki bazı şehirlerin isimleri okunurdu.1950 yılında İlkokula başladığım sene okumayı sökünce dünyadaki şehirlerin onlardan ibaret olduğunu sandım. İleri sınıflarda coğrafya dersinde dünyanın kaç bucak olduğunu anlayınca radyomuz sadece üzerinde yazan şehirleri alabiliyor yanılgısına düştüm .
Burası Uzun dalga 1648 metre 182 kilosikl T.A.R üzerinden yayın yapan Türkiye radyosu” ’ sözlerinin ne anlama geldiğini 20-25 yıl sonra , TV imtihanını kazanıp Mithatpaşa Caddesinde 3 aylık nazari kursa başladığımda öğrendim. Bazı geceler yayına Arap radyoları karışırdı. Türkiye’nin daha 1968 yılında %60’ının kendi radyosunu dinleyemediğini de kursta öğrenecektim.
Uzun ve dondurucu kış gecelerinde 3 numara Şakir Zumre sobamızın ısıttığı oturma odasında radyoyu dinlerken uzaktan bekçi düdükleri bozacının sesine karışırdı.
Akşamları babam haberleri dinledikten sonra uzandığı kanepede uyuyakalırdı.”Şen ve Esen Kalınız ” temennisini dinlediği vaki değildi. Bizler annemle Muzaffer Sarısözen yönetiminde Yurttan Sesleri ,radyo tiyatrosunu, Arkası Yarın’ları ve şayet Klasik Türk Müziği yayını varsa Nevin Demirdöğen’i dinlerdik. Mahallemizde otururdu. Babamın sevdiği sanatçı Nesrin Sipahi idi.
Bayram Günlerini ve Yılbaşı gecelerini iple çekerdik. Nezahat Bayram o yıllarda çok sevilirdi. Yılbaşı programı muhteşem Öksüzcü’nün Milli Piyango çekilişi ile sona ererdi.
Ben Cumartesi öğleden sonraları Ayşe Abla’nın Radyo Çocuk Saati’ne aboneydim. Ayşe Onat’ı, Suha ve Süreyya Arın kardeşlerin isimlerini o programlarda öğrendim. Akrabam Erhan İmset de bazen çocuk piyeslerinde rol alırdı. Hanımeli Sokakta otururlardı. Babası rahmetli İsmet İmset de gazeteciydi. İyi fotoğraf çekerdi. Erhan abiyi dinlemek mutluluktu.
Sınıf arkadaşım Tezer Ülküatam’ın Çocuk Saati’nde piyano çaldığı olurdu. Bense Hafta sonları o programları dinlerken hayallere dalardım.
Kolejde , Lise yıllarında Ankara İl Radyosu yayına başladı. Birçok yabancı ses sanatçısını o sayede tanıdık. Pazartesi günleri arkadaşlarla İl Radyosu üzerine sohbetlerimiz olurdu. Selda o yıllarda İl Radyosu’nda İspanyolca Şarkılar söylerdi. İspanyolca şarkıları onun kadar güzel söyleyen bir şarkıcı az gelir. 
Yıllar sonra Üniversite bittiğinde , çocukluktan kalan hayallerle TRT sınavına girdim. TV’de Allah kısmet etti 4 yıl görev gördüm. 
Kursta Muhteşem Öksüzcü, Refik Ahmet Sevengil gibi efsane isimler hocamız oldular.
Size belki şimdi garip gelecek ama o yıllarda iş yerlerinde,bürolarda ,çalışma odalarında ,şehirlearası otobüslerde,trenlerde sigara içilirdi. 
Kurstayız. Refik Ahmet Sevengil anlatıyor. En önde spiker adayı bir genç hanım arkadaş var. Ders uzun. Spiker arkadaş “Sigara içebilir miyiz?” diye sordu. Muhteşem bey gülerek “ Doktor bana yasak etti. İç te kokusu bize de vursun” diyor. Sınıf rahatlıyor. Sigara paketleri çıkıyor. .
Yılmaz Çakar diye sevdiğim bir arkadaş vardı. Ses teknisyeniydi. Espirili bir çocuktu. Av meraklısıydı.
O yıllarda Ankara dışında geçici göreve gittiğimizde komik bir harcırah alıyorduk. Cepten harcıyorduk. Stüdyo imkanları sınırlıydı. Tek bir stüdyo vardı. Akşam saat 19.00’da haberler başladıktan sora stüdyoya haber dairesi el koyardı.
4 tane elektronik kamera vardı. Onlar da südyoya bağlıydı.
Naklen Yayın aracı sonradan geldi.
Bu durumda 16 mm’lik film kamerası ile program hazırlamak mecburiyeti hasıl oluyordu. 7 film kamerasının 3 tanesi devamlı haber merkezinin emrinde olduğundan bütün bölümler programlarını 4 kamerayla yapmak durumundaydı. Ve bizler şanslı isek o kameralardan bir tanesini 2 günlüğüne alabilirsek Ankara dışında çekime giderdik. Yılmaz arkadaşımız Ankara dışında göreve gitmezdi. 
Birgün Teknik Daire Başkanı Fahrettin Işıkçı bunu duymuş. Feci sinirlenmiş. Yılmaz’ı çağırtıyor. 
“Sen neden Ankara dışı göreve gitmiyorsun?” diye soruyor.
Yılmaz : “ Ayıptır söylemesi bende akşamcılık var. Her akşam 35’lik rakı içerim. Mesaime yansımaz. İçtiğim içki 35’liği geçmez. Ertesi gün suya çeker. Bol su, maden suyu falan içerim. Bana komik bir harcırah veriyorsunuz. Hararetimi kesmiyor. Nasıl geçici göreve gideyim” diyip çıkıyor.
Yılmaz sonra TRT’den ayrıldı. Oto Galerisi açtı. Kısa zamanda durumu düzeltti. Gelin görün ki çok genç yaşta aramızdan ayrıldı.
Allah gani gani rahmet eylesin. 
Ankara Radyosunda dış yayınları ziyaret ederdim. Sınıf arkadaşım Ercan Özer dış yayınlarda prodüktördü. Rafet Dönmezer ve Esin hanım bende iz bırakan isimler oldu.
Radyo kökenli Bülent Varol, Bülent Çarkacı , Coşkun Deniz Ercan ,TRT'de TV'nin kuruluş kadrosunu oluşturdular.
Musa Öğün döneminde askeri yönetimle başım sıkıntıya  girdi. O sıralar Dışişleri sınav açıyordu. Radyo Dış Yayınlar’da çalışan arkadaşım Ercan’ın zorlaması ile sınavlara girdim ve kazandım. TV maceram böylece sona erdi.
Bakanlıkta çalıştığım yıllarda Çocuk saatinde adlarını bellediğim efsane isimlerden Suha ve Süreyya kardeşlerle tanışmak fırsatı buldum. 
Şimdi yukarıda adını çektiğim efsane isimler artık aramızda yok. Rahmetli Erhan abiyle birlikte zaten TRT’de çalışmak mutluluğuna erişmiştim. Erhan abi de yok.
Tezer Ülküatam ile ilkokulda sınıf arkadaşı idik. Tezer bahriye subayı oldu. Geçenlerde ilkokuldaki sınıf arkadaşlarımdan Tezer’in vefat haberini öğrendim.
Radyo konusuna dönelim. Artık maalesef radyo dinleyen pek kalmadı. Taksiciler ve belki de uzun yol şoförleri dışında. Onlar da daha çok hava ve yol durumuna endeksli. Gençler akıllı telefon kullanıyor. İnternet medyasına doğru bir yönelme de var.
Sonuçta radyoların reklam pastasından aldıkları gelirler küçülüyor.
Norveç, gelecek yıldan itibaren FM yayınları kaldırıyor. Tamamen digital radyo yayınına geçiyor.Analog radyo Norveç'te tarihe karışıyor.
Türkiye'de radyoların içine düştüğü durumun faturasını sadece teknolojik devrime değişime kesmek haksızlık olur. Radyocular da azalan ilginin müsebbibi sayılır. Kalıplaştılar. 
Bu gidişe dur demek için bugün İstanbul Ortaköy Meydanı’nda ulusal FM radyoları saat 12.00 ile 14.00 arası Ortaköy’den yayın yapacak. Kendilerine ayrılan minik stüdyolarda konuklarını ağırlayacaklar. Özetle bugün ve yarın FM radyolarının kalbi Ortaköy Meydanı’nda atacak. 
Bugün ve yarın Şarkılarını radyolarda sık sık dinlediğiniz genç şarkıcılar Ortaköye'de radyoları dolaşacak… 
Keşke İstanbul'da olsaydım..
Mutlaka Ortaköy'e inerdim..
İstanbul'da olan arkadaşlara tavsiye ederim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 98
Kayıt tarihi
: 19.05.14
 
 

1964 Yılında Ankara ODTU ve 1971 yılında Birmingham Universitesi'nden mezun oldum..4 yıl TRT'de r..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster