Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
69
 

Ortaya Karışık 8

Ortaya Karışık 8
 

Geçen gün ofiste yine mayın tarlası oynuyorum, bir yandan da bir sonraki tatilde nereye gitsem diye düşünürken dünya haritasında dolaşmaya başladım ve yutup’ta bir video izlerken 15 dakika sonra kendini hiç planda olmayan videolarda bulanlar gibi haritanın en kuzeyindeki yerleşim yerini aramaya başladım. Ve gördüm ki dünyanın en kuzeyinde, Kanada’ya bağli Alert isminde bir yerleşim yeri var. Görsellerde arattığınızda, bir adamın Alert isimli bir tabelanın yanında poz verdiğini göreceksiniz. 2001 kayıtlarına göre kendisi haricinde orada yaşayan 4 kişi daha varmış. Kanada’nın askeri yerleşim yeri olarak kullandığı bu 6 ay gece, 6 gündüz yaşanan yere anca o birlikte görevli birine yancı olup askeri uçakla gitmek mümkün.   

Dünyanın herhangi bir gelişmiş ülkesine gidildiğinde beliriveren gökdelenlerin o ülkenin gelişmişlik göstergesi olarak gösterilirken bizde ihanet sayıldığı, 2011’de 1000 dolarlık bitcoin alan birinin bu yatırımdan bugün 6.1 milyon dolar kazandığı, Katar’da işsizlik oranının %0.1 olduğu, öte yandan İstanbul’da ev fiyatlarının son bir yılda %3.3 reel gerilediği, içinde ne varlık ne de fon olan varlık fonlarının var olduğu bu dünyada birlik ve beraberliğe her daim çok ihtiyacımız var. Çakralarımız iki taraflı açık olsun da mutluluk cereyanlarında kalalım inşa allah. Holivut filmlerindeki gibi sırtımıza battaniye, elimize kahve fincanı versinler olmadı.

Ne zaman kendimi normalden mutlu hissetsem fonda düşük tempolu şarkılar çalmaya başlar. Devlet memurlu, kömür kokulu, Pazar gecesi banyolu konseptli çocukluktan mıdır, ya da ne zaman bir şeyler güzel gitse, direkt yarattığı ‘ne zaman bitecek acaba?’ endişesinden midir bilemedim, ama ne zaman güzel bir haber alsam arkadan bir Ezginin Günlüğü başlar, terliklerimle gelesim gelir. Olmadı Manuş Baba çalar, yıkarım kuruturum çarşafı, sererim ipek yorganı. Ya da bir Fikret Kızılok kuşkusuz, bir bakarım oyuncağım kırılmış...

Kendimi bazen afilli plazaların pek de sevilmeyen toplantı odalarındaki büyük masaların ortasındaki delikten çıkan bir kablo gibi hissediyorum. Bir misyonum, işlevim var ama nice soğuk kış geceleri, sıcak yaz günleri boyunca o delikten kafayı uzatmış ilgi bekler gibiyim, tek alabildiğim çekingen bakışlar. Hani deneseler bağlantıyı yapıp ekrana yansıtacaklar sunumu, ama böyle genel bir ‘aman tadımız kaçmasın’ hali, ‘bilgisayar ekranının başına toplanıp da görürürüz, ne olacak’ boş vermişliği...

Yutup’ta GTA2 oyununun eğitici videolarını izlerken bir arkadaşa rast geldim, çocuk GTA5’te uzay gemisi kaçırıyor ve dünyaya yukardan bakıyor. Dünyayı bir tavaf edip Türkiye’yi bulduktan sonra duygusallığın dibine vuruyor. Bu çocuğun mimiklerini, tepkilerini, cümlelerini ve ‘abi Türkiye be, bakın orada Adalar falan var, abi Istanbul lan, anaa Kıbrıs Kıbrıs!’ nidaları incelenmeli...

Geçenlerde kendine yuva yapmak için duvardaki çiviyi çıkaran arı videosunu izlemeye ara verdiğim bir anda öğrendim ki Başbakanlığa bağlı ‘Personel ve Prensipler’ isimli bir genel müdürlük var. Görevlerinden ilki de ‘Devlet Teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini sağlayıcı prensipleri tespit etmek, direktifler vermek, önlemler almak ve koordinasyonu sağlama’. Bu genel müdürlüğe bağlı olanlar tam olarak ne yapıyor acaba? Baya prensip sahibi insanlar mıdırlar? Akşam mahallelerine döndüklerinde prensipli cakalarından geçilmiyor mudur? Prensipsiz bir personel gördüklerinde onları topluma nasıl kazandırıyor, kendileri olur da prensipsiz bir eylemde bulunurlarsa cezai müeyyidesi nasıl oluyor?

Dünyanın en kuzeyine bakmışken, yerin en dibine bakmamak olmazdı. Paris Catacombs’tan, Nevşehir’deki Derinkuyu’ya, Burj Khalifa kadar derin olan Şili’deki altın madeninden Güney Afrika’daki Mponeng madenine varan bu yolda son duraklardan biri Rusya’daki ‘The Kola Superdeep Borehole’. 1970’te kazıya başlanan bu sondaj kuyusunda sıcaklık 180 dereceye ulaşınca delme ekipmanları iş yapamaz hale gelir ve 12.262 metre derinlikte sondaj noktalanır. Öte yandan gelinen son noktadaki rahatsız edici ses kayıtlarını yutup’tan dinleyebilirsiniz. Bildiğin cehennemin kapısı...

“Nerede ısı varsa, orada hareket, nerede hareket varsa orada ısı vardır.” şeklinde tanımlanabilen termodinamik aslında iktisadın da temelidir diye yazmıştı geçenlerde bir üstat. Buradan “Nerede hareket, orada bereket”e bağlarsak, iktisatta bereket, para demek oluyor. Hareket de termodinamikten gördüğümüz kadarıyla ısı yaratan bir şeyse, bizim ısıan anladığımız, yani bereket (para) getirmesi için bel bağladığımız hareket, sıcak para ısısı oluyor olmalı. Yıllardır sıcak paraya bel bağlamış, üretmeden tüketmiş bir ekonomide, dışardan borçlanmanın artık zorlaşmasıyla (maliyetinin artmasıyla) vergileri arttırıp, dükkanın da kapılarını kapatıp “artık tasarrufa geçiyoruz!” demenin faturası bakalım kime çıkacak ve kaç vakte kadar çıkacak. Bu ne alaka şimdi onu ben de anlamadım. Zaten hayat pek ortaya karışık...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1479
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

*Liberal muhafazakar, oldukça postmodernist ve meritokrat bir gezgin  *Kuleli - Galatasaray - Boğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster