Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
161
 

Örülen yabancılık duvarı

Örülen yabancılık duvarı
 

Yabancılık duygusunu duymak yalnız kimliksizlik değildir. Kimlik; en temelinde birey olarak ‘ben’ olmadır, buna ise yalın olarak bireyin kendine özgü irade bağımsızlığının olmasıdır. Buna paralel kimliksizliğin diğer gelişen çeşitliliği dil, toprak vs olmasıdır. Fakat üzerinde durduğum ‘ben’ alt egonun birinci sırasında bulunan veya en temelini oluşturan bireyin kendisi olması için özerk iradesine sahip olmasıdır. Kişiliğini geliştirip biçimlendiren varlık felsefesinin, insan inşasındaki temelidir.
 
Birey varlık temelindeki iradeye güçlü bir şekilde sahip olabilmesi için öncelikle ebeveynlerce verilmesi ve tanınması gerekir bunun yanında aile çatısı altında yan bireylerce kabul görülmesi gerekmektedir Birey–insan ilişkisinde sağlıklı oluşturulmuş ‘ben’ hayatının ve ilişkilerinin her aşaması muhakkak istikrarlıdır. Buna kendini kanıksamış özgür birey deriz. Nitekim kendisiyle barışık, ailesi ve sosyal ilişkilerinde sorunsuzdur. Hayatın içinde başarılıdır ve mutludur. Bu birey yabancılık duymaz, yabancı değildir onu var eden ebeveyn ve aile bireyleri arasındaki diyalog gayet barışçıldır.
 
‘Ben’ olamamış birey asıl yabancıdır zira bütün sorunda budur. Kendisine, onu doğuran ebeveynlerine ki ebeveynleri de bireye yabancıdır, ailede yalnız kan bağından başka onları birbirine bağlayan bağ yoktur çünkü ailede hepsinin arasında buzdan örülmüş duvarlar mevcuttur. Bu buz duvarı oldukça yabancılık devam ettiği gibi ilişkileri de korkunç şekillendirmektedir, anlaşmazlık çatışmalara yelken açmıştır. Bunun sıçrayan olumsuzlukları sadece aile içi yaban kalma duygusuyla kalmamaktadır. Genelde birey olamamış, kimliksiz ‘ben’den uzak bireyin eylemlerinde "hey bende varım , görmemezlikten gelemezsiniz, yapamazsınız, var olduğumu size kanıtlayacağım” diye isyanı hırs edinerek aile başta olmak üzere, özel hayat, sosyal-toplum ilişkilerinde sağlıksız çıkışlar yaptığı gibi bunu çoğu defa da şiddete başvurarak, intikam duygusu patlaması; terör örgütü eli kanlı bir şövalye olarak, uyuşturucu ile de onun canını cayır cayır yakan acıyı bastırmak (vicdan) için kendini ertelemektir, fuhuş ( erkek, kadın ) ise sevgi eksikliğinden ya yapay sevginin açılan kollarından bir pusuya kurban olur ya da orada kendini avutur. Bazen ise iç isyandan dolayı ailede “ben sizlerden farklıyım” imasıyla farkındalığını yaratmaktadır aileye karşı ters ideoloji düşünmek, inançlarına karşı duruş sergilemektedir yani yaramaz , haylaz çocuk rolündedir.
 
Her kişi “ben” olmadığı sürece ve araya konulan yaban buzullar yerini tuttukça yabancılık daima sürecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bireyin yetişmesinde ailenin etkisini vurgulamışsınız ama ben biraz farklı düşünüyorum saygılar efendim.

Kerim Korkut 
 22.04.2018 21:15
 

Kesinlikle.. "ben" olmak birey olmaktır. Şükranlarımı sunuyorum kıymetli arkadaşım

Tuanna Güzel 
 04.09.2017 17:04
 

Öz gerçeğimizin içinde yaşadığı o ben güzelliği ile ışıldamalı ve ömrünü yetiştirmeli aradığı şeylere.Psikolojik travmalara fırsat verilirse ecelin kucağına düşülür ki yeni kimlik kapar alır elimizden eski kimliğimizi...Ağırlığı olan çaplı bir yazıydı.Elinize sağlık Tuanna.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 03.09.2017 16:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 106
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 143
Kayıt tarihi
: 22.04.16
 
 

Sorgulamakla meşgulum, her şeyi sorguluyorum. İzmir / Eğitim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster