Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '06

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1084
 

Orucu kötü niyet bozar

İnsanların dinle mükellefiyeti akıl-bâliğ olunca başlar. Yani aklı başında, iyiyi kötüden ayıracak kadar ruhen sağlıklı, bilinçli, anne baba olacak kadar da fizik olarak güçlü insanlar, dinle sorumlu tutulurlar.

Aklı başında bir insan, zaten akıl, mantık ve doğal yaratılışa göre düzenlenmiş İslâm diniyle tanışınca, davranışlarını kendi başına kolayca ayarlayacak durumdadır.

Dini mükellefiyet doğrudan yukarıda belirtilen özelliklere sahip olan bireyleredir. Elbette bunların içinde, çok bilgili, kafası çok çalışan, ya da yeterince eğitim alamamış, kafası pek fazla basmayan insanlar olabilir.

Ama toplum içinde yaşayacak, hayatını bir biçimde devam ettirecek özelliklere sahip herkes, dini anlayabilecek ve uygulayabilecek yeterliliğe sahiptir.

Önüne gelen her şeyi bir "hoca"ya sormak gibi kolaycılığı seçmek yerine, insanlar biraz düşüncelerini geliştirip, neyin yapılıp neyin yapılamayacağı konusunda irade sahibi olmalıdırlar.

Bu anlamda herkesin belki de farklı bir uygulaması olacaktır ki, bu da çok doğaldır. Özünde değişiklik ve terslik olmadığı sürece belli şeyleri farklı nüanslarla gerçekleştirebiliriz.

Bu bağlamda insanların dinin özünü, ibadetlerin amacını iyi kavraması gerekir. Sözgelişi orucun amacı, insanlara önünde her türlü imkan varken, iradesini kullanıp nefsine hakim olarak sabretmesini öğretmektir. Bu sayede arzusu ve isteği olduğu halde, imkânsızlık yüzünden bir şeyleri alamayan, yiyemeyen, içemeyen, elde edemeyenlerin halini anlamak mümkün olur.

Bu amacı yerine getirmeyi engelleyen şeyler orucu bozar, engellemeyenler de orucu bozmaz.

Hiç kendi kendimize düşünmeden, şu da bozar mı, bu da bozar mı diye sormanın ne kadar yersiz olduğunu artık anlamamız lazım.

Dinin temelinde samimiyet ve iyiniyet vardır. Bunların olmadığı yerde zaten din diye bir şey olamaz. Bugünkü şikayetlerimizin temelinde yatan en büyük yanlışlık budur.

Sözgelimi, banyo yaparken oruçlu olduğunu düşünerek boğazına su kaçmaması gerektiğini düşünen bir kimse kaza ile bir galon su yutsa, orucuna bir şey olmaz. Ama susuzluk hissi yaşayıp, şöyle çaktırmadan boğazıma bir damla su gitse de boğazımın kuruluğu geçse diye düşünenin orucu bozulur.

Dini konular aslında zannedildiği, ya da bazı hocaların sunduğu gibi çetrefilli değildir. Gizemli de değildir. Hepsi hayatın içinde her gün bizim yaşadığımız konulardır. Onun için abartmadan, biraz da kendi irademizi, aklımızı, düşüncemizi ortaya koyarak meselelere sahip çıkmak gerekir.

Biz vatandaş olarak dini konuları anlaşılmayan, bilinmeyen, çözülmeyen çok karmaşık şeyler gibi görürsek, kendiliğinden bir ruhban sınıfı oluşur. Bilindiği gibi İslâm dininde böyle bir sınıf yoktur, böyle bir sınıfa ihtiyaç da yoktur.

Elbetteki her konunun daha derin boyutlarda uzmanı olan kişiler olabilir. Ancak gündelik hayatın sıradan problemlerini kimseye danışmadan kendimiz çözdüğümüz gibi, dini problemlerimizin büyük bir kısımını da kendimiz çözmeyi artık öğrenmeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Açıklamanıza teşekkür ederim,sizin görüşlerinize saygılıyım fakat birgün uzuncz bir zaman bulursam neden bu düşünce içinde olduğumu açıklamaya çalışırım.Hassasiyetiniz için teşekkür ederim,saygılarımla.

gurkan topal 
 27.09.2006 15:07
 

sözlerinize bir nokataya kadar katılıyorum...Ama şu varki ..hiçbir dinde hoşgörü yok buna inanın...ve ayrıca pratikleride yok...gelecek yüzyıllar dinlerin değil insanlığın kurduğu sistemler üzerinde yükselecektir.Din sadece yerini diğer sistemlere bırakacaktır..Uyandığımızda göreceğiz.

gurkan topal 
 27.09.2006 6:29
Cevap :
Gürkan bey, Yorumunuz için teşekkür ederim. "Hiçbir dinde hoşgörü yoktur" kanaatine nasıl vardığınızı bilemiyorum. Belki dindarlarda bunu göremediğinizi söylemek istediniz. Zaten cümlenizin devamında "pratikte yok" sözü bunu anlatmaya yetiyor. Takdir edersiniz ki "dinde hoşgörü yok" demekle, "dindar olduklarını söyleyenlerde hoşgörü yok" demek arasında dağlar kadar fark vardır. Dinin amacı, zaten insandaki aşırı duyguları törpülemek, onları yola getirmek, insan gibi yaşamasını sağlamaktır. Bu kalıba giremeyen ve bu nimetten faydalanamayan kişi örnek alınarak dine karşı bir tavır almak doğru değil. Bir jimnastik salonuna devam eden herkesin tığ gibi vücuda sahip olması mümkün müdür? Ama orada amaç, imkânlar nisbetinde herkesin zayıflaması ve güzel bir vücuda sahip olmasıdır. Bazıları bunu beceremiyor diye jimnastik salonlarını kaldıramazsınız veya onları faydasız göremezsiniz. Yine de herkes istediği görüşü savunmakta serbesttir. Selamlar..  27.09.2006 13:57
 

söylediğiniz gibi içtenlik ve samimiyet önemli...niyet kötü olduktan sonra sen istediğin kadar ibadet et.....Dinde zorlama yoktur.demişler..

Sema CURUK 
 26.09.2006 12:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster