Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '12

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3146
 

Osmanlı’da Eşcinsellik ve Divan Edebiyatı (2. Bölüm)

OSMANLI’DA EŞCİNSEL-PEDERASTİK EDEBİYATIN GELİŞME NEDENLERİ

Bu bağlamda sorulması gereken soru şudur: Nasıl olur da yeniliğe, bilimselliğe ve özgürlüğe kapalı, muhafazakarlık ve taassubun egemen olduğu Osmanlı İmparatorluğunda  böyle bir pederastik edebiyat ve kültür gelişmiştir? Bunun yanıtı çok basit ve yalındır.

Pederasti ve pedofiliyi açıkça kınayan, bu eylemleri mahkum edici şeri cezalar, açık bir ayet Kuran’da yoktur. Gerçi, zina edenlere 100 değnek vurulması açıkça yazar, fakat 4 şahit gerekmektedir; 4 şahit yoksa bu suçlamayı yapanlara 80 değnek vurulur (Nur Suresi: 2-4). Ancak, Neml ve Araf surelerinde erkeklerle cinsel ilişki konusunda Lut halkına yapılmış uyarılar vardır:

Araf: 81 "Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz." Neml: 55 "Siz ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz beyinsizlikte devam ede gelen bir kavimsiniz!"

Dikkat edersek, burada "belki... haddi aşmak.... beyinsizlik"  gibi sözler kınamadan ziyade alaycı söylemlerdir. Kuran'da eşcinsellere insanlar tarafından herhangi bir ceza verilmesi öngörülmemiştir. Ve eşcinselliğin revaçta olduğu Sodom ve Gomorra'da yaşayanlara verilen ceza insanlardan değil doğrudan Allah’tan gelir. Lut kavmi gökten inen “balçık taşlarla” yok edilir. (Hud: 82-83).

Neml ve Araf Surelerindeki ayetler “şehvetle erkeklere gidilmesinden” söz eder. Ancak, burada “erkek” sözcüğü ile kastedilen ergen erkektir. Oğlan çocukları  “henüz sakalı ve bıyığı çıkmamış” olduğundan "erkek" kategorisi içinde değildir. Bu nedenle, oğlanlar ve ergen olmayan çocuklarla cinsel ilişki ahlaki ve dinsel bir suç olarak algılanmamıştır. Cennetteki “sedefleri içinde saklı inci” gibi gılmanların varlığı da bu anlayışın bir ürünüdür.

Öte yandan, İslam ve Osmanlı geleneğinde “henüz adet görmemiş” veya “hiç adet görmemiş” çocuk yaşta kızlarla evlenmek de ahlak ve hukuk dışı bir davranış olarak görülmediği gibi  kız çocuklarıyla evlenmek çok olağandı ve bu konuda Kuran’da herhangi bir kısıtlama yoktur. Bilindiği gibi Ayşe Muhammet ile nişanlandığında 6 yaşındaydı ve 9 yaşında onunla evlenmiştir. Zaten bu gelenek günümüzde “çocuk gelinler” olgusuyla muhazakar ve cahil kesimlerde hala sürmektedir. 

Küçük kızlarla ilgili olarak Kuran’da sadece boşanma konusuna açıklık getirilmiştir. “Henüz adet görmemiş” veya “hiç adet görmemiş” kızlarla evlenenler onları boşadıkları andan itibaren 3 ay  geçene kadar –hamile olup olmadıklarının iyice belirlemesi amacıyla- beklemek zorundadırlar. Bu süre boyunca kızlar koca evinde kalırlar:

“Talak Suresi 4. Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” (Diyanet İşl. Bşk. Çev.)“Âdetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç âdet görmemiş kadınların süreleri de böyledir.” (Yaşar Nuri Öztürk Çev.)

O halde, psikiyatrinin pederasti ve pedofili olarak tanımladığı eylemler, söz konusu ayetlerin kapsamı dışında kaldığından -gelenekler ve dinsel açıdan-  o devirde bir suç veya ahlaki bir sapkınlık olarak görülmemiştir.  İşte bu nedenlerle, eşcinsellikten çok, pedofili ve pederasti Osmanlı kültüründe yaygınlaşmış, sonuçta  sapkın sevinin yüceltildiği bir edebiyat anlayışı gelişmiştir. İmparatorluğun en güçlü olduğu dönemlerinde (XIV-XVIII. yüzyıl) gelişen Divan Edebiyatı, Lale Devri ile zirveye ulaşmış, daha sonra yenilgiler, duraklama devri, arkasından da gerileme devrinin başlamasıyle yavaş yavaş ortadan kalkmıştır.

Bu kadar zengin bir çeşit ve estetiğe sahip eşcinsel-pederastik bir edebiyat Batıda yoktur. Bu kültürümüzün zenginliğidir. Bu nedenle, hiç kimse İslam ve Osmanlı kültürüne özgü bu edebiyat türünü Batı’dan aldığımızı öne sürmeye kalkışmasın.

DİVAN EDEBİYATINDAN ŞİİR ÖRNEKLERİ:

Divan Edebiyatından pederastik temalı bazı şiir örnekleri Türkçe çevirisiyle aşağıda sunulmaktadır:

" İzn alıp cuma namazına deyu mâderden

Bir gün uğrulayalım çerhi sitemperverden

Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan

Gidelim servi revânım yürü Sadabâd'a."

(Cuma namazına diye izin alıp anneden

Bir gün uğurlayalım sitemkar yüzleri

İskeleye doğru dolaşıp ıssız yollardan

Gidelim servi boylum yürü Sadabad'a)

Nedim

"Ben olsam bir de mutrib, bir de tarfi cûybâr olsa

Hoş bir de farzâ bir cüvâni şîvekâr olsa."

(Ben olsam bir de çalgıcılar, bir ırmak kenarında olsak

Bir de işveli bir oğlan olsa yanımızda ne hoş olur )

Nedim

"Hammâmına bârid idim Göynük'ün ammâ

Hammâmcısını gördüm hammâmına ısındım."

(Göynük'ün hamamına pek soğuktum ama

Hamamcısını görünce hamamına ısındım.)

Hamdullah Hamdi

"Bâisi güftâr olur bana senin nutkı lebin

Sanasın Îsâyı Meryemdir ki mevtâ söyletir."

(Senin konuşan dudakların benim güftem olur;

Sanırsın Meryem oğlu İsadır ölüleri söyleten)

Nevî

"Hüsne mağrûr oldun ey ruhları al

Seni bu güzellik çok nazlandırdı

Fahreyleme zîrâ çarhı köhne

Nice mahbûbları sakallandırdı."

(Güzelliğinle gururlandın ey alyanaklı

Seni bu güzellik çok nazlandırdı

Pek övünme, çünkü köhne felek

Nice erkek sevgiliyi sakallandırdı!)

Merzifonlu Eyyûb Sabrî

"Desti dellâki görüp ol zülfi anberfâmda

Başuma kaynar sular koydu duşa hammâmda.

Babanın cânı yürek yağı çekerler kanı

Ana beş beş doğura senin gibi oğlanı."

(Amber kokulu zülfünde tellâkın elini gördüğümde

Hamamda başıma kaynar sular döküldü

Babanın cânı yürek yağı çekerler kanını

Analar beşer beşer doğura senin gibi oğlanı.)

Behişti

"Temâşâ eyledim hammâmı herkes âlem üstünde

O denlü girme çıkma var ki âdem âdem üstünde."

(Hamamı seyrettim herkes âlem yapmakta

O denli girme çıkma var ki adam adam üstünde!)

Veysî

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster