Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '14

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
468
 

Oryantalizmle yüzleşmek !

Oryantalizmle yüzleşmek !
 

Arap ülkelerine yaptığım rutin seyahatlerden birindeydim. Sıcak ve toz insanı bitap düşürüyordu. Bazen gün boyu bir ülkede koştururken akşamüzeri de komşu ülkeye geçiyordum! Batı normlarının gerisindeki havaalanlarında klimatize edilmiş modern körükler yoktu tabii ve o temmuz günü de hiç batmayacakmışçasına kavuran güneşin altında uçağın merdivenlerini tırmanmakta zorlandım! Oturur oturmaz soğuk su isteyecektim. Uçağın kapısında bekleyen başı kepli, yüzü gülen Arap hostes yorgunluğumu alıverdi bir anda. İkinci adımda ise beni bir şok bekliyordu! Kokpit kapısının önünde eli tüfekli bir asker duruyordu. Terör böylesine etkiliyordu günlük yaşamı demek ki. Kabine baktığımda gördüğüm curcuna ise inanılmazdı. Öyle bir uğultu vardı ki sanki holiganlarla maça gidiyordum! Koltuğum uçağın arkalarında, orta sıradaydı. Koridor kenarında oturmak istediğimi mümkün değil anlatamamıştım! Kabin içindeki uğultunun çoğu telefon görüşmelerinden kaynaklanıyordu! Uçakta cep telefonu kullanılamıyacağı bilgisi sanırım buralara gelmemişti. İtiş kakış arasında yerime oturdum. Hem sağımdaki hem de solumdaki Araplar da telefonla konuşuyorlardı. Ara sıra gevrek kahkahalar da atıyorlardı. Eli tüfekli asker uçağa her gireni inceliyordu. Acaba buralarda uçak, kalkmadan mı kaçırılıyordu! Kabin memurları insanları yerlerine oturtmakta zorlanıyordu. Kalkış öncesi güvenlik duyurularını da kimsenin dinlediği yoktu. “Cep telefonlarınızı kapatın.” anonsu da pek cılız kaldı. Az sonra uçağımız taksi yapmaya başladı. Kokpitin önünde duran asker ortalarda görünmüyordu. Belki de ön koltukta oturuyordu. O silah uçuş anında ateş alsa ve kabin delinse olabilecekleri düşünmek bile istemiyordum. Daha da vahimi, bu insanlar telefonlarını ne zaman kapatacaklardı ve enteresan olan, kabin memurları da çoktan yerlerine oturmuş, kemerlerini bağlamışlardı. Belli ki bıkmışlardı. Allah'tan solumdaki adam telefonunu cebine koydu; ama kapattığından emin değildim. Uçak pist başına geldi ve son kontroller için durduğunda sağ yanımdaki kişi hâlâ konuşuyordu! Camdan dışarı bakmayı da ihmal etmiyordu. Dayanamadım ve -İngilizce olarak- telefonunu kapatmasını rica ettim. Bön bön baktı. Solumdaki kişi sırıtarak öne eğildi, sözlerimi Arapçaya çevirdi. Sinirlendi telefonkolik komşum ve parmağıyla alnına bir çizgi çizdi sanki ve kafasını sallayarak bir şeyler söyledi sonra da konuşmaya devam etti. Oysa havacılık kurallarına uymanın ne önemli olduğunun bilincinde bir tepkiydi gösterdiğim. Konuşmasını uçak kalkarken; ancak bitirebildi. Sol yanımdaki kişiye -uçuş güvenliğini tehlikeye atan- saygısız komşumun az önce ne dediğini sordum. Aldığım cevabı ömrüm boyunca unutamayacaktım!

“Telefonumu kapatırsam alnımıza yazılan değişecek mi?”

 

NAHİDE ÇELEBİ, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, bizde bunlara özenip, yaşam tarzımızı bunlara göre ayarlamaya çalışıyoruz. Selamlar...

Mesut KARİP 
 08.07.2014 10:35
Cevap :
Blog resmi her şeyi anlatmıyor mu! Teşekkürler, sevgiler.  08.07.2014 14:10
 

sanirim 1 veya ikinci siniftayiz.Yazlari ing. kamplarina gidiyoruz havamiz 35 lisani iyice cozmusuz yabanci yayinlari takip ediyoruz. Sinifa yeni bir velet geldi liwaysida luvus'ida tum fonotik sesleri inanilmaz guzel cikariyor. Cok bozulduk tabi.Adam amerikali babasi cerrah ve artik tc donmus turkce yok tabi. O bize ing sesleri ogretti bizde ona ana lisanini.Yaz kis blue jean icinde kisa kollu sears gomlek kisin donarsin yazin birde montunu takarsin yanarsin ama hava 35. Acik mavi abd havaci gomlegi kollarinda isaretleri ile yakasi yirtildida giyemez oldum.Domes dedigim bir deli dolu bir kiz arkadasimi yillar sonar senin meshur bebek parkinin oralarda gordum. Yolda sarlip bir aglasmamiz var sanki turk filmi.O deli dolu kiz mazbut duzgun bir kadin olmus inanmak guc.

Newyorker 
 07.07.2014 19:32
Cevap :
"Sears" dedin yine anılarıma götürdün de gitmeyeceğim bu sefer:) Ben İncilûz aksanını seviyorum. Ne o sizinki, vantrolog gibi:) Bebek’in bebekleri 35’ine kadar azıp mazbutlaşıyor:)  08.07.2014 14:10
 

saygı ile.. 'Post-Modern' Şiirimden: "Hamakat hamağında,// "eski bir horultuyu geviş getiriyor// "İştahlı çığırtkanlık.// ...// "Zula lâbirentinde,// "Oryantal puştluğun, // "Alkışlarına boğulduk.// "Gizem zırhıyla gerinen kemlik.// "Mi- bemol yellenmeyle// "Havasını atıyor.// "Her sorun ninni;//" Röveşata çözümler alesta.// ...// *Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı*

Nadir Şener Hatunoglu 
 07.07.2014 18:29
Cevap :
Can Yücel okudum sanki. Teşekkürler, sevgiler.  08.07.2014 14:04
 

Telefon kapanınca alın yazısı değişmez düşüncesi yalnıza orientalizme has değil bana göre ülkemizde de geçerli olan bir düşünce biçimidir. Ülkemizde ve özellikle de okumuş, üniversite bitirmiş laik tanımlanan kesim içinde kadere, kısmete, nazara, mucizeye, kıyamete, meleklere, inlere, cinlere, hocalara, astrologlara, rüya yorumcularına, falcılara itibar eden insanların ne kadar çok olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Ben kendi adıma olan biten hiçbir şeye şaşırmıyorum. Elinize sağlık. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 07.07.2014 15:51
Cevap :
Batıya sırtımızı dönüp oryantalizmin liderliğine soyunan biziz zaten! Haklısınız; hocalara, büyülere asıl meraklı olan da sosyete kesimi. Ben olanlara şaşırmayı bırakıp üzülmekten de vazgeçtim! Bu devletin 75 milyon sahibinden biriyim ve toplumsal mutluluğu yakalamak artık mümkün değil. Ben de bir Türk vatandaşına yaraşır şekilde yaşıyor, davranıyorum ve manen rahatlıyorum! Teşekkürler, sevgiler.  07.07.2014 17:03
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1152
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster