Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4851
 

Osmanlı'da cariyelik sistemi...

Osmanlı'da cariyelik sistemi...
 

arsiv.ntvmsnbc.com


Geçen akşam başlayan "Muhteşem Yüzyıl" dizisini izleyen erkeklerin çoğu herhalde Osmanlı'da Hünkar olmak istemişlerdir. Kadınların ise sultan karısı veya cariye olmak istediklerini hiç sanmıyorum.

Osmanlı tarihini incelediğimizde yasaların din kurallarına göre uygulandığı söylenir ama Kuran-ı Kerim ayetleri insanların kendi çıkarlarına göre algılanıp, buna dayanan yasalar da işlerine geldiği gibi uygulanmıştır.

Câriye denilince, sahibinin ve efendisinin istediği zaman cinsi duygularını tatmin için bir zevk aleti olarak kullandığı kadınlar şeklindedir ki, bu mana İslâm Hukuku açısından doğru değildir. Eğer öyle bir durum söz konusu olsaydı bunun zinadan bir farkı olmazdı. Zina ise tek tanrılı dinlerde günahlar arasında kabul edilmektedir.

Ama buna rağmen, kendilerini İslam hukukçuları olarak tanıtan bazı kişiler, bakın bu konuyu nasıl yorumluyorlar:

"Efendinin, cariyesinden cinsî yönden istifade etmesinin, cariyenin hesabına iki mühim hikmet ve faydası vardır. Birincisi ve en mühimi, esir düşen ve sahipsiz kalan bu kadınların bu vesile ile ihmal edilmeleri önlenmiş olur. Çünkü, aksi takdirde, cariyelerin fuhşa düşmeleri, zinaya girmeleri ihtimali kaçınılmaz olduğu gibi, efendisinin evine de bağlı kalmış olur.

Diğer bir faydası, cariyenin efendisinden bir çocuğu olduğu takdirde "çocuğun annesi" mânâsına "ümmü'l-veled" sayılmaktadır. Cariyeden doğan bu çocuk hür kabul edilir. Çocuğun doğumu ile annesi de, efendisinin ölümünden sonra mirasçılarına geçmeyip hürriyetine kavuşmaktadır. Çocuk olmasaydı, efendisi de azat etmeseydi, diğer mallar gibi cariye de miras olarak kalacaktı."


Bakın şu işe!

Bir başka yorum da şöyle:

İslâm Hukukunun câriye kabul ettiği kadın kölelerin bir statüsü de, eş statüsündeki veya istifrâş hakkı bulunan cariyeliktir. Bu tesbitten de anlaşılacağı üzere, köle veya hür başka erkekler ile evli olmayan cariyeler, iki şekilde Padişahlar ile karı-koca hayatı yaşayabilirler:

Birincisi; Padişahın eli altındaki cariyesi ile nikâh akdi yaparak evlenmesidir. Bu da iki şekilde olur;

a) Padişah evlenmeden önce cariyesini âzâd eder yani hürriyetine kavuşturur ve bu durumda hür bir kadınla evlenmiş olur. Böyle bir evlilik halinde, daha evvel hür bir kadınla evli olması, dört sınırını aşmamış olmak şartıyla, cariyesini âzâd ederek evlenmesine mâni teşkil etmez.

b) Cariyesi câriye statüsünde kalmakla beraber, Padişah nikâh akdiyle onunla evlenir. Bu durumda nikâh ihtiyatî bir nikâh olacaktır. Eğer Padişah hür bir kadınla evli değilse, o zaman ehl-i kitap veya Müslüman olmaları şartıyla câriyesiyle nikâh akdiyle evlenebilecektir.

İkincisi; İslâm hukukuna göre, Padişah, başka bir erkek ile evli olmayan bir cariyesi ile herhangi bir nikâh akdi olmadan karı-koca hayatı yaşayabilir. Efendi için sabit olan bu hakka istifraş hakkı denmektedir. Asıl câriye hukuku burada söz konusudur.

Sonuç olarak Padişah, kendi cariyesi dışında bir câriye ile nikâh akdi yaptığı takdirde birden fazla evlenmenin sınırına riâyet edecektir. Ancak istifraş hakkı ile karı-koca hayatı yaşaması halinde, böyle bir sınır mevzubahis değildir. Efendi’nin istifraş hakkına dayanarak cariyesi ile karı-koca hayatı yaşamasına teserrî de denmektedir. Osmanlı Padişahları bir kısım cariyeleri ile nikâh akdi yapmasına karşılık, istifraş hakkı bulunan bir kısım cariyeleri ile de teserrî yani nikâh olmadan karı-koca hayatı yaşamıştır. Bu sebeple birden fazla evlenme konusundaki sınıra riâyet edilmeye ihtiyaç kalmamıştır.

Tekrar hatırlatmakta yarar var. Taraflardan birinin evli olması durumunda diğer kişilerle olan nikahsız birliktelikler zina kapsamına girer. Padişahlar zaten küçük yaşta evleniyorlardı. Cariye sistemi ise tamamen insanların nefisleri için kitabına uydurulmuş bir sistemdir.

Günümüzde maddi durumları iyi olan kişiler bu işleri hiç kitabına uydurmadan, dost, metres, sevgili şeklinde evliyken bile yaşıyorlar. Hem de açık açık. Böyle dolambaçlı yollara sapmadan....










Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Padişahım çok yaşa... Selamlar...

Mesut KARİP 
 08.01.2011 11:19
Cevap :
Padişahların bazıları çok, bazıları az yaşamışlardır ama hepsinin de iyi yaşadıkları bir gerçektir. Teşekkürler, selamlar....  08.01.2011 18:09
 

Şanslıyım, bu devirde yaşadığım için...Cariyelik sistemi, anlamaya çalışıyorum ama yine de beynimdeki moda uyduramıyorum. Yazınızın bitimindeki son paragrafta geçen legal olmayan birliktelikler de kuralcılığımıza ters geliyor. Çok selamlar arkadaşım...

Yurdagül Alkan 
 07.01.2011 22:35
Cevap :
Tarihte kölelik ve cariyelik sistemi İslamiyetten önce de varmış. Aslında islamiyet bunu bir kurala bağlamış, ancak yine de cariyelik sistemi kişilerin kendi bildikleri yöntemlere göre esnetilmiş. Günümüzeki legal olmayan birliktelikler ise, çağımızın gerçeklerindendir. Bizlere ters gelse de gelmesede...Teşekkürler değerli meslektaşım. Saygılar, selamlar....  08.01.2011 11:40
 

16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadelesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henry’nin başını kestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn ve Şarlken’in Avrupa’yı din savaşlarına sürüklemesinde başrolü oynayan karısı Isabella… Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynı yıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu. Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarı Sultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyen Hürrem’in macerası kadar gizemli değildi.Kadınların,bir ülkenin geleceğinde ve erkeğin başarısında oynadığı rolü,Rus asıllı, Hürremde görüyoruz.Saygılarımla.

Mesut Selek 
 07.01.2011 16:00
Cevap :
Hürrem Sultan bir Osmanlı Padişahıyla nikahla evlenmiş ilk kadın ünvanını taşıyormuş. Zaten Padişahın ilk oğlunun öldürülmesine sebep olduğu, tahta ise Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra padişahtan olma oğlu II. Selim'in tahta çıktığı bilinmektedir. Tabii yazılı tarihe geçmeyen birçok entrikaların yaşandığı da bir gerçektir. Teşekkürler Mesut hocam. Saygılar, selamlar....  07.01.2011 17:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 869
Toplam yorum
: 5826
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 1884
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Uzun yıllar finans sektöründe çalışmama rağmen, psikoloji konusunda çok fazla araştırmalarım oldu. H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster