Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '11

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
1533
 

Osmanlı Devleti'ni Padişahın Cesediyle Yöneten Hacı İvaz Paşa / Fırat YUMUN

Osmanlı Devleti'ni Padişahın Cesediyle Yöneten Hacı İvaz Paşa / Fırat YUMUN
 

OSMANLI DEVLETİNİ PADİŞAHIN CESEDİYLE YÖNETEN HACI İVAZ PAŞA
DEVLET TİYATROLARI VE İST.ŞEHİR TİYATROLARI REPERTUARINDAN SEYİRCİYLE BULUŞMAK İÇİN GÜN SAYIYOR

Türk tarihi açısından Ankara Savaşı’nın çok büyük bir önemi vardır. Bu savaşa katılanlardan birisi de, Türk tarihini yönlendiren zeka ve cesarete sahip olan İvaz Paşa’dır.

Ünlü tarihçi Hammer, Ankara savaşını anlatırken, İvaz Paşa’nın Sipahi Albayı olduğundan bahseder. 1

Osmanlı şehzadeleri arasında yaşanan mücadelede kendi safını çok iyi belirleyen İvaz Paşa; Çelebi Mehmet’in yanında bir dava adamı olarak yer almıştır.

Osmanlı Devleti’nin parçalanmaktan kurtaran bu dahî devlet adamına, tarih önemli bir sayfasını ayırmıştı.

Bu tarihi sayfanın entrikaları ve savaş çığlıkları önümüzdeki sezon Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları sahnelerinden, sanatseverlerin karşısına çıkacak.

Her dönem “Devletin tiyatrosu olmalı mıdır?” diye birçok hararetli tartışma yaşanmıştır. Evet gerçekten de bunun sorgulanması gerekiyordur.

Dünyanın en başarılı sanatçılarının arkasında hiçbir zaman devlet koruması olmadığı halde, onlar ürettikleri eserler sayesinde, devletlerinin ve kültürlerinin tanınmasına katkıda bulunmuşlardır.

Bu bir nevi ticarettir.

Ülkelerin tanıtımını yapmaktır.

Shakspeare İngiltere’si ve edebiyatı ülkemde öğretilebiliyorsa; bu durum, o ülkenin sanat idarecilerinin ne kadar işlerinin ehli olduklarının göstergesinden başka bir şey değildir.

Sanatçı ticaret yapamaz, kendisini pazarlayamaz. Onu, ancak başkaları tanıtabilir.

Michelangelo gibi, Mozart gibi sanatçılar; arkalarına aldıkları ekonomik destekle birlikte ayakta durmayı başarmışlardır.

Cezanne gibi bir sanatçı, daha rahat üretmek için ailesinin maddi gücünden yararlanmıştır. T.S. Eliot hayatını devam ettirebilmek için bankada çalışan bir sanatçıdır.

Bunların örneklerini çoğaltmak mümkündür.

Devlet neden sanatı destekler? Elbette ki halkına kendi kültürünü öğretmek için. Kendi içinden çıkan filizlerin, tüm dünyayı sarması için.

Yurt dışındaki festivallerde Türk tarihini, Türk kültürünü anlatan oyunlar gösterilmelidir. Geçmişte maalesef bunun kötü örnekleri görülmüştür. Yunanistan’daki bir tiyatro festivaline giden sanatçılarımız, orada bir Antik Yunan oyunu sahnelediklerinde, aldıkları tepki oldukça manidardır: “Biz sizlerden, sizi tanımak isterdik. Bu oyunlar zaten bize ait.”

Yurt dışı festivallerde, ülkemizi yabancı oyunlarla temsil eden devletin sanatçısının ne önemi vardır ki?

Önemli olan çocukları eğitmek, toplumu bilinçlendirmektir. Devletin maliyesi nasıl ki halkından vergileri toplamakla mükellefse, devletin sanatçısı da halkını eğitmekle mükelleftir.

Orhan Asena ve Turan Oflazoğlu’nun yazmış olduğu tarihi oyunlar sayesinde, halkın köklerine olan bağlılığı daha da artmıştır. Çünkü seyirci koltuğundaki kişi, kendisini oyun karakterinin yerine koymakta, tarihini daha iyi anlayabilmekte ve her şeyden önemlisi geçmişle bağlarını koparmamaktadır.

Devletin; sanatına, sanatçısına ve tüm halkına kol kanat germesi kadar doğal bir olay yoktur muhakkak. Bunu yaparken, görev mesuliyetini teslim ettiği memurlarını da, halkı eğitmekle görevlendirmiş olur.

Roma Tiyatrosunun ahlak dışı komedyalarını sahnelemek Türk toplumuna ne kazandıracak, ne kaybettirecek?

Bilinçli toplumların oluşturulmasında, kültürel asimilasyona en az seviyede uğrayacak genç bir neslin yetiştirilmesinde, tiyatro gibi sanat kurumlarının etkisi çok büyüktür.

Her oyundan önce, şehrin hemen hemen her yerine asılan afişler bizlerden bir şeyler taşımalıdır. Aksi durumda kültürümüz ve sanatımız işgale uğramış olacaktır. Yabancı oyunlar olmalıdır, fakat kültürümüzü ve tarihimizi öğreten yerli oyunlar daha çok olmalıdır.

Türk seyircisi Prometheus’un zincirlerinin farkında; fakat sahnelerimiz onun zincirleriyle değil, Anadolu kültürüyle süslenmelidir.

Yaklaşık bir yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları repertuarından geçmiş olan bir oyunun konusundan bahsetmek istiyorum:

İvaz Paşa. Osmanlı devletini padişahın cesediyle yöneten, 3. vezir.

İvaz Paşa, padişahın cesedini bir kukla gibi oynatıp, onun ölmediğini gösteren bir vezirdir. Tarih kitapları içerinde kalmış, belki de unutulmak üzeredir. Çoğu kişi de onu tanımıyordur.

Çelebi Mehmet 1421 yılının kışını Bursa’da geçirdikten sonra başkent Edirne’ye gelmişti. Yaşanan kargaşalıktan kurtulmak istiyordu. Bu yüzden de zaman buldukça ava çıkıyordu. Çıktığı bir av sonrasında felç geçirerek yatağa mahkum olmuştu.

Bu sırada Bizans İmparatoru Manuel ise, Çelebi Mehmet’in İstanbul’a saldıracağı haberini almış, bu haberi doğrulatmak için elçilerini Çelebi Mehmet’e göndermişti.

Osmanlı devleti için oldukça güç bir dönem daha başlıyordu.

Vezirler, saraya kabul edilen elçilere, padişahın hasta olduğunu bildirerek, iyileştikten sonra görüşebileceğini açıklarlar.

Bu esnada ise padişahın sağlık durumu iyiden iye kötü gidiyordur. Padişah bu yüzden vezirlerini çağırarak onlarla bir toplantı yapar. Yapılan toplantıya Veziri Azam Bayezid Paşa, 2. Vezir Çandarlı İbrahim Paşa ve 3. vezir İvaz Paşa katılmıştır. Padişah onlardan oğlu Şehzade Murat’ın (2. Murat) biran evvel Amasya’dan getirilmesini isteyerek, o gelinceye kadar ölümünün gizli tutulmasına dair vezirlerinden söz alır.

Çelebi Mehmet- “Tiz ulu oğlum Murat Han’ı getirin, ben bu döşekten kalkmam ve Murat gelmeden ölürüm. Memleket birbirine tokuşur. Tedarik edin, Murat gelinceye kadar vefatım duyulmaya.” 3

Çelebi Mehmet’in durumu gün geçtikçe kötüleşir ve sonunda ölür.

İvaz Paşa devlet düzeni devam etsin diye, Çelebi Mehmet’in iç organlarını çıkartarak öldüğü odaya gömdürür. Cesedi ilaçlayıp kefenleyerek, sağ imiş gibi yatağa yatırır. 4

Büyük bir risk alır İvaz Paşa. Çünkü o harekete geçmemiş olsa Mustafa Çelebi padişahlığını ilan ederek, taht kavgasının devam ettirecektir.

Osmanlı devletini artık bir ceset yönetiyordur. 5 Bunu ise İvaz Paşa gerçekleştirmiştir. İranlı hekim Kerdüzen6 ise onun en büyük yardımcısı olmuştur. Beraber bu işi organize etmişlerdir.

Padişahın cesedinin arkasına cin gibi becerikli bir çocuk oturturlar. Üzerine kaftan geçirirler. Padişahın cesedini çocuğa bağlarlar. Kolları kollarına, ayakları ayaklarına... Hatta incecik iplerle parmakları parmaklarına bağlarlar. Defalarca tatbikat yapmışlardır. Nihayet saray kapısının önünde meraklı bir kalabalık padişahı görmek için birikince sarayın kapısı açılır. Kerdüzen, padişahın koluna girmiştir. Padişah ağır ağır yürüyordu. Kalabalığın karşısına gelirler... Padişah kolunu kaldırıp kalabalığa sallar. Halsiz olduğu her halinden bellidir. Parmaklarıyla sakalını sıvar. Vezirler eğilip kulağına bir şeyler fısıldıyorlar, o da kafasını sallıyordu. Kalabalığa son selamını verdi. Vezirler padişahın koluna girdiler, padişah onların yardımıyla yürüyüp odasına çekildi. Herkes heyecanlı ve şaşkındı. Düzenlenen bu oyunda İvaz Paşa’nın en büyük aktörü Kerdüzen gelip sarığını yere çaldı.

KERDÜZEN- ”Bırakmazsınız ki, hükümdarımız iyi ola! Bizim bunca emeğimizi zayi edersiniz!” diyerek sitemli konuştu.

İVAZ PAŞA- Bak hekimbaşı, hele ümidimiz vardır. Allah’tan ki, padişahımıza sağlık vere, amma ve lakin bu kulları, padişahımızı görmeyi murat etmişlerdir. Onun için padişahımızı arz ettik. 7

Böyle cesur bir oyun sahnelenirken, Bizans ise elçisini yerinden kıpırdatmıyordu. Sürekli padişahla görüşmek istiyordu. Fakat vezirler, elçiye “Padişahın tedavisi devam ediyor. Ancak iyileştiği zaman padişah ile görüşebilirsiniz” diye söyleyerek, padişahın hasta olduğuna inandırmaya çalışıyorlardı.

Yaklaşık 40 gün padişahın ölümü saklanmış oldu. Bu süreç içerisinde de şehzade Murat Bursa’ya gelmeyi başarmış ve bunu Edirne’ye bildirdiğinde, padişahın ölüm haberi halka duyurulmuştu. Haziran 1421’de 2. Murat 18 yaşında tahta oturmuştu.8

Tnkara savaşından sonra dağılmakla karşı karşıya kalan Osmanlı devleti, 11 yıl süren kardeş kavgalarının sonunda, İvaz Paşa sayesinde devletin birliğini dahiyane bir şekilde sağlanmıştı.

İvaz Paşa katıldığı savaşlarda elde ettiği savaş ganimetleri ile yoksul halkın yararlanması için vakfiyeler kurmuştu.

Yalnızca devlet adamı değil, aynı zamanda mimardı. 1419 yılında Bursa Yeşil camisinin yapımını bitirmişti.

Onunla ilgili olarak kaynaklarda şöyle geçmektedir:

İvaz Paşa, I. Murat döneminde devlet hizmetine girdiği için, Ulucamii gibi bir yapıda çalışmış olabilir. Yeşil camii ve benzer yapıda olan Yıldırım camii mimarı olması da mümkündür. Kendi vakıflarına ait birçok han ve hamamın da mimarı İvaz Paşa olabilir. 9

Hacı İvaz Paşa hakkındaki en çarpıcı iddia ise ünlü tarihçi Hammer tarafından yapılmıştır:

"Vezirin ismi Hacı Ayvaz idi ki; Hacı İvaz’dan bozmadır. … ‘Hacı İvaz’ … ‘Hacivat’ olmuştur. “ 10

Dildeki söyleyişin gün geçtikçe farklılaşması delil gösterilmiş ve Hacı İvaz’ın Hacivat’a dönüştüğünü söylemiştir.

Dünya tiyatrosu Dionisos şenliklerinde yapılan, tarım Tanrısı Dionisos adına düzenlenen törenlerle başladığını hatırlarsak; ne Dionisos adına bağbozumu törenlerinde yapılan danslı gösteriler, ne Shakespeare’nin kiliseyi karşısına alıp sahnelediği oyunlar, ne Moliere’nin karısını doktor hatası yüzünden kaybettikten sonra, doktorları hedef alan iğneleyici oyunlar bizim için heyecan taşımıyordur.

İvaz Paşa kendi yazdığı, yönettiği ve oynadığı dünyanın en tehlikeli oyunundan, alkışlarla ayrılarak, Osmanlı devletini parçalanmaktan kurtarmıştı. Başrolde oynattığı padişahın cesediydi.

Şahsımın yazmış olduğu bu oyun için tüm sanatseverlere buluşacağı gün için şimdiden iyi seyirler diliyorum. KAYNAKÇA HAMMER, B.J. Von Purgstall, M.E. bas., İstanbul, 1990 UZUNÇARŞILI, İ. Hakkı, Osmanlı Tarihi, T.T.K. yay., 7.baskı AŞIKPAŞAZADE, Aşıkpaşazade (Aşıkpaşaoğlu) Tarihi, M.E.B. Yay., 1992. LA MARTİNE, De Alphonse, Osmanlı Tarihi, Toker Yay., 1991. TÜRK VE DÜNYA ÜNLÜLERİ ANSİKLOPEDİSİ, Anadolu yay., 1983.

[1] Hammer, c.I, s.117. [2] Uzunçarşılı, c.1, s.397. [3] Aşıkpaşazade, s.80, 81.Bab. [4] Uzunçarşılı, c.I, s.374-375. [5] Alphonse D.Lamartine, Osmanlı Tarihi, c.I, s.179. [6] Aşıkpaşazade, s.81. (Hammer, hekimin adının "Kurd Ozan" olarak belirtir. C. II, S.429.) [7] Aşıkpaşazade, s.81. [8] Uzunçarşılı, c.I, s.374-375. [9] Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, c.5, s.2573. [10] Hammer , c.1, s.595-596 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 983
Kayıt tarihi
: 09.09.11
 
 

5 Kasım 1975 Erzurum doğumlu. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Dramat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster