Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

17 Eylül '21

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
79
 

Ortaya Karışık Bir Tarif

Doğduğunda anlamadın, burası neresi, ben kimim, neden gönderildim buraya, bu insanlar da kim? Anladın ama kim daha güzel bakıyor, kim sevgi dolu kokuyor, kimin gülüşü gerçek, kimin içi karanlık o bit kadar yer kaplayan varlığınla. Birisi var ki kimseye benzemiyor, "Annem, annem" diye seslenirken büyüyor yüreğin küçücük bedeninde.

 Emeklemeler, düşe-kalka yürüme çabaları, meraklar, el uzatmalar, direnmeler, yarım-yamalak dil ifadeleri, iletişim deniyormuş buna da. Hep sorun olacak yaşadığın sürece, kiminde ifadesizlik, kiminde zoraki anlatma, kiminde hiç anlatamama, kiminde kaypaklık, kiminde saydamlık, kiminde karanlık, kiminde de beyazlıklar göreceksin. Bazen sımsıkı sarılacaksın gördüklerine bazen de bu muymuş yaşamak diye için daralacak. Yaşamak güzel, vakti gelene kadar  sen sakın vazgeçme.

 Öğrenmelere gideceksin adına okul denilen, orada da hayatın içinde gördüğün tüm ruhların birer küçük kopyası. Mücadele orada başlar ilk önce. Sıkı bastır ayaklarını, ilk orada başlar itiş-kakışlar. Ruhların büyümemiş tohumlarında görürsün kim kötü kim yardım sever. Küçücük kalbin o koskoca binada öyle korkak atar ki kaçmak istersin, dünyada tek güvenli sandığın evine. Kaçma ama, yine sıkı bas ayaklarını, dikkatli dinle derslerini, öğren ne diyor öğretmenin. Öğretmenin iyisi, en güzel armağandır sana bu dünyada, bunu sakın unutma. Sen topraktan, mayasız bir çamursun, o şekil verecek elleriyle-ruhuyla-sevgisiyle sana, seni hazırlarken hayata. Uzattığı ellere sarıl ve söylediklerini sakın unutma. İlk ustan anne-babansa en az onlar kadar emeği olacak hayatın boyunca.

 

Kalbinde pırlamalar, şu kız ve/veya şu oğlan güzel gelecek gözlerine, ellerine dokunmak isteyeceksin, eşyalarına dokunmak, yatağının duvarına küçücük harflerle yazacaksın adını yazmayı öğrendiğinde, uykun kaçacak sabah görebilecek miyim diye. Anlam veremeyeceksin, kızaracak ama yanakların adının geçtiği her yerde, sanacaksın ki herkes biliyor kalbinde kimin ismini sayıklıyor atışların. Bilmediğin bütün güzel duygular yoracak seni, yorul. Adına aşk diyecekler, adına ölüm diyecekler, anlamayacaksın daha çok küçüksün. Anlayacaksın ama hayatın anlamının her alanda üç harfin içine sığdığını.

 

 Kemiklerin büyürken ağrılar olacak bacaklarında, yüreğine sığdırmaya çalıştıklarınla da yüreğinde acılar çekeceksin. Çek hiç korkma, her korku seni bir sonrakine hazırlayan dersler olsun. Dersini alarak büyü, büyümek zor olsa da başka güzellikler dolacak sabahlarına. Olacak bir şeyler, dönüyor sana sormadan kader, tekrar güneşli günlere vuracak üşümelerin, katran yanıklarından sevgi dolu  tohumlar  yeşerecek, senin ekmediğin. Sisin içinde yönünü ararken güneşli bir gülümseme sarar her yanını. Kış ve yaz gibidir yaşam, soğuğu-sıcağı, güneşi-karanlığı,... Baharın, bir ilki var bir de sonu, birinde doğmak birinde ölmek sergilenir doğada öğreneceksin ki her şeyin bir zamanı her şeyin bir sonu var.

 

 Canından olduğun, candan sevdiklerin ölecek zamanlı-zamansız. Zaman sırası sana uygun gelmeyecek ama hayat şimdi diye diretir. Şimdi bilmiyorsun, cenazede acıdan nefes alamazken un helvası çekiyor canın, kalkıp kavuruyorsun bir solukta. Sanki hiç böyle güzel gelmemişti şimdiye kadar yediklerin. Hayat kendini hatırlatır, avutur seni o yüzden cenazelerde helva kavruluyor demek ki. Bak bunu da ben şimdi belledim.

 

 Derdin, uykunun en derinine girip uykusuz bırakırken seni, Yaratanla sohbet ederken içtiğin kahvenin lezzetini hiç bir şeye değişmezmişsin gibi geliyor. Kahvenin tadı-kokusunda tütüyor hayat, dilin güzelliklere dönüyor. Ha seni yaratıp, buraya yollayan varlığın varlığını sakın küçümseme, ona sarıl ama sadece ona. Seni ona götüreceklerini söyleyen yalancılardan uzak dur, sakın inanma. Öğretmeninle başlayan öğrenme gücüne güvenerek, kendi ellerinle, kendi aklınla, kendi yüreğinle inanarak yürü yolunda. Yaratanın yolu temiz ve iyilik üzerine kurulu.

 

Öyle kalabalık olur ki kafandaki gürültüler, rüzgar sesi bile ağır gelir kapatırsın tüm kapılarını kimi zaman. Boğulur gibi olunca eteklerine sarılırsın rüzgarın, sesin ne kadar güzelmiş diye. Kapatma kendini anlat, akıt içindeki irinleri, güvenini kazananla devam et sonrasında. Güvenini boşa çıkaranlar da olacak, o senin değil onun sorunu. Bazen ellerinle bir mezar açıp tekmelerinle iteklersin hayalinde öldürdüğün insanı bazen de yeniden doğsun diye ebelik edersin defalarca aynı kişiye. Hayat bu, çorbası, eti, pilavı, salatası, tatlısıyla hazırlanmış bir sofra gibi. Özendiğin kadar güzel olacak sofralarının şekli ve lezzeti. Ne getirirsen o, ne pişirirsen onu yersin bunu da yaz bir köşeye.

 

 Demir parmaklıklı kapıların kapandığını hissedersin kimi zaman, kimi zaman da ayağının altında küçücük görünecek koskoca dünya. Müjdeler olacak dar zamanlarında, sevinçler dolacak gözlerine,... Tam vazgeçtim derken, hayatın anlamını kapsayan üç harflik, adı aşk olan kelimenin anlamını iyice bellettirecek birini getirecek hayatına, hayat sana gülerken. Sıkı sarıl seni sevene ve güven verene.

 

Her şeye rağmen çok emek gerektirir yaşamak. Zaman gelir kaçmak istersin yalınayak dünyanın öbür ucuna. Kaçabildiğin noktada gözlerin hep kaçtığında ki sende olur niyeyse. İnsan kendinden kaçamıyor demek ki. Toprağa kök salmak, büyümek adına ha babam yaşama çabaları. Ellerine bakarsın bazen bomboş görünür gözlerine bazen de ağrırlar taşıyamadığın ağırlıkları yüzünden. Hayat, Aşık Veysel'in dediği gibi Uzun İnce Bir Yol, yürümek de durmak da sana bağlı. Ölenlerin kiminin arkasından iyiliği konuşulur, kiminin de; kötülüğü dile gelmese bile susulur arkasından sanki hiç yaşamamış gibi.

 

 Helalleşirsin uykunda canlı-ölü fark etmez. Daha önce de helal etmiştin ama yetmemiş, içten söylenmemişti herhalde içinden geçenler. Yeniden, daha anlamlı bakarsın, ifadeleri net, seni büyütmeye çalışan kötülükleri silerek gönderirsin ait oldukları zamana, hayat yolunda, yoluna çıkanları. Helalleşerek ayrıldığında farklı bakar gözlerin gidenlere-kalanlara. Bilirsin ki hiç bir şey bir yere gitmez sadece çekilirler kendi köşelerine.

Ohannes, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 367
Toplam yorum
: 1586
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 860
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster