Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1941
 

Osmanlı neden Sanayileşemedi?

Osmanlı neden Sanayileşemedi?
 

Osmanlı Kibrit Fabrıkası


1763 yılında buharlı makine icadıyla başlayan dünyadaki sanayileşmeye Osmanlı sırtını çevirmiş, sanayileşmeye duyarsızlık maalesef Cumhuriyete kadar devam etmiştir. 15. ve 16. yüzyıllarda dünyanın en güçlü imparatorluğu olan ve eski dünyanın en önemli coğrafyasına yayılmış bulunan Osmanlı İmparatorluğu, askeri ve siyasal alandaki bu başarısını ne yazık ki başta sanayi ve teknoloji alanları olmak üzere diğer alanlarda gösterememiştir. Batıda, önce Rönesans, daha sonra da Reform ve Aydınlanma hareketleriyle ortaya çıkan bilimsel ve rasyonel düşünme ilkeleri ve bu çabalar da teknolojik gelişmeler, Osmanlıda oluşmamıştır.

Sanayi devrimini başlatan teknolojik buluşlara (Buharlı Makine’nin bulunması, Buharlı makineyi gemilere uygulanması, buharlı makine lokomotiflerde kullanılması, telgrafın, telefonun bulunması, pancardan şeker yapımı, suni gübre, biçerdöver icadı, konserve yiyecek imalatı, köprü, kanal, demiryolu, vb. inşaatlarında gelişmeler) Osmanlının bir katkısı yoktur. Batı, Reform hareketiyle rasyonel düşünceyi öne çıkarırken, İslam dünyasında bunun tam tersi oluşmuştur. Felsefi yaklaşım farklılığı kendini birçok alanda göstermiş; herkes tarafından bilinen, Batıda ilk matbaa 1450  yılında icat edilmişken, Osmanlıda ilk matbaanın çalışmaya başlaması 1727 yılında Batıdan tam 277 yıl sonra Macar asıllı bir Osmanlı tarafından gerçekleştirilmiştir. Diğer bir örnek ise rasathanedir. Batı ile aynı tarihlerde III. Murad’ın izniyle Mısır Medresesi müderrislerinden Takiyüddin  tarafından kurulan rasathane, beş yıllık bir çalışmadan sonra, dini çevrelerin baskısı sonucu 1580 yılında kapatılmıştır. Zamanında gerekli reformu gerçekleştirememiş Osmanlı’da, düşünce yapısı gereği, yeniliklere karşı akılcı olmayan, tahammülsüz yaklaşılmıştır. Osmanlı, kas, kılıca gücüne dayanan gücü ile bir dönem başarılı olurken, makine gücünün ortaya çıkmasıyla tarih sahnesinden silinmiştir.  

Osmanlı toplumunun sanayileşmemesinin arkasındaki gerçeği Osmanlı devletinin asker-bürokrat niteliğinde aramak gerekmektedir. Ana görevleri askeri zaferler ve dine, devlete en uygun şekilde hizmet olan bu sınıfların sanayileşmeden sınıfsal bir çıkar beklemeyecekleri açıktır. Buna rağmen, Avrupa’daki sanayi devriminin yıkıcı etkilerine kadar, Osmanlı toplumunda devlet denetimi altında bulunan ve hatta Avrupa’ya büyük ölçüde ihracatta bulunan tarım ve el sanatları üretiminden söz edilebilir.

Ama ne zaman ki tarım fazlasının oluşturduğu bir sermaye batıda kentlere akmaya başlamış ve bunun sonucu olarak sanayi merkezleri serpilmiş ve büyümüştür, o zaman Osmanlı sanayi çabuk ve ucuz üretim yapan batılı tezgâhların ve yüksek fırınların ekonomik etki alanına ve bu ekonomik güçleri koruyan, temsil eden Batılı devletlerin de siyasal etki alanına girmiştir. İşte bu durumdaki Avrupa’nın ekonomik üstünlüğünü, ona açık Pazar olarak böylesine çabuk ezilmek pahasına kabullenen Osmanlının çöküşünü ve onu izleyen geri kalma sürecini, toplumun “devlete tabi millet” niteliği belirlemiştir.

Batıda ekonomik değişim ve gelişmeler sonucu ortaya çıkan sermaye sahibi bir sınıf, sosyal ve siyasal yaşama giderek egemen olup, kendi çıkar ve ihtiyaçlarını temsil edecek kurumları devlet yapısına kabul ettirirken, Osmanlıda toplumsal ve ekonomik hayatın tek egemen unsuru olan saray ve kapıkulu, toplumda kendilerinden bağımsız oluşacak her birikimi ve akımı kıskançlıkla denetlemiş, sert bir şekilde dağıtan bir davranış içine girmiştir.

Ticaret sektörünü akıl almaz bir kırtasiye ve vergileme sistemi ile denetleyen, sanayi kollarının rekabetini ve üretimini merkeze bağlı bir ahilik sistemi ile sınırlayan ve tarımsal alana miri toprak düzeni ile egemen olan Osmanlı Devleti, yalnız batıdaki sanayileşmenin ilk koşulu olan sermayemin belirli ellerde (burjuva sınıfı) toplanmasını önlemek ile kalmamış, o sanayileşmeyi yaşatacak ve hızlandıracak olan bir batı parlementerizmin ana unsurunu oluşturan bir burjuva sınıfının da doğmasını önlemiştir.

Özetle; rasyonel düşünceden uzak, yeniliğe kapalı bir düşünce ve yaklaşımla teknoloji geliştirememiş, ancak kötü bir taklitçilik yapılmıştır. Nihayetinde Osmanlı’da yeniliğin ve dolayısı ile sanayileşmenin motoru, İslamiyet’i sonradan kabul etmiş genelde Batı kültürü ile yetişmiş kişiler olmuştur. 

Osmanlının sanayileşmemesini, yeniliğe kapalı, rekabet edebilecek irrasyonel düşünsel yapısı ile güçlü merkez olgusu amacına yönelik var olan asker-bürokrat sınıfı yanında sanayi için gerekli burjuva sınıfının olmamasında aramak gerekmektedir.

Not: (Atatürk tarafından 17 Şubat–4 Mart 1923 tarihleri arasında toplatılan İzmir İktisat Kongresi’nde Ülkenin tüm ekonomik sorunları tespit edilerek çalışmalara başlanmıştır. Konu ile ilgili Afet İnan tarafından yazılan İzmir İktisat Kongresi, Türk Tarih Kurumu 1989 yılı Basımı kitabını önerebilirim.)

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, "Devlete tabi millet" Bu günde biraz daha ileri gidilerek lidere tabi millet olmamız istenmiyor mu? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 02.05.2017 15:48
Cevap :
Evet sanırım o yöne evrilme var sayın İzmirli, teşekkürler, saygı ve selamlar.  03.05.2017 15:31
 

Ronesans gecirmemis hemen tum islam toplumlarinda durum ayni.Dinin mistik etkisi cok buyuk olmus gerek yasam alanlarin da gerekse yasamin formunda. Bu gun bile dusunce sistematiginde cok buyuk degisiklikler yok. Tabiki eskiye kiyasla adimlar var.Bir baska dusuncem ki bir cok platformda sunu yapilmistir; Osmanlinin ekonomik temel yapisinin savas ekonomisine bagli olarak kurulmasidir. Zamanla isaretindeki gibi ilerliyen teknigin gerisinde kalan osmanli cokmustur.Yasadigim ulkenin her zaman hatirlattigim, akademisyenlerinin bir sozu vardir"Bu ulkenin gelisim gelismesinde sekulerizmin buyuk katkilari vardir" Dip not: Bu ulkede tum ilk ve orta ogrenimde (devlet okullari) dini motiflerin islenmesi yasaktir. Gozlemim bireyin uzerinde dini motif baskisi olmadan cok daha rasyonel ve mistisizm den uzak yetismekte. Bu da gelisime referans olmakta. Bir gun biz de mutlaka gorecegiz ama korkum modern bati arayi bir kac asir acmis olacak o zaman nelerden bahis edecegiz?

Newyorker 
 01.05.2017 21:23
Cevap :
Bilindiği üzere Rönesans yeniden doğuş demektir ve bunu yaşamayan islam veya diğer dinden teokratik Ülkelerde atılım olamamış doğal olarak, mistik dinsel metafizik düşünce ekseninde katılık ve dogmatiklik vardır ve bu tür epistomolojik yapı statükoyu besler, zamana karşı kimse ve hiç bir toplum direnemez, asl olan içselleştirip taklitçilik yapmamak, zamana ve teknolojiye uyamayanlarda tarihin derinliklerine gömüldü. Eğitim işin en önemli ayağı tabii, kişilik ve insan tasarlanıyor çünkü. Zaten Erdal İnönünün bir sözü vardı batı ile makası sıfırlayailiriz ama asl olan kapanan makasın açılmadan sürdürübilirliğidir, çok önemli ve değerli yorumuna içten teşekkür ederim, selamlar  02.05.2017 22:46
 

Nizamettin Bey kardeşim, bu çok anlamlı yazınıza yürekten katılırken, Cemal beyin yerinde yorumuna, ben de daha önce bir yerde okuduğum bir yerde, rasathaneyi din ulemasının (Rasathane personeli gökyüzündeki meleklerin bilmem nerelerini izler...) diye donanma tarafından bombalanarak yıkıldığı rivayert edilir. Nereden nereye bundan sonra bilmem ki!? Sevgiler.

Şahin ÖZŞAHİN 
 01.05.2017 20:55
Cevap :
Merhaba Şahin hocam, teşekkür ederim, Cemal beyin yorumu çok anlamlı ve yerinde bende katılıyorum, rasathanenin yıkılması rivayet değil somut bir gerçek, maalesef köhnemiş, bağnaz, tutucu dogma tipi düşüncelerle bilim dolayısı ile de yenilik yapılamıyor, Cumhuriyetle başlatılan değişim olumlu olsaydı bari, selam ve sevgiler.  02.05.2017 7:59
 

Dünyanın bir çok ülkesine hükmeden Osmanlı maalesef yeniliğe açık olmaması ve rasyonel düşünceye sahip olmaması dolayısı ile Sanayileşemedi. Selam ve sevgiler. NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 01.05.2017 20:10
Cevap :
Maalesef zamana ayak uyduramayan hiç bir sistem ve yapı ayakta duramaz ve yok olmaya mahkumdur, bunda ise önemli etken düşünce ekseninde yenilikçi olmaktan geçer. Teşekkür ederim Nahide hocam, selam ve sevgiler.  02.05.2017 7:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 828
Toplam yorum
: 3612
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2517
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster