Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
3339
 

Ortalığa tek soru Maide:5-51

Ortalığa tek soru Maide:5-51
 

25 Kasım 2007 Pazar günü Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından Ahmet Hakan’ın “Hocalara üç soru” adlı makalesinin bir paragrafı özellikle dikkatimi çekti. O soru şeklindeki paragrafı aynen buraya aktarmak ve düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

BİR: Kuran'da hem "Yahudi ve Hıristiyanların dost edinmemesi" öneriliyor, hem de "Bir Müslüman erkeğin, Hıristiyan ya da Yahudi kadınla evlenmesi"ne cevaz veriliyor. Burada bir çelişki yok mu? "Dost edinme! Ama evlenebilirsin" şeklinde ortaya çıkan bu çelişkiyi nasıl izah etmektesiniz?

Biliriz ki Ahmet Hakan İmam Hatip Lisesi mezunudur.

Biliriz ki İmam Hatip Lisesi bitirdiğinizde Arapçaya hakim olursunuz.

Aşağıda sıralayacağım ayetler incelendiğinde görülecektir ki Ahmet Hakan lise sonrası eğitimini demagoji alanında yapmıştır.

Bir Müslüman erkeğin, Hıristiyan ya da Yahudi kadınla evlenmesi konusuyla Yahudi ve Hıristiyanların dost edinilmemesi konusunu ortaya koyan ayetler Maide Suresinin ayetleridir. Bu ayetlere (Maide:5-51)gelin beraberce bir göz atalım.

5:5 Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kitap halkının yiyeceği size helaldir. Sizin de yiyecekleriniz onlara helaldir. Mehirlerini ödemeniz, zina etmeyip namuslu davranmanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla, inananlardan iffetli kadınlarla ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlarla evlenmeniz size helaldir. Kim inanmayı kabul etmezse tüm yaptıkları boşa çıkmıştır ve o, ahirette de kaybedenlerdendir.

5:5 Elyevme ühılle lekümüt tayyibat ve taamüllezıne utül kitabe hıllül leküm ve taamüküm hıllül lehüm vel muhsanatü minel mü'minati vel muhsanatü minellezıne utül kitabe min kabliküm iza ateytümuhünne ücurahünne muhsınıne ğayra müsafihıyne ve la müttehızı ahdan ve mey yekfür bil ımani fe kad habita amelühu ve hüve fil ahırati minel hasirın

5:51 İnananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.

5:51 Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın

Her şeyden önce şunun bilinmesi ehvendir. Kuranda bizim Musevi dediğimiz, yani Musa’nın yolunu takip edenlere Yahudi denmez, İsraeloğulları denmektedir. Hıristiyanlara yani Yunanca Hıristoyu, Sami dillerindeki adıyla İsa’yı takip edenlere Nasara’lı denilmekte. Kuranda ayrıca Yahudi (yehuda) denilen bir kavim vardır. İbrahim Peygamberin Sara’dan olan oğlu Hz. İshak’ın Refaka’dan iki oğlu olur. Bunlardan bir tanesi Hz. Yakub’tur. Yakubun Allah tarafından kendisine verilen lakabı İsrael’dir. İsrael Allahın kulu demektir. Yakubun 4 karısı olur. Lea, Zilha, Bilha ve Rahel. Zilha’dan 2, Bilha ve Rahel’den de 2 oğlu ve Lea’dan 6 oğlu 1 kızı olan Yakubun toplam 12 oğlundan gelen kavme İsraeloğulları denir.Yakubun Lea’dan olan 6 tane oğlundan bir tanesinin sonradan konma adı yani lakabı Yehuda’dır. Davud, Süleyman, Danyal, Zekeriya, Yahya hatta İsa bu soydan yani Yahuda soyundan gelmektedir.

Yehudaya bu lakab Yusufun kuyuya atılmasında fikir babalığı yaptığı için verilmiştir(Tekvin37:26-27). Ne ilginçtir ki, YEHUDA İbrancada “methedilmiş”, “övülmüş” anlamlarına gelirken, aynı kelime Aramcada “kalpazanlık”, “sahtekarlık” manalarını taşımakta. Onun soyundan gelen Yehuda boyu 12 İsrael boyu içerisinde en çok ihanet eden, en çok sapan ve saptıran, en çok peygamber öldüren boydur. Hz. Süleymanın kurduğu adalet devletini, onun ölümüyle MÖ 931’de parçalayan da Yehuda soyundan gelen kendi halkıdır. Bazı tarihçiler, Hz. İsayı Romalılara şikayet eden hain havarisi İskaryota Yehuda denmesinin sebebini, hem bu boya mensub olması hem de Hz. İsaya ihanet etmesini gösterirler.

İsrailoğulları içerisinde ister fert, ister toplum, kim ihanet ederse etsin, ona “Yehuda gibi hain” anlamına “Yehudi” denmiştir. Redhouse sözlüğü, “Yehudi”nin manasını “arkadaşına ihanet eden kimse” olarak verir. Kuranda hiçbir kavim ve din mensubundan İsrailoğullarından sözedildiği kadar geniş söz edilmez. Kuranda İsraeloğullarının Yahudileşme sürecini anlatan ayetlerin sayımı, doğrudan ilgili ayet sayısının 712 adet olduğu görülür.

Şimdi Yehude nedir diye bir soruyla karşılaşmak mümkün. Yehude, Yahuda kavminin yaşadığı coğrafi bölgeye verilen addır.

Diğer taraftan Hıristiyanlara da İsanın takipçisi denmemesi açısından Nasıra’lı denmektedir. “Nesara” kelimesi Nasrani yani Nasıralı manasına gelmektedir. Aşağı Celile bölgesinde bulunan tarihi bir kasabadır. İsrailin kuzeyinde bulunur. İncilde Meryem ve kocası Yusufun memleketi olarak geçer. İsanın çocukluğunun geçtiği yerdir.

Bu iki boy, iki kavim ele alındığında, Kuran öğretiyi takip eden insanlardan bahsetmek istediği zaman, Yehudeden olsun Nasaradan olsun, bilge bir topluluk sözkonusu olduğunda, bu topluluklardan veya insanlardan “Kitab ehli” yani kendilerine kitab verilmiş olanlar olarak bahseder.

Bu tespitlerimizi yaptıktan sonra, ayetlere dönülecek olursa enteresan açılımlar olduğunun farkına varılacaktır.

5:5 Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kitap halkının yiyeceği size helaldir. Sizin de yiyecekleriniz onlara helaldir. Mehirlerini ödemeniz, zina etmeyip namuslu davranmanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla, inananlardan iffetli kadınlarla ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlarla evlenmeniz size helaldir. Kim inanmayı kabul etmezse tüm yaptıkları boşa çıkmıştır ve o, ahirette de kaybedenlerdendir.

5:5 Elyevme ühılle lekümüt tayyibat ve taamüllezıne utül kitabe hıllül leküm ve taamüküm hıllül lehüm vel muhsanatü minel mü'minati vel muhsanatü minellezıne utül kitabe min kabliküm iza ateytümuhünne ücurahünne muhsınıne ğayra müsafihıyne ve la müttehızı ahdan ve mey yekfür bil ımani fe kad habita amelühu ve hüve fil ahırati minel hasirın

Burada iddia şudur; Müslüman erkek, Yahudi veya Hıristiyan kadınla evlenebilir. Siz şimdi bu ayetlerin orijinalinden olan Türkçe transliterasyonunda Yahudi veya Hıristiyan’dan bahsedildiğini görüyor musunuz? Ben görmüyorum. Benim gördüğüm, kendilerine kitap verilmiş olanlarla Müslüman erkek evlenebilir denmektedir. Evlenebilirdir, sebebi de, kendilerine kitap verilenlerin kitapları, bizatihi Allah tarafından peygamberler aracılığıyla yollanmış olup, zaten Kuran tarafından da çarpıtılmış veya kaldırılmış ayetlerinin düzeltilmesi ve tamamlanması öngörülmüş olduğundan, öğreti farkı olmadığındandır.

Şimdi bir de Maide:51 ayetini büyüteç altına çekelim.

5:51 İnananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.

5:51 Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın

Her şeyden önce burada bir tercüme hatası yapılmıştır. Bu hata Yahudiler ve Hıristiyanlar üzerine değildir. O konu sadece bir kavram kargaşasıdır. Ama asıl hata “dost” sözcüğü üzerine yapılmıştır. Transliterasyondaki sözcük “evliya”dır yani “gönül dostları”. Gönül dostu arkadaş manasına kullanılmamıştır burada. Gönül dostu bir kere her şeyden önce Allah adamı olmalıdır. O dost teslim olmuş olmalıdır. Aynı Allah için kalpler atmalı, küfür içerisinde bulunmamalı, müşrik olmamalıdır. Nefsine değil Allahın rızasına tabi olmaya çalışan insan demektir. Velinin çoğuludur. Burada dikkat edilirse kitap ehillerinden bahsedilmemektedir. Bahsedilenler Yehuda soyundan gelen Yahudalılarla, İsayı dışlayan Nasıralılardır. Bu insanlardan gönül dostu edinmeyin tavsiyesinde bulunmaktadır Yüce Yaratan. Sebebini bilmemekteyim, ama hikmeti kendinden mesuldür. Ama belki de:

9:30 Yehudalılar: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Nasıralılar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkar edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!

9:30 Ve kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesıhubnüllah zalike kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezıne keferu min kabl katellehümullahü enna yü'fekun

Ayetin doğru tercümesini buraya koyalım:

5:51 Ey iman edenler! Yahudalıları ve Nasıralıları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

5:51 Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın

Hal böyle olunca, Maide:5 ayetiyle Maide:51 ayetinin birbiriyle hiçbir şekilde çelişmediği anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle Ahmet Hakanın sorusu abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Özetle bu iki ayette de ne Yahudilerden (yani bizim anladığımız manada Musevilerden) ne de Hıristiyanlardan bahsedilmez. Zaten Musevi veya Hıristiyan kelimeleri bizim bir takım dini grupları tanımlamak için ortaya attığımız kelimelerdir. Kuran ne Musevi sözcüğünü kullanır, ne de Hıristiyan sözcüğünü. Biz dünyalılar için Musevilik ve Hıristiyanlık bir dinin adıdır. Ama Kuran için bir tek din adı vardır, o da İslamdır. Evet bu iki ayette iki tane yerleşim biriminin adından ve bir de kendilerine kitap verilen gruplardan bahsedilmiştir. Gerisi ise ….. laf-ı güzaftır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir konudan yola çıkarak "inanış tarzımız" üzerine bir çok konuya değinmişsiniz. Biz toplum olarak kendimizi, Müslüman Aleminde İslamiyet'i en yalın yaşayan millet olarak tanıtırız. Aslında düştüğümüz gaflet çok açıktır. İslamiyeti kaynağından okumak yerine, sadece ana-babadan kalan alışkanlıklarımızı benimseriz. Haşa, dinimizi atalarımızdan kalan bir gelenekmişçesine görürüz(içim acıyarak bu tabiri kullandım). En kötüsü de kendini din konusunda bilirkişi gösteren medyatik insanların ağızlarından çıkan her kelimeye tüm merakımızla sarılırız. Okumayarak cehaletimize lider arıyoruz. Günümüz koşulları da herşeyin hazırcılığını bize aşılıyor zaten... Saygılarımla.

Engin ALTUNISIK 
 31.10.2008 23:58
Cevap :
Engin kardeşim, merhaba ! Değerli katkılarınız için size teşekkür ederim. Özellikle "Okumayarak cehaletimize lider arıyoruz" cümleniz dikkatimi çekti. Galiba bu bir arz-talep dengesi. Sanki o liderler piyasaya arzedilmişler de biz de kendimize "şimdi ne luzum var, oturup okuyacağız, bir de okunanı anlayacağız, hem bi de okumak için gidip temizlenmemiz gerekecek, abdest alacağız; ne luzum var, bunların hepsini bizim yerimize yapanlar var nasıl olsa, o imamlar, o liderler, o öncüler var, onların söylediklerini hafızalarımıza zerk edelim, işi de kolayca çözmüş olalım" demekten gelmedimi başımıza tüm gelenler? Bu konuyu irdeleyen İslamı Özünden Saptırmak başlıklı bir makalem var, onu da okumanızı tavsiye ederim. Yani sözün özü galiba biz lider aramıyoruz, o liderler zaten piyasadalar ve din satmak için zaten çığırtkanlık yapıyorlar. Aramaya gerek yok demeğe getiriyorum. Onlar oradalar, 1400 seneden beri her devirde oradalardı ve orada olmaya da devam edecekler ne yazık ki.Kolay meslek bu.  01.11.2008 17:33
 

Saygıdeğer Müca Rien, "Arı yer bal yapar, Örümcek zehir." Devamla; İnsanlar kendi bilgi tabanlarına, niyetlerine ve beklentilerine göre olaylara yaklaşır, yorumlarlar. Yürüdüğü yolun, yanlışlığının farkında olmayan birine, ne kadar kuvvetli bir ışık tutarak, onun yolunu aydınlatsanız da ulaşacağı yer sonuçta yine yanlış olacaktır. Bu nedenle Allah sık sık şu uyarıda bulunmuştur. "Bunlarda düşünenler için ibretler vardır" Bu anlamda Allah, aklı (doğumla birlikte) kendisi, zekâyı, yaşamınız sürece (emek ve niyetinize göre) edinmeyi insanlara bırakmıştır. Asıl hikmette burada olmalıdır. Kızılderililer yaşamlarından elde ettikleri deneyimlerin sonucuna göre şunu tespit edebilmişlerdir; " Tanrı, bize kilimin ipliklerini verir, desenini ve renklerinin seçimini bize bırakır. Elbette herkes, bilgisi, niyeti ve beklentilerine göre düşünmektedir. "Elinize sağlık. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 29.11.2007 12:03
Cevap :
Sevgili CanMehmet, Uyarılarınız can alıcı, dikkat çekici. Allahın da önemli uyarılarından birini kullanmışsınız: "Bunlarda düşünenler için ibretler vardır". Ufak bir sözcük hatasına dikkatinizi çekmek isterim. Yüce Yaratanın sıklıkla kullandığı bu ibaredeki kelime "düşünenler" değil "aklını işletenler"dir. Arapça orijinali budur. Akıl her beşere verilmiştir, önemli olan onu kullanmak, onu çalıştırmaktır. Ne zaman onu çalıştırırız, o zaman salih kullardan olmaya başlarız. Aklı çalıştırmadan, sadece bizlere söylenenler üzerine fikir yürütürsek yani hazırlopculuk yaparsak, bir "Beşerin kullanım kılavuzu" olan Kuranı okumak yerine, İslam alimlerine (sanki İslamda alim olabilirmiş gibi) her şeyi sorar ve onlar ne diyorsa, daha doğrusu onlar bizleri nasıl gütmek istiyorlarsa o şekilde yönlenir ve güdülürüz. Halbuki aklını işleten işte o Kitabı okur ve o şekil davranır. Abuk subuk laflar etmez ortaya çıkıp. Eeee boşa dememişler, düşün düşün, dışkıdır işin! Katkılarınız için çok teşekkürler..  29.11.2007 17:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2658
Kayıt tarihi
: 10.05.07
 
 

Rumî takvimin 1900+55 senesi sonunda nüfusa katkıları olsun diye annem ve babam oturmuşlar, benim il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster