Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
51
 

Ortaya Karışık Bir Yazı!

Şu bir gerçek…

Hayat gittikçe zorlaşmaya başlıyor.

Her ne kadar teknoloji ve bilimsel gelişmeler, insanlığın yararına yeni oluşumlara vesile oluyorsa da…

Yüksek teknolojinin yaşamlarımızı “sarmalaması”; hatta artık bu yüksek teknolojik aygıtlar olmadan “nefes alamayacak” duruma gelmemiz…

Bir durup düşünmemiz gerekiyor!

Evet; teknoloji ve bilimsel yeni keşifler, hayatımızı her ne kadar kolaylaştırıyorsa da, öte yandan içinden çıkılamaz bir karmaşanın da içine çekmekte.

Şu sıralar, gözüme, sürekli “geleceğe odaklanmış” analiz ve yorum yazıları çarpmakta.

Evet…

Ne kadar korksak da tedirgin olsak da, “gelecek” bir gün gelecek ve yüzümüze çarpacak.

Özellikle, gelecek tasavvurlarında, çalışma yaşamına projeksiyon tutulmakta. Düşünsenize şuan bile işsizlik, klasik iş kolları ve tanımlamaları, teknolojinin büyük tehdidi altındayken…

İleride, teknolojik dönüşümün neredeyse artık tüm ekonomik ve sosyal yaşamları etkisi altına aldığı dönemlerde, bizleri neler beklemekte?

20.yüzyılın çalışma hayatı için en önemli dönüşüm noktası, “uzmanlaşma”, “işbölümü” ve bolca tekrara dayalı üretimdi.

Özellikle, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle beraber, üretim ilişkilerinden tutunda, üretimde kullanılan birçok unsur demode olurken…

Yeni alanlar ve yeni tanımlamalar ortaya çıkıyordu.

Dediğim gibi sanayi devriminin itekleyici gücü “buharlı makine”nin icadıyla beraber, kitle üretiminin “uzmanlaşmış” ve işbölümüne gitmiş işgörenler tarafından sağlanması idi.

21.yüzyılda, geldiğimiz noktada, artık bir alanda “uzmanlaşmanın”, çalışma yaşamında bir fark yaratacağını iddia edebilir miyiz?

Artık, uzmanlar ve fütüristler, gelecekte çok başka iş kollarından ve mesleklerden bahis açmaktalar.

* * *

“Çok yönlü bakış açısı” gelecekte uzmanlaşmanın önünde olacak gibi. Sınırsız bir ihtiyaç histerisi ve kişisel tercihlere göre şekil alan üretim konsepti, işgörenlerin de kendilerini revize etmelerine neden olacak. Evet, ne acı ki değişim, çalışma yaşamından sosyal faaliyetlere ve siyasal kararlara kadar her alanda tesirini gösterecek. Sürekli araştıran, kendini yenileyen, yeni ufuklara yelken açan, “yaşam boyu öğrenme” felsefesini hayatına tatbik edenler, her zaman bir adım önde olacaklar.

Öte yandan… Bu internet teknolojilerindeki yenilikler ve mikro aygıtların yaşamlarımızda yadsıyamayacağımız kadar yer edinmeleri, bir başka olguyu toplumun nazarına getirmekte. Yalnızlık veya “yalnızlaşma”… İnsanların yaşam alanları ve çevreleri, geçmiş zaman ve dönemlere göre farklılıklar arz etse de, zaman ve mekân bağlamında anbean yer değişikliğinin hızına ve devinimine alışmak zorlaşsa da… Toplumsal yaşamlarımızda bir gerçek ile karşı karşıyayız. Evet; duygusal yalnızlık ve sosyal yalnızlık tehlikesi.

Sanal dünyalarda, bambaşka kimliklerle dolaşarak bir nevi kendimizi gerçekleştiriyoruz ama bu faaliyetler ve etkileşim, insanlığın çektiği ıstıraba merhem oluyor mu?

İnsanlığın teknolojik ve bilimsel olarak geldiği nokta bir “gerçeklikken”; öte yandan sosyal ilişkilerin veya birebir ilişkilerin “sahiciliğinden” arındırılmış, maskelerle idame ettirilmeye çalışılması, yaşanan “gerçekleri” bir nebze olsa da ayakta tutabiliyor. Ya sonra? Sosyal medya platformlarında insanlar, ekranların arkasına saklanarak, olmak istedikleri bir insan profilinde maskelerle “farklılık” yaratacaklarını zannediyorlar. Kimlik arayışı içinde ve hatta yalnızlığın verdiği acıyla olmak istedikleri insan profiline sığınırken… Gittikçe belki kendi içlerine çekiliyorlar.

* * *

Bu bağlamda, büyük nimetlerle yaşamlarımıza giren teknolojik yenilikler ve aygıtlar, yaşamlarımızı dönüştürürken; yaşamsal pratiklerimizi daha da kolaylaştırırken… Öte yandan değişim, karşı konulamaz gerçekleriyle de yüzleşmemize ve hesaplaşmamıza neden olabilmektedir. Şöyle bir baktığımızda, “çoklu bir bakış açısına” sahip olmak, öte yandan sosyal medya denen albenisi fazla platformlar içinde yalnızlaşmak…

Bakalım…

“Gelecek Güzel Gelecek” mi?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erhan Bey, sosyal medyayı ve iletişim araçlarını nasıl kullandığımız çok önemli. Ben mesela gerçek hayatta nasılsam burada da öyleyim, yazılarımı da ona göre yazıyorum. Evdekilerle vakit geçirmeyi ve sohbeti ihmal etmiyorum. Günde en az bir saat ormanda bir arkadaş veya yakınımla yürüyüş yapıyorum ve en az bir saatte cami çay ocağında arkadaşlarla dertleşiyoruz. Bütün çabam yalnızlık ve kendine yabancılaşma tehlikesine düşmemek. Yazınız çok güzeldi. Kalemine ve emeğine sağlık. Mutlu akşamlar!

Dr Atanur Yıldız 
 08.12.2019 17:32
Cevap :
Atanur Bey, çok teşekkür ederim... İlgi ve alakanız beni çok mutlu ediyor...  09.12.2019 12:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 513
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 75
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster