Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
448
 

Osmanlı Dönemi'nde eğitim sistemi - 2 : geleneksel eğitim kurumları ve okullaşma...

Osmanlı Dönemi'nde eğitim sistemi - 2 : geleneksel eğitim kurumları ve okullaşma...
 

İstanbul'un fethi, Osmanlı'ya Bizans üzerinden Batı'ya uzanan kapıyı açmıştır...


Osmanlı'da , "İSTANBUL'UN FETHİ" ve "FATİH SULTAN MEHMET İLE BAŞLAYAN BİLİMSEL VE KÜLTÜREL AŞAMA...."

A - Dönemin bilimsel ve kültürel görünümü...

Anadolu'nun yurt edilişinden Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna kadar geçen dönemde, halkın ve toplumun bilim ve düşünce hayatı iki kaynaktan beslenmiştir...

Birincisi, Türk bölgesi diye nitelendirilebilecek olan Maveraünnehir, Harzem ve Horasan; diğeri, Arap çoğunluğunun bulunduğu Suriye, Irak, Hicaz ve Mısır...

Matematik, felsefe, tıp gibi bilimlerde Türk bölgesi; hadis ve fıkıh gibi bilimlerde de,--aslında o bilimler için "ilim" sözcüğünü kullanmak daha doğru olur-- Arap bölgesinin etkili olduğu dikkati çekmektedir.(1)

Böylece, Anadolu topraklarına taşınan ve Anadolu Selçukluları döneminde pekiştirilen Türk-İslam bireşimi, Osmanlı Devleti'nin de toplumsal ve kültürel yaşamının temellerini oluşturmuştur.

(1) - Bilimsel düşüncede aşama -- (15.yüzyıl)

Osmanlı öncesinde, Türklerin göç hareketleri genellikle hep Batı'ya doğru olmuş ve Anadolu yurt edinildikten sonra da,  Bizans aracılığı ile Batı ile ilk fiili temas başlamıştır. İstanbul'un fethi de, Batı kültür ve uygarlığının doğuya uzantısı Bizans kültürü aracılığı ile, daha yakından tanınmasına olanak sağlamıştır.

Osmanlı,  kültür ve bilim hayatının, Batı kültür ve bilimi ile ilişkisi açısından Fatih Sultan Mehmet döneminin özel bir yeri vardır. Fatih'in, tahta çıkmasıyla beraber Osmanlı'da  "pozitif bilimlerde olmasa bile, felsefi ve bilimsel düşüncenin geliştiği"(2) belirtilmektedir.

Fatih'in bilime karşı gösterdiği ilgi ve koruyuculuk, onun Ortaçağ'dan kurtulma çabası içinde olan bir dünyada, Avrupa'daki hükümdarların çoğundan önce bir Türk-Osmanlı Rönesans'ını tasarladığını göstermektedir.(3)

Bernard Lewis de, Fatih'in saltanatı sırasında, gerçekten bilimsel bir Rönesans'ın başlangıcı bulunduğunu belirtir.(4)...Bu nedenle, Batı kültürü ve bilimi ile ilgilenme ve onunla ilişki kurma çabalarını Fatih ile başladığını söylemek mümkündür. Fatih'in kişisel bilimsel çabaları, belirli bir çevrenin dışına taşarak topluma yansıtılamamışsa da dönemi, bilimsel alanda bir kıpırdanma olarak değerlendirilebilir.

Fatih döneminde, gerek Anadolu Beyliklerinden gerekse öteki ülkelerden birçok bilginin(bilim adamı) İstanbul'da toplandığı görülmüştür. Çünkü, Fatih, İstanbul'u, yalnız Osmanlı İmparatorluğu'nun değil, Doğu İslam dünyasının da bilim ve kültür merkezi yapabilmek için birçok girişimlerde bulunmuştur.

Fatih, açtığı medresede, din bilimlerinin yanında, dil bilgisi, edebiyat, aritmetik, geometri, astronomi derslerine de yer vermişti...Bu dönemde, Ali Kuşçu gibi matematik; Kutbüddin Ahmet, Şirvanlı Şükrüllah, Hoca Abdullah ve Tebrizli Kemal gibi hekimler, Osmanlı bilim alanında isim yapmışlardır...Osmanlı, "tarih yazıcılığı" da bu dönemde başlayan çalışmalardır.(5)

Bütün bunların dışında, o dönemdeki "bilimsel düşünceyi asıl yansıtan olaylar ve uygulamalar, Müslüman olsun olmasın, bilim adamlarına ve bilimsel araştırmalara gösterilen  anlayış; serbest tartışmaların desteklenmesine ve bilimi belgeleyen kitaplara değer verilmesine"(6) yol açmıştır.

Ancak, Doğu ve Batı kültürünü birleştirmek için Batı'ya yönelik açılım, dinsel ve geleneksel kalıplara sıkı sıkıya bağlı olan Osmanlı toplumunda, dinselliği abartarak bağnazlığa götüren bir kısım din adamlarının büyük tepkisi ile karşılandı.

Bu nedenle de, düşünce bakımından "çağın ilerisinde" olan Fatih Sultan Mehmet, 12.yüzyıldan beri toplum yaşamına dinsel kurallarla yön veren ve imanı akıldan üstün gören Gazaali felsefesini kıramamış; özgür düşünceye dayanan ve aklı ön plana çıkaran İbn-i Rüşt felsefesini, --toplum baskısından çekindiği için-- dışlamak zorunda kalmıştır.(7)

x        x         x

Bu bloğu bitirirken, "eğri oturalım ama doğru konuşalım" diyerek, Fatih Sultan Mehmet'i ve dönemini, Osmanlı'da bilimsel düşüncenin başlatıldığı bir dönem olarak gösterirken, Fatih hakkında da, birkaç şey söylemek gerekir diye düşünmekteyim...

Fatih Sultan Mehmet'in doğaya, sanata ve bilime verdiği değer, insan yaşamına verdiği değer ile çelişki halinde görülmektedir. Fatih,, kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına alan Magna Catra'dan(1215) iki yüzyılı aşkın süre sonra, padişah olan şehzadelerin, kardeşlerini öldürebileceği ilkesini getirmiştir. Yasallaştırılmış bu ilke ile kardeş katli meşrulaştırılmış, kimi şehzadeler kardeşleri ve hatta babaları tarafından öldürülmüştür.

Ali Hikmet Berki, böyle bir yasanın olmadığını iddia etmekte ve Fatih gibi Müslüman bir hükümdar, "günahsız masunların öldürülmesini düşünmez bile" demektedir...Ahmet Mumcu da,Berki'ye şu yanıtı vermektedir..."Fatih, kardeşi Ahmet'i katlettirdiği gibi, bundan sonra bu hususta koyduğu kesin kurala dayanarak, tahta çıkan Osmanlı hükümdarları kardeşlerini katletmişlerdir..."(8)

Fatih Sultan Mehmet'in çıkardığı yasa aynen şöyledir : "...Ve her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola karındaşlarını nizam-ı alem için katletmek münasiptir. Ekser ulema dahi tecviz etmişlerdir. Anında amil olalar"

Anlaşılan, Osmanlı'da "devletin bekası" her şeyin üstündedir...Günümüzde, dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir yasa yok ama, "devletlerin bekası için" benzer şeyler yapılmaktadır...

x        x        x

"Her güzelin bir kusuru" ve "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" diyeyim ve devam edecek blog dizimin, "Osmanlı'nın Bilimsel Durgunluk Dönenimi" başlıklı yazımın hazırlığına başlayayım.

cdenizkent

15-Nisan-2015

--------------------------  :

(1) Şerafettin Turan, Türk Kültür Tarihi, İstanbul: 1990, s.168

(2) Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul: 1970, s. 25

(3) Cevdet Perin, Atatürk ve Kültür Devrimi, 2.b. İstanbul: 1981, ss.31-34

(4) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, 3.b. Ankara : Türk Tarih Kurumu Yayını, 1998, s. 53

Dipnot, (5),(6),(7) : Şerafettin Turan, A.g.y., ss. 171,172,173

(8) Çetin Altan, "Tarihin Korkunç Yüzü: Öldürülen Şehzadeler ve Devrilmiş Padişahlar", Milliyet Gazetesi. 10 Temmuz 1991, s.13

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine çok beğendiğim yazılarından birisi. Konuya objektif olarak bakmışsınız.

Kerim Korkut 
 10.05.2017 17:10
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Evet, öyle görünüyor...Ne yazık ki, bugün hem dünyamızda ve hem de ülkemizde, yaşadığı çağın biraz ilerisinde düşüncelere sahip insanlar fazla anlaşılamamaktadır. Teşekkürler ve selamlar.  12.05.2017 7:08
 

Yazınızdan anladığım kadarıyla "çağın ilerisinde" olan Fatih "aklı ön plana çıkaran İbn-i Rüşt felsefesini dışlamak zorunda" kaldığı için "Osmanlı'nın bilimsel yükseliş dönemi" başlamadan "Osmanlı'nın bilimsel durgunluk dönemi" başlamış ve bu günlere gelinmiştir. Zaten bu da günümüze kadar süregelen bilimsel durgunluğu yeterince açıklamaktadır. Elinize sağlık, teşekkürler, selamlar

Matilla 
 15.04.2015 13:07
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey...Aynen öyle...Fatih'in, özellikle merkezde başlattığı bu bilimsel aşama halka yansıtılmadan bitmiştir...Güçlü bir padişah bile halkın tepkisini kıramamıştır...Bir sonraki bloğumda, "Osmanlı'da bilimsel durgunluk dönemi"ne anlatmaya çalışacağım. Sanırım bu blog dizim uzun süreli olacak...Blog dizimin ikinci "ana başlığı" altında da, "Osmanlı döneminde eğitimde yenileşme" konusuna değineceğim...Sanırım bu ikinci "ana bölüm" de uzun süreli olacak...NOT. Çevrenizde ve tanıdıklarınız arasında bu konuda eğitim yapan üniversite öğrencisi varsa, bu blogları biriktirebilir. Çünkü, bloglarımı bir "yüksek lisans tezi" olabilecek şekilde "tez tekniği" ile yazıyorum...Selamlar.  15.04.2015 15:31
 

Değerli cdenizkent, bilirsiniz, her olay kendi içerisinde ve şartlarında değerlendirilirse bir anlam kazanmaktadır. Fatih'i, gerçekleri öğrenmek adına samimi olarak değerlendirmek isteyenler, öncelikle "Ankara Savaşı" ve sonucundaki (Fetret Devri) 10-15 yıllık sürede yaşananları (çıkarılan dersi) araştırmalı, öğrenmelidir ki; Fatih'in "kardeş katli!" iddiasının arkasında yatanlar anlaşılabilsin. Ne yazıkki (kimi) tarihçiler olayları; geniş pencereden (siyasi, ekonomi, sosyoloji ve) dönemin şartlarına bakmadan (veya göz kaparatak) sadece bir pencereden bir hükme varmaktadır. Osmanlı eğitim anlayışı da bunlardandır. Çoğunluk, "Kız okulları"nı (Kadın öğretmenleri) "Cumhuriyetle birlikte başladığı"nı düşünür, gerçekte bu okulların da uzun bir geçmişi vardır. Konu ilerlerse görüşlerimizi aktarmaya çalışırız. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 15.04.2015 11:10
Cevap :
Merhaba Canmehmet bey... Yorumunuz için teşekkür ederim. Okullaşma konusuna belki bir iki blog sonra gelirim...Şimdilik, genel durumu işlemeye çalışıyorum...Elbette, okuyanlar benim yazdıklarım ile birlikte bloğuma yapılan yorumları ve katkıları da okuyacaklar...Umarım deva ederim...Selamlar.  15.04.2015 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 908
Toplam yorum
: 2400
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster