Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1629
 

Osman Gazi ile Can Yücelin ortak noktası nedir?

Osman Gazi ile Can Yücelin ortak noktası nedir?
 

Sevgi duvarın kaldı bize... Artık, çöpçülerin elleridir, derileri kavlamış ellerimde...


Anadolu’da tutunmaya çalışan Osman Bey, feleğin sillesini yiye yiye Osman Gazi oldu. Gazi olmadan koca bir ütopyayı gerçekleştirebilmenin bir yolu yoktu… Osmanlının kuruluş felsefesini, Osman Gazinin ruhuna üfleyen kişi, Şeyh Edibali’dir. Ahilik öğretisinin, yani sanatın, yani bilimin, üretmenin, yenilenmenin, icadın, keşfin o dönemdeki aydınlık yolunun lideridir Edibali. Bir büyük ütopya, bu ruhla gerçekleşmiştir. Osmanlının ilk sekiz Padı-ŞAH'ı alevidir. Yavuzla birlikte, emperyal bir devlet olabilme adına yapılan hesaplarla Sünnileşmiş; Padişahlar, Sultan olmaya başlamış, ardından Lalelerin devriyle haremlere hapsolmuş, günümüze kadar ulaşabilmeyi başarmış tarikatların örümcek ağlarıyla kaplanmış, yobazlaşmış ve yıkılmıştır. Sonrasında kaç sultana gazilik nasip oldu bilemem. Osmanlının yıkılmasının arifesinde, Alevi Bektaşi ocağı olan Yeni Çeri ocağı önce yozlaştırılmış ardından da kapatılmıştır. Omurgası alınan bir devlet, yıkım yolunda hızla sonuca ulaşmıştır. Bu gün, TSK’ya yapılan saldırılara bu mantıkla bakmak gelmez tabı ki aklınıza… Tarih, bazen hepimizi eşek yerine koyar.

Osman Gaziden 700 yıl kadar sonra, dön dolaş başa, Anadolu’da tekrar tutunmaya çalışan bir yiğit daha vardı. O da Gaziydi… Mustafa Kemal. Alevi miydi Sunni miydi bilemem, bunun hiçbir önemi olmadığını öğretti bize. Bilimin ve devrimin olmadığı yerde, hurafenin ve esaretin olduğunu gösterdi. Edibali’nin unutulan tüm erdemini tekrar üfledi ciğerimize. Olanlardaki analizle olacakları söyleyerek, her fani gibi o da uçmağa varıp, göçüp gitti. Ne halt edersek sonrasında, vebali bize…

Ne Osman Gazi’nin ne de Gazi Mustafa Kemal’in hayatıyla ilgili ukalalık yapacak değilim kimseye. Bu saate kadar öğrenmeyenle de işim olmaz elbette. Ama çok ilginç bir şey var, gözüme morartırcasına çarpan.

Mustafa Kemal uçmağa vardığında, kişisel serveti neydi ve mirası kime kaldı? Sanıyorum bunu her kez biliyordur. Hiçbir kişisel serveti yoktu ve her şeyini Cumhuriyete bırakarak acunu terk etti. Peki, koca bir imparatorluğun ilk padişahı olan, ilk Akçe’yi bastıran, Osman Gazi’nin kişisel mirasını saymak istiyorum size.

İki oğlu bir araya gelir ve sayarlar:

3 at.

Yeni gibi duran, Denizli kumaşından bir kat libas. (Elbise)

Hatunuyla birlikte yaşadığı yurt. (Bir çeşit çadır)

Kılıç, kalkan, bir sadak dolusu ok ve yay.

Bir eyer takımı.

Yaklaşık 100 koyunluk bir sürü.

2 çift öküz. (Toprağı sürmek için)

1 çift çizme

Tuzluk, tahta kaşık ve tabak takımı.

Koskoca Osman Gazinin mal varlığı bunlardan ibaretti işte... Aklıma rahmetli Bülent Ecevit geldi, belki de dünyanın en yoksul başbakanlarından biriydi. Mustafa Kemalden sonra ilk kez İngiliz Emperyalizmine nanik yapan adamdı. Kıbrıs onu unutmaz, Türk Halkı onu unutmaz. Kursağından bu memleketin ekmeği geçmiş hiç kimse onun dürüstlüğüne dil uzatamaz…

Osman Gaziyi yad ettik, Gazi Mustafa Kemal’i yad ettik, Kara oğlanı yad ettik… Bu üç şahsiyetin ortak noktalarını belleğimize anımsattık…

Gelelim mevcut başbakan Sn Tayyip Erdoğan’a…

Sn Başbakan, kişisel servetiniz merak uyandıracak kadar büyük görünüyor.

Üstelik bu konu defalarca hatırlatıldı size. Şu blokta bu konu bayat bile duruyor.

Orta halli bir ailenin çocuğusunuz, size kalan tek miras eski bir evdir belki de.

Bununla açıklayamazsınız…

Ergenekon’un Savcısı olduğunuzu itiraf etmiştiniz, acaba mesai harcadığınız bu iş için herhangi bir yerden, her hangi bir ülkeden aldığınız bir maaş mı var? Servetinizi aklamanıza yardımcı olur belki diye anımsatıyorum.

Bir milyar Amerikan dolarının üstünde servetiniz olduğu söyleniyor…

Üstelik bilim adamlarını, emekli yargı mensuplarını, emekli kuvvet ve ordu komutanlarını, muvazzaf subayları, avukatları, sendikacıları, öğrencileri, öğretim görevlilerini, siyasi parti liderlerini, gazetecileri, size muhalif olan her kesi içeri atıyorlar da…

Şu satırları yazarken ben de hafiften tırsıyorum ama kediyi öldüren meraktır bilirsiniz...

Siz, neden şu dokunulmazlıkları kaldırmıyorsunuz?

Allahın aşkı için, servetinizi açıklasanıza şu yoksul halka…

Biliyorum… Yapamazsınız…

Çocukların düğününde takılan altınlar, bu serveti açıklamaya yetmez…

Kim bilir… Belki bir gün yargının önünde bu soruların yanıtlarını verirsiniz.

Sn Başbakanım, hani Filistin için bir şeyler yapacaktınız?

Mr. Obama yokluğun ne olduğunu bilir.

Rica edin ondan, belki Gazze’de size kömür dağıttırabilir.

Ben, bu işi çok iyi yapacağınıza kefilim!

Canımın içi… Pahasına milyar dolarlar yetmeyen sevgili başbakanım, size cesaret vermesi adına, eski milli eğitim bakanlarından birin oğlu, şair miymiş neymiş… Onun mal varlığını yazayım da size, içinize su serpilsin… Gazzeye gelemeseniz de Gaza gelin… Kaçırıverin ağzınızdan servetinizi, hani sizinki de bir şey miymiş diye…

Bendeniz şu cahil ömrümde, Can Yücel’deki gibi servet görmedim:

1- Avşa Adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen

2- Gökyüzünde bi bulut

3- Bitlis'te beş minare

4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili

5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı

6- Islıkla da çalınabilen dört anonim Türkü

7- Palandökende bir palan, iki döken

8- Kastamonu da üç kasto

9- Üç fay hattı

10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma

11- Dünyada mekan

12- Ahirette iman

13- Denizde kum

14- Uzayda yerçekimsizlik

15- Bi çuval gazoz kapağı

16- Bi kiprit kutusu sigara izmariti

17- On sekiz saç biti

18- Biri İngilizce 6 adet küfür

19- Yirmi tane boş naylon poşet

20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht

21- Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün

22- Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank

23- Bi ayakkabı çekeceği

24- İki büyük taş kütlesi

25- Bir adet ağaç gölgesi

26- Üç kuş kanadı sesi

27- Bi sürü kedi köpek

28- Bi Marmara Denizi

29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci

30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu

31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili

32- Nakit 15 kuruş

33- Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bi ömür

Üzgünüm sayın Başbakanım ama ne yazık ki, hayata adını kanırta kanırta yazdıran insanların servetleri böylesine büyük oluyor işte!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Hayata adını kanırta kanırta yazdıran insanların serveti böyle oluyor"muş demek :)) Ellerine ve aklına sağlık...

Nazan Adıgüzel Köseoğlu 
 22.01.2009 22:43
Cevap :
Belki biraz borç isterim, durumun nasıl:-) O güzel kadına(Sana) o güzel adama ve o güzel çocuğa... Gönülden selamlar...  23.01.2009 10:12
 

Bir tek tarağı yok! Yazık! Başbakanımızın tarağı var ama Can Yücel'e bakınca çok fakir. Ona da yazık! Barak bir enkaz devraldı. Ona da yazık! Bir tek bize yazık değil:))) Vurun blogcuya!

Emine Supçin 
 22.01.2009 8:52
Cevap :
Emine hanım... 3.kez yanıtlıyorum yorumunuzu... Netin Tanrıları iletişim kurmamızı engelliyor:-) Efendim, Can baba pasaklı adamdı, dişiyle tırnağıyla hallederdi işlerini, tarakla falan işi olmazdı elbette. Fata, sizin mahallenin kabadayıları var ya: Bush ve Barak... Malumunuz vechile, güzel Türkçemizde pek de sıcak sayılmayan sözcükleri anımsatıyorlar:-) Sevgi ve saygımla efendim...  23.01.2009 10:40
 

Şey bulamıyorum. Biraz önce bizim sabit fikirli liboşlarımızdan birine yazdığın yorumun üstüne bu yazını okudum iyi geldi. Ayak üstü insanın gözüne baka baka yalan söyleyen ve söylediği yalanlarla yaşayan bu arkadaşlar merak ediyorum neye hizmet ettiklerini biliyorlarmı. Yoksa başka bir kasımpaşalı çıksa bunlara gene höyt falan dese bu seferde onun peşinden mi giderler merak ediyorum. Ellerine sağlık. Sevgi ve saygılarımla....

kartal0634 
 22.01.2009 1:45
Cevap :
Anadolu Kartalım, Hayatta en hakiki mürşidin ne olduğunu biliyoruz... Her kez elinden geleni yapsın. Biz de yapıyoruz:-) Düşünsen her mücadelede varız... Sevgi ve saygımla...  23.01.2009 10:41
 

Neden görmemişim ben bu enfes yazıyı? şaşırdım kaldım. "tıka basa" dolusun sen işte! sen ne kadar değilim desen de. Her yazından müthiş keyf alıyorum ben.. ve senden çok şey öğreniyorum. Hele hele sohbetini düşünemiyorum. Allah bize de Can Yücel'in gibi bir servet nasip etsin inşşallah. Ve bir gün kendini servetini de açıkla... merak ediyorum.. sevgilerimle.

sema öztürk 
 17.01.2009 11:55
Cevap :
He..he..he... Güzaltının yorumunu ve yazdığım yanıtı okur musun:-) Sevgiler sana, köftelere, piyazlara, memermerlerin efendisine:-)  17.01.2009 13:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1454
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster