Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '06

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1539
 

Orucun felsefesi olur mu?

Orucun felsefesi olur mu?
 

Allah kabul etsin...


Çocukluğumda, Ramazan ayı yaz aylarına denk gelir ve bu aylarda oruç tutulurdu. Sabah ezanında oruç başlar ve güneşin altında oruç tutulur, akşam da saat sekizden sonra iftar yapılırdı…

Sabahın ilk ışıkları ile herkes yatağından kalkmış ve yola düşmüş olurdu. Çapa, tırpan, tırmık ne varsa alınır omuza ve tarlaya varılırdı. Ardından başlanırdı çalışmaya. İnsan güneşin altında bedenen çalışırken su gibi terlerdi. Aşırı derecede sıvı kaybedilmesine rağmen, su içilmeden çalışmaya devam edilirdi. Akşama doğru yorgun vücutlar toplanır ve köye dönülürdü. Hemen elbiseler değiştirilir, temiz elbiseler giyilir ve kahvelere gidilirdi. Ekonomik gücü bir nebze iyi olan aileler tarafından, adetten olduğu üzere taş fırınlarda yapılan “külçe” denilen Ramazan pidelerinden dağıtılırdı. Köyün tüm erkekleri kahvede sohbet ederek iftarı beklerken, bir yandan da bir iki genç tarafından omuzlara asılmış çarşaflar içinde pideler dağıtılırdı. İftara dakikalar kala da herkes evine yollanırdı. Külçelerin yapılmasında kadınların yardımlaşması da yorgun olmalarına rağmen iftardan önce kahveye çıkarak sohbet etmeyi ve kültürünü yaşamayı ihmal etmeyen erkeklerin tavrı da doyulmaz güzelliklerdi…

Ne yazık ki tüm güzellikler gibi bunlarda tükendi, yitirildi.

24 Eylül Pazar günü, orucun ilk günü. Bir ay boyunca ağızlar yemeyecek ve içmeyecek. Müslüman olanların inancı gereği farz olan oruç tutulacak.

Peki, nedir oruç ve bir felsefesi var mıdır?

Elbette vardır. Yeryüzünde hiçbir dinde olmayan bir ibadet olan orucun elbette bir felsefesi vardır. Oruç, yalnızca sabah ezanından akşam ezanına kadar geçen zamanda yemeden içmeden yaşamak değildir. Oruç; hem manevi, hem maddi öğeleri ile tüm bedenin birlikte yapması gereken bir ibadettir.

Ben, biraz da latife ile orucu şu şekilde değerlendiriyorum:

* Bir yıldızlı oruç: Sabah ezanı ile akşam ezanı arasında yemeden- içmeden beklemektir. Bu şekilde ibadet tamamlanmış olur.

** İki yıldızlı oruç: Sabah ezanı ile akşam ezanı arası yemeden- içmeden beklemek, yasak olana bakmamak, kötü olanı konuşmamak, yanlış yola gitmemek, kötü olanı dinlememektir. İbadete eşlik eden güzel davranışların mükâfatının da güzel olacağına kuşku yoktur.

*** Üç yıldızlı oruç: Sabah ezanı ile akşam ezanı arasında yemeden- içmeden beklemek, yasak olana bakmamak, kötü olanı konuşmamak, yanlış yola gitmemek, kötü olanı dinlememek ve düşünceleri de kontrol edebilmektir. Kötü olanı düşünmemek, yasak olanı hayal etmemektir. İnsanın gerçek varlığı olan ruhunun da oruç tutmasıdır. Güzel olanı da budur!

Ramazan ayının; vatanımıza ve milletimize hayırlı ve uğurlu olması dileğimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ramazan akşamlarında külçe dağıtıldığı zamanları ben de hatırlıyorum. Tabi bunlar Anadolu'da, köyde yaşananlardı. Şimdi kalmadı. Günümüzde şehirde ramazan davulcuları saldırıya uğruyor gürültü yapılıyor diye. Herşey değişiyor. Orucun anlamı da dağişmekte. Dinimizde orucun kuralları kesin tarif edilmiş ve değişmez tabi . Çok güzel anlatmışsın. Oruç sadece aç olmak demek değildir. İnsanın nefsine hakim olmasıdır aynı zamanda. Geçenlerde kuzenim bana "abla külçe yapıp çarşaflara koyup mahallede dağıtsak insanlar ne der acaba" dedi. İstanbulda böyle birşey yapılabilirmi bilmem. İnsan özlüyor eski ramazan adetlerini. Bu arada, Sevgili Yusuf, biz çocukken oruç tutmayan çocuklara bayramda nasıl ceza verileceği söylenirdi. Hatırlıyormusun?

Gülsen Saka 
 11.10.2006 17:07
Cevap :
Bu değerli ve içten yorum için teşekkür etmeliyim. Yazdığın her kelimede ne yazık ki son derece haklısın. Davulcular bu işi para için yapmaya başladı. Kulağa gelen ses de bari katlanılır türden olsa. Ne ritim var ne tını. Eskidenmiş ne yazık ki. Sahurda bile minareden ilahilerin okunduğu ve o mistik havanın bedene iyice çöktüğü ramazanlar. Eee insan elbette böyle bir ortamda "seni bayramda teknenin altına kapatıcaz" sözünden de ister istemez etkileniyordu! Güzel olan herşey gibi o günlerde yaşandı ve bitti. Selam ve saygılarımla,  11.10.2006 21:10
 

Müsriflik yapmamaktır, dünya üzerinde onca aç insan varken yemek atmamaktır, eğer ekmek küflendiyse kuşlarla balıklarla, yenmeyecek yemek olduysa kedilerle köpeklerle paylaşmaktır. İnsanı insan gibi her şeyiyle olduğu gibi kabul etmektir. Kendimiz gibi olmayanları dışlamamak, kötü giyinmiş, kötü kokan, baktığında tutulaçak hiç bir yeri görünmeyen herhangi bir kişiyi hor görmemektir. Sevmeyi öğrenmektir yeniden ve tüm yaratılanların yaradanın eseri olduğunu görmektir tekrar. Her ne kadar bana uğramasada sizin aracılığınızla tüm gerçek inananların ramazanını kutlarım. Sevgiyle...

Barış 
 24.09.2006 12:04
Cevap :
Kesinlikle haklısınız Barış Bey, teşekkürler.  24.09.2006 15:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 791
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 5688
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Anadolu benim, ben de Anadolu'nun canıyım!   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster