Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
14378
 

Osmanlı'da Haremin gerçek yüzü (5)

Osmanlı'da Haremin gerçek yüzü (5)
 

Sofia Baffo - Safiye Sultan


 

TOPKAPI SARAYI KADINLARININ TARİHİ 

MÜCADELE, ENTRİKA VE TRAJEDİYLE GEÇEN 350 YIL 

Fatih Sultan Mehmed’in, Kubbealtı ile Hasoda’nın arkasına, haremin çekirdeği denebilecek bir de Duhteran Sarayı ilave ettirdiğini Kritovoulos yazmaktadır. Ancak, Fatih’in hatun ve hasekileriyle buraya yerleştiklerini gösteren bir bilgi yoktur. II. Bayezid ve Yavuz’un eşlerininse Topkapı’da değil, Beyazıt semtindeki Eski Saray’da yaşadıklarında duraksama yoktur.  

Harem yaşamının bir bölümünü Eski Saray’dan Topkapı Sarayına taşıyan, Başhaseki Hurrem, hasekileri Mahidevran ve Gülfem Hatun olan Kanuni Sultan Süleyman’dır denilebilir.  

Bu konudaki ilk bilgiyi 1551 yılında Nicolas de Nicolay vermektedir:  

“BüyükTürk’ün eşi kadın sultanın burada sarayı vardır ve bu saray (Harem) muhteşem hamamlarla çevrilidir.”  

Nicolay, Harem’in de içinde bulunduğu Yeni Saray’ın iki mil uzunluğunda surlarla (Sur-i Sultani) çevrili olduğunu da kaydetmiştir. Eski Saray’ın 1541 yılında yandığını ve Harem’in Topkapı’ya taşındığını ise Evliya Çelebi yazmaktadır. Seyahatname’ye göre, bu tarihe gelinceye kadar padişahlar, günlük çalışmalarını Saray-ı Amire’de sürdürmekte, arada Eski Saray’a eşleri ve çocuklarını görmeye gitmekteydiler. Venedik elçileri de Hurrem’in 1530’larda Yeni Saray’da Kanuni ile yaşadığını belirtmişlerdir. Bassano; “Sultana’nın (Hurrem’in) sarayının (harem) “Büyük Türk’ün Sarayı içinde olduğunu; bu muhteşem dairede, gizli odalardan geçerek buluştuklarını; burada salt haseki sultana değil, onun yüz kadar nedimesine de konfor sağladığını” yazmıştır.  

1550 yılına doğru sağlığını yitiren Hurrem Sultan’ın Eski Saray’a döndüğü ve orada öldüğü sanılıyor.  

II. Selim’in eşi III. Murad’ın annesi Nurbânu Sultan (ölüm 1583) Haremin ilk “Valide-i İsmet-pehah”ı, “Mehd-i ulya-yı saltanat”ı dır. Bu unvanı 1574 yılında oğlu III. Murad’ın tahta çıkışıyla almıştır.  

Nurbânu Sultan’dan, 1808 yılında tahta çıkan II. Mahmud’un annesi Nakşidil’e (ölüm 1817) kadar, 234 yılda 14 valide sultanın Topkapı Sarayı Hareminde yaşadıkları saptanıyor. Aynı süreçte Hareme, toplam on bin dolayında cariye girdiği, bunlar sadece yüz kadarının, haseki, kadınefendi, ikbal payelerine yükselebildiği tahmin edilmektedir.  

III.Murad ve annesi Nurbânu, Eski Saray’daki harem örgütünü Yeni Saray’a taşıtmış, Darüssaade ağalığını Ak ağalardan alıp Kara ağalara vermişlerdir. Harem örgütünde vekilharç ve kahya kadın konumundaki Raziye ve Canfeda kadınların entrikalara karışmaları da onun dönemindedir ve kimi tarihçiler, onun ekibini “Kadınlar Saltanatı”nın başlangıcı sayarlar.  

Haremin gerçek kurucusu kabul edilebilecek III. Murad, annesinin ölümünden sonra bir süre Eski Saray’da ikamet ederek Mimar Sinan’a Topkapı Sarayı’nı onartmış; Kasr-ı şerif’i (III.Murad Odası) ve Harem hamamını yaptırmıştır. Padişah, Ağustos 1585 yılında başhasekisi Safiye Sultan, hasekileri Mihriban, Nazperver, Şahhuban, Fahriye, has odalıkları ve çocukları ile yeni Hareme taşınmış, kızı Ayşe Sultan’ın Vezir İbrahim Paşa ile evlenmesi münasebetiyle de Mayıs 1586 yılında bu haremde ilk kez görkemli bir düğün yapılmıştır. Hediye bohça ve sandıklarından çıkan cevahir işlemeli istefanlar, elmas, yakut, lal ve zümrüt işli levhler, bilezikler, duvak ve çizmeler İstanbul şekerlemecilerinin hünerlerini yansıtan şekerleme sepetleri ve tepsileri, Harem halkı için diktirilen üç bin hi’lat, bu düğün vesilesi ile Hareme akan zenginliği düşündürür.  

III. Murad öldüğünde, haremde 27 kızı, küçük yaşta 19 şehzadesi, kimileri hamile 200 dolayında hasekisi, gözdesi ve odalıkları vardı. Tahta çıkan oğlu III. Mehmed, daha ilk gece haremi bir vahşet sahnesi yaptı.  

Kimileri süt çağında, en büyükleri 11-12 yaşlarında olan 19 kardeşini, Araba Kapısı’nın arkasındaki Dolaplı Kubbe’de dilsizlere boğdurttu. Babasının hamile cariyeleri de aynı akıbete uğradılar. Harem yolsuzluklarına aracılık edenler, III.Murad’ın musahip cüceleri saraydan atıldılar. Bu büyük tasfiye ve katliamın öyküsü Selanik’i Tarihindedir.  

17.Yüzyıla girerken haremde Safiye Sultan’ın (ölüm 1605) entrikaları yaşanmaktaydı. III. Mehmed’in annesi Safiye Sultan’ın rüşvet işlerini Ester Kira adlı bir Yahudi kadın çevirmekteydi. III. Mehmed ölünce, oğlu I.Ahmed, babaannesi Safiye’yi Eski Saray’a göndermiş; annesi Handan Sultan ise sadece iyi yıl valide sultan olabilmiştir.  

KÖSEM EN ZENGİN VALİDE SULTANDI  

En namlı valide, Mahpeyker Kösem Sultan’dır (ölüm 1651). Eşi I. Ahmed’in sağlığında on dört yıl boyunca mutlu bir hasekiydi. Venedik elçisi simon Contarini, onun güzel, kurnaz, yetenekli, padişahça çok sevilen, ancak siyasi konulara karışmayacak kadar dikkatli olduğunu yazmıştır.  

1617 yılından 1623’e kadar Eski Saray’da kaldıktan sonra 1623’te oğlu IV.Murad tahta çıkınca valide alayı ile Topkapı Sarayı’na döndü ve 11 yaşındaki oğluna naibelik etmeye başladı.  

Mahpeyker, valide sultanlığını ikinci oğlu Sultan İbrahim’in saltanatı boyunca sürdürdü. İbrahim’i tahttan indirilip yerine yedi yaşındaki torunu IV. Mehmed’in cülusunu onaylana Kösem, sadrazamların değiştirilmesi, “kafes arkasından” vezirlere talimat vermek Divan-ı Hümayun kararlarını yönlendirmek, hatta savaş açılması gibi hemen her konuda padişahlık yetkilerini kullanmaktan da geri kalmamıştır.  

Onun haremdeki saltanatı, 1623 yılından 1651’e dek, kısa aralıklarla çeyrek yüzyılı bulur. Kapıkulu ocakları ağalarından destek alan Mahpeyker, büyük oğlu IV. Murad’ın elinden küçük oğlu İbrahim’i, Haremin kuytu köşelerinde, Buzhane denilen bodrum katında saklayarak kurtarmayı da başarmıştır.  

Haremin gelmiş geçmiş en zengin sultanıydı. Oğlu İbrahim’in hasekilerini dövecek kadar da fütursuzmuş. Sonunda İbrahim, otoritesinden rahatsız olarak onu, Tarihçi Naima’nın yazdığına göre Rodos’a sürmeye kalkışsa da sonunda “Taşra Bağçeleri”ne göndermekle yetinmiş.  

Mahpeyker, 1646-1648 yılları arasında, İskender Çelebi Bahçesindeki (Florya) köşkünde göz hapsindeyken, İbrahim’de çılgınlıklarını doruğa çıkartır. Hasekilerine düğünler yaptırır, gümüş arabalar ısmarlar, valilerden ay yüzlü cariyeler ister. Son tutkusu samur olur. Cariyelerden dinlediği bir Acem masalının etkisinde kalarak Harem odalarını samur kürkle kaplatmaya kalkışır. Kedilere kürk giydirtir.  

Bütün bunların abartılarak dışarıya yansıtılması ve sürüp giden yolsuzluklar, bir ayaklanmayı ateşler. Hareme dönen Kösem Sultan “sarıkçığını sardığı” torunu Mehmed’in, yedi yaşında tahta oturtulup İbrahim’in Kafes Kasrı’na kapatılmasına; sonra da boğdurulmasına da onay vermiştir.  

Kösem saltanatının bu son evresinde üç yıl torunu IV. Mehmed’e naibe oldu. Asıl valide sultan olan gelini Hadice Turhan’ı etkisiz konumda bıraktı. Mahpeyker, Derviş Abdullah’ı Risale-i Teberdariye’de yazdığına göre zenci hadımların Harem dairelerine girmelerini yasaklar. “Bade’l-yevm kendü halinize olasız. Gerek Harem ümuruna ve gerek taşra ümuruna karışmayasız. Cümleniz azadsız kölesiz. Ancak Harem kapusunda oturmakdan gayri işiniz yoktur !” diyerek Hareme girenleri idam ettireceğini uyarması ilginçtir.  

Böylece oğlu İbrahim dönemindeki Harem kepazeliklerinin faturasını harem ağalarına çıkartmıştır.  

Fakat bu siyaseti, kendi korkunç akıbetinin de bir gerekçesi olur. Harem ağaları ile gizli ittifak kuran Hadice Turhan Sultan, 2 Eylül 1651’de, hem kendisini, hem de oğlu IV. Mehmed’i kurtarır.  

Kösem ise harem ağalarının içeriye aldığı baltacı ve iç oğlanlarından kurtulmak için “nihanhane” denen Haremin gizlenme odalarının birinden ötekine geçerek bir “gurfe” ye (gizli asma kat dolabı) saklanırsa da takipçilerince bulunur. Baltacılar altmış yaşındaki bu kadın diktatörü, Çinihane Kapısından Kuşhane Kapısına kadar sopa ve tekmelerle sürüklerler.  

Parmaklarını kırar, kulaklarını yırtarlar. En son kuşçu Mehmed, Kösem’i, bir perde ipiyle veya saçının örgüsüyle boğar.  

Korkunç gecenin olaylarını, Enderun’un Seferliler Koğuşunda “Erbaşı (koro şefi) olan Ali Ufki (Bobovi) Hareme en yakın bir yerden izlemiş ve anılarında anlatmıştır.  

(…devam edecek…)  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Taht Sahibi olmak mı ? Baht Sahibi olmak mı? Önemli .. Taht sahibi olupta baht sahibi olamıyorsan her şeyin bir anda , en kudretli insanların bile başıan geçtiğini görüyoruz. Padişahlar Tahta çıkarken şu söz tekrarlanır.' Gururlanma Padişahım Senden Büyük Allah var.' Yani ne oldum demiyeceksin ne olacağım diyeceksin. O dönemde her imparatorluğun tarihi böylesine kanlı ve acımasız. Tarih anlatımı yapılırken Hiç kimsenin Tarihinin Muhteşem olmadığını bilmemiz gerekir.

yadaosman 
 14.03.2011 21:32
Cevap :
Düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum. Krallık, padişahlık, şahlık, tiranlık (siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimseler) yönetimlerinde ne yazık ki, kan ve dehşet daima ön planda olmuş. Bu yüzden demokrasi diyoruz ya.... Teşekkür ederim ilgi, alaka ve yorumunuz için. Saygılarımı sunuyorum.  15.03.2011 12:39
 

Cinselliğin şu anda kabul görmeyen boyutları ve vahşet olağanlaşmış, hatta rasyonalize edilmiş (belirli dönemlerde artarak). Teşekkür ederiz. Selamlar.

Efervesan 
 11.03.2011 10:50
Cevap :
Ne acıdır maalesef durum vahimmiş sevgili efervesan... Teşekkür ederim yorumunuz için. Saygılarımı sunarım.  11.03.2011 11:49
 

Heyecan dolu dizgin devam ediyor:) inanın devam edecek yazısını görene kadar tek solukta okuyorum. Emeğinize sağlık, teşekkürler! Saygılarımla, yüreği sevgiden geçen insanlar yoldaşınız olsun....

Dilek Yaka 
 10.03.2011 19:27
Cevap :
Günaydın Dilek Hanımcığım, kötü haberi vermek zorundayım, bir sonraki bölümde sona eriyor mini yazı dizimiz :) İnşallah yine ilginç bir araştırmayla başka yazı dizilerinizde karşınızda olmayı umuyorum. İlginiz, alakanız, güzel yüreğiniz ve samimiyetiniz için en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum, eksik olmayınız.  11.03.2011 8:46
 

Hazin bir son! :-(( Tarihte bu tür barbarlıklar tüm toplumlarda yaşanmış, İngiliz Kralı 8'inci Henry de 6 eşinin kafasını vurdurmuş hiç acımadan! Bir kraliyet ailesinde doğmadığıma şükrettim bana haram olan Harem'in bu bölümünü okuyunca Nilgün Hanım. Teşekkür ederim bu seri için. Emeğinize sağlık, selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 10.03.2011 19:24
Cevap :
Düşüncelerinize katılıyorum Mehmet Bey. Yazı dizisini hazırlarken anlatılanlar kanımı dondurdu... Vahşet ve entrika diz boyu. Kanla yazılmış bir tarih... Dünyada da örneklerinin olduğunu biliyordum. 8. Henry'nin eşlerinin kafasını vurdurması buna bir örnek... Evet, iyi ki o dönemde doğmamışız çok şükür. Doğduysak da hatırlamıyor olmamız bir lütuf :) Saygılarımı sunuyorum, sevgilerimle.  11.03.2011 8:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 558
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8142
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster