Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1525
 

Osmanlı Devleti'nde kölelik ne zaman sona erdi?

Osmanlı Devleti'nde kölelik ne zaman sona erdi?
 

1860'larda Amerikan iç savaşı ile dünyadan köleliğin kalktığı söylenir. Acaba bu doğru mudur? Benim çocukluğumda Antakya'da köle öyküleri devam ediyordu. Bugün Muğla, Ortaca köyü tümüyle Afrika kökenli Türk vatandaşlarından oluşur. Demek ki bir kere, Osmanlı döneminde cariyelerden başka kölelik vardı. Bunu kimse inkâr edemez. Bugün, Suudi Arabistan'da çalışmaya gidenler aslında oradaki bir Suudi vatandaşın kölesi durumuna girerler. Ülkeden ayrılana kadar. Arabistan Osmanlı devletinin bir parçasıydı. Ben de oraya gittiğimde bir süre aynı uygulamaya tabi oldum. Bugün siyah derililer hâlâ orada adam yerine konmazlar. İçlerinde çok azı Suudi vatandaşlık haklarını ve saygısınıkazanmıştır.

Çok eskiden Osmanlı döneminin ilk zamanlarında batıda kölelik sürerken bizde yani Türklerde kölelik yoktu. Ama Arabistan'da da vardı. Zamanla Arap ülkelerinin Osmanlı topraklarına katılmasıyla kölelik de ortama girmiş oldu.

Köleliğin kaynaklarından biri savaş esirleri idi. Devşirme sistemi kölelik değildi. Bu konu ile ilgili olarak aşağıdaki kaynağa bakabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanlı_İmparatorluğu'nda_kölelik

Burada verilen bilgiler tam olarak doğru olmamakla birlikte bir fikir de verir. (lütfen yazının başındaki uyarılar adikkat ediniz) Kölelik 1839 Tanzimat Fermanı ile ve 1847 Islahat Fermanı ile yok olmamıştır. Olsa olsa Osmanlı Devlet yönetimi bu işten elini çekmiştir. Ama ülkede kölelik devam etmiştir.

Yakın zamanlarda evlerde bulunan siyah derili dadılara dikkat çekmek isterim. Onlar Arabistan'dan köle olarak getirilip ev işlerinde çalıştırıldılar. Yaşlanınca da kapının önüne konmadılar ve onca uzun zaman birlikte yaşadıktan sonra ailenin bir parçası haline geldiler. Ne de olsa genç nesil onların elinde büyümüştü.
Çocukluğumda duyduğum bir öykü ve Antakyalı bazı kişilerin siyah derililerle kan karışımı - ki zamanla ev işlerinden karılığa da terfi edenler olmuştur- bildiğim bir olaydır. Demek ki kölelik çok yakın zamana kadar vardı. Belki de Cumhuriyetin ilanından sonra kendiliğinden ortadan kalkmıştır.

Şunu da söylemeliyim, Antakya Anadolu'dan 15 yıl sonra Cumhuriyete kavuşabildi. O arada ilişkiler eskiden olduğu gibi devam etti. Şu sözü birebir duydum: "Neden? Parasından değil mi vermiş parasını,satın almış." Satın alındığı söylenen nesne bir kız çocuğu idi. Afrika'da köyünden atlılar tarafından kaçırılmış, Kâbe önünde kurulan pazarda bir Türk hacıya satılmış. Oradan Antakya'ya gelmiş ve büyüdükten sonra öyküsünü, köyünde, evinin önünde oynarken nasıl kaçırıldığını, nasıl satıldığını anlatmış.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mehmet Bey, çok önemli bir konuyu dile getirmişsiniz amma ben bu kölelik işinin halen daha devam ettiği kanısındayım. Ne yazık ki adı ya da konu farklı bir şekilde devam ediyor. Her ne kadar aynı gibi gözükmese de daha yeni akilbalik olan ve reşit olmayan kızlar; 3-5 davar ya da bir kaç bin lira karşılığında kendilerinden yaşça çok fazla büyük erkeklere satılmıyorlar mı? Ya şiddet nedeniyle ya da doğum yaparken hayata veda ediyorlar.Ne yazık! :((( Saygılar sunuyorum.

Ay Şen 
 26.10.2012 23:01
Cevap :
Dediklerinizde haklısınız, baskı ve insanları, özellikle kadınları ezme eylemi sürüyor. Ancak eskiye göre çok şey değişmiş durumda. Bunu gözden kaçırmamak gerekir.Süreç içinde insanların pazarlarda alınıp satıldığı günler geride kaldı. Bu değişikliğe yeterlidir demiyorum. Daha da ileriye gitmeli. Bugün zaten bir anlamda onun mücadelesini veriyoruz. Ancak asıl mücadeleyi vermesi gerekenler ezilenlerdir. Kimse kimseye bedavadan özgürlük vermez. KAtkınız için teşekkür ederim. Selamlar ve saygılarla.   28.10.2012 15:41
 

çok güzel bir yazı Mehmet Bey tebrik ederim sizi. Ne uğruna verdik biz bu canları diye okursanız sevinirim saygılar...Şiirin Hikayesi Ülkemizin gerçeklerini dile getirdim bu şiirimde. Hasan, babamın, dedesinin, kardeşi oluyor yıl 1840 yönetim oğuz boylarında o zaman astığı astık kestiği kestik. Tapuları da kendileri kesiyor, vergileri de kendileri topluyor. Hasan ağanın kızı ile aşk yaparken yakalanır kız gece kaleden aşağı ip sarkıtıyor ve Hasan' ipe tırmanarak kaleye çıkıyor kız ile buluşup tekrar aşağı iniyor. Bu arada nöbetçilerden birisi de bu olaya göz yumuyor gel zaman git zaman bu aşk durumu meydana çıkıyor ve bu durum Osmanlı'ya bildiriliyor Hasan'ın askerliği geliyor, özellikle Hasan Yemen'e gönderilir gidiş o gidiş. Hasan bu aşkın cezasını Yemen'de savaşarak canıyla ödüyor değer miydi kim bilir? Şiir gerçek yaşanmışlardan esinlenerek yazılmıştır . Olay yeri Muğla/ Fethiye /Kale Köyüdür. --------------------------------------------------------------------------------

Adem Güngör/FETHİYE KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ 
 24.10.2012 19:06
Cevap :
Teşekkür ederim. Sözünü ettiğimiz köy de size yakındır her halde.  24.10.2012 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 212
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 4724
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. 1982 Mimarlık Fakültesi Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda mesl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster