Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '13

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
7452
 

Osmanlı’nın sonu Hürrem oldu, Muhteşem Yüzyıl’ın sonu Meryem Uzerli olur mu?..

Osmanlı’nın sonu Hürrem oldu, Muhteşem Yüzyıl’ın sonu Meryem Uzerli olur mu?..
 

Meryem Uzerli’nin bir anda ülkeyi terk etmesi haberi gündeme bomba gibi oturdu.

Meryem kapris yapıyor…

Meryem parasını artırmak istiyor…

Bir kanal zarara sokulur mu?..

En az onun kadar star olacak karakterler var?.. 

Seyirciye yapılacak iş mi?..

Ve daha pek çok yorum.

Hatta hazırca aramadan Wilma Elles işareti yapanlar bile var. Nasıl bir alakaysa.

Tüm bunlar söylenirken kimsede çıkıp demiyor ki bu kızın tükenmişlik sendromunu biz de yaşıyoruz diye. Bir Saba Tümer iddiası atıldı ortaya o kadar.

Oysaki ekrana baktığımızda o eski enerjiyi göremiyoruz oyuncuların yüzünde. Ruhları çekilmiş gibi. Sadece oyuncularında değil üstelik.

Buna gözümüzü kapatıyor ne yapıyoruz kolay olanı seçiyoruz “kendi ülkesinde adı bile olmayan kız şöhret kaprisi yapıyor” diyoruz. Çünkü sadece bu öğretildi bunu biliyorsunuz.

Meryem’i buraya getiren süreci alt alta toplayalım ve en son cümlelerine bakalım.

“Ben bu güzel ülkedeki oyuncuların hakları için mücadele veriyorum ve bu yüzden yanlış anlaşılmayı da, kendimi sevimsiz kılmayı da göze alıyorum; ama gerçeği söylemek, bazen tabii ki dirençle karşılaşır. Ama direnç olmazsa, değişim olmaz! “

Kız açık ve net bu eylemi gerçekleştireceğini söylemiş mi söylemiş. Ve tüm bu süreçte yukarda saydığım eleştirileri de göze almış. Kendimi sevimsiz kılmayı göze alıyorum demiş.

Ve eklemiş;

“En az kazanan oyuncudan daha kötü durumda veya daha iyi durumda olan insanlar her zaman bulunacaktır.”

Bu cümleyi söylerken de oyuncuların sıkıntılı durumuna dikkat çekerken yerinin doldurulmaz olmadığının da farkında.

Sonra devam etmiş;
 

“Benim şu andaki misyonum oyuncularla ilgilidir- zira ne öteki meslek gruplarındaki daha kötü durumda olanlara ilişkin, ne de bazı insanların iyi durumda olamamasına yataklık eden sisteme ilişkin Bir sorumluluğu, Ben maalesef yüklenmem.
Ama kendi çalıştığım alanı daha insani ve daha hakkani olarak biçimlendirmeye ve orada bulunan insanların hakları için mücadele etmeye çaba göstermek istiyorum. İşte bunun için BEN sorumluluk yüklenebilirim. Her insana ve onun her geçmişine saygı gösteririm. İyiye inanırım. Ve kendi çevremde, adalet için yapılması gerekenlere arka çıkacağım ve bu konudaki hislerimi de açıklayacağım. Zira Ben Bir oyuncuyum. Zira Ben Bir insanım. Bir başkasından daha önemli değilim – daha önemsiz de değilim…”

Sözlerini doğru okuduğunuzda Meryem kendine bir misyon yüklenerek tüm her şeyi göze almış. Yapmak istediği şeyi açık ve net ortaya koymuş. Daha iyi koşullarda çalışmak için diyor isyanını ortaya koyuyor.

İşte kültürel fark budur. Meryem’in bu davranışını yapabilecek tek bir Star gösterebilir misiniz Türkiye’de hayır.

Üstelik onun bu davranışını insanca çalışma koşulları adına yaptığını anlamaktan bile uzağız.

Dizi sürelerinden şikâyet ediyoruz. Mangalda kül bırakmıyoruz. O halde ne duruyoruz? Kız yolunu açmış kanala zarar vermekten, yapımcıya zarar vermekten, eleştirilmekten korkmamış.

Tükeniyoruz, tüketiliyoruz demiş. Şimdi onun bu tavrına herkesin sahip çıkması gerekirken bildik Türkiye gerçeği ile aradaki kültüre ulaşmamışlara kalan ekran şövalyeleriyle kızı eleştiriyoruz.

Yapmayın ama paranın kölesi olmak hoşunuza gidiyor. İnsanca yaşamayı savunurken yaptığınız iki yüzlükle adım atmaktan uzakken kızın biri çıkıyor hepinize ders veriyor.

Diyor ki biz Starlarla olacak olan bir iş bu biz elimizi taşın altına sokmazsak kanallarda yapımcılarda bizleri sömürmeye devam edecekler. Kalite düştükçe düşecek diyor.

Kaldı ki daha sıcak bir mahkeme var önümüzde emsal olan. Güneş Emir’in mahkemesi. Yapımcının oyuncuya açtığı bir dava. Şartları iyi olmadığı için ayrılan oyuncuya yapımcı ayrıldığı için dava açmıştı. Oyuncular Sendikası’nın da müdahil olduğu bu dava geçtiğimiz günlerde sonuçlanmış Focus Film haksız bulunmuştu.

Hadi bunu da anlamlandıramadınız. O zaman dizi tarihine bakalım.

30 raytinglerin alındığı döneme. Asmalıların, Zerdaların, Kınalı karların kasıp kavurduğu döneme. İki ayrı kuşakta diziler yayınlanırken birden sektör uyanıyor. Dizilerin sonlarına doğru reytinglerin yükseldiğinin farkına varıyor. Ve beşer dakika beşer dakika derken 60 dakika’dan 120 dakikaya çıkıyor diziler.

Bu süreye mahkum edilen oyuncular, senaristler, yönetmenler, set emekçileri ve izleyiciler.

Tükene tükene buraya kadar geldiler.

Şimdi sektör ERROR verdi.

Ama ısrarla şikayetin önünde ve arkasında olanlar bu eyleme sahip çıkmak yerine tü kaka diyor.

Bilmiyorlar mıydı öyle çalışacaklarını gibi içi boş kelamlarla bu duruşun temelinden uzaklaştırıyorlar.

Farkında mıyız acaba “Bu Sette Çocuk Var” diyor Oyuncular Sendikası aynı koşullardan etkilenen çocuklara dikkat çekiyor.

Dünyada işler böyle yürümüyor. Farkındalar farkındalık yaratmaya çalışıyorlar.

Bazı şeyleri göze almazsanız, çözüm üretenlere, üretmeye çalışanlara kulak vermekten kaçarsanız emin olun yakında iş yapacağınız bir sektörde kalmaz.

Meryem Uzerli’yi bu yüzden takdir ediyorum. Ve onun bu adımına diğer oyuncularında katılmasını isterdim. Meslek odalarının sahip çıkmasını. Oyuncular Sendikası’nın ve diğerlerinin.

Hallerinden memnunlar ya da değiller sektörün gerileyiş döneminde olduğu bir zamanda ancak herkes elini taşın altına koyarsa değişim yaşanır.

Ama yok biz köle olmayı seviyoruz diyorsanız o zaman kalitesiz işlerden uzaklaşan seyircide siz kaliteye dönene kadar dönmeyecektir. Elinizde kalan seyircide reklam verenlerin işini gören para harcayan seyirci değil zaten.

Olayın birde Muhteşem Yüzyıl tarafından bakalım.

Muhteşem Yüzyıl’a Meryem dönmezse ne mi olur sadece Türkiye’de değil gösterildiği ülkelerde de prestij kaybeder. Hürrem yüzüne alışkın seyirci yeni geleni kabul eder mi? Peki Timur Savcı bunu göze alır mı? Alır mıydı? Her şey alt altta toplandığında bu işin bugüne geleceğinin ayak sesleri duyulurken tecrübeli bir yapımcı tüm riskleri bertaraf etmez miydi? Bu yüzden parasını artırmak için yaptığı şeklinde yapılan yorumlar hedef şaşırtmaktan başka da bir şey değil.

Ücretine istediği zam yapılır sorunda çözülürdü. Onun şartları iğleştirilirdi.

Demek ki geriye kalan tek şey olan insani koşullar ki setlerde ki insani olmayan koşulları hepimiz biliyoruz.

Dizi sürelerinin uzunluğunun sebep olduğu şartlar ki bu sadece oyuncuları değil sektörün her kesimini tüketiyor.

Şimdi bu insani şartların sağlanması için bir yol açıldı gözünüzü açmayı elinizi taşın altına koymayı mı tercih edenlerden olacaksınız yoksa yine hep konuşup icraata gelince kaçanlardan mı?

Bu yüzden Meryem Uzerli’yi alkışlıyorum. Keşke onun baktığı yerden onun sergilediği duruştan bizim starlarımızda da olsa.  Diliyorum ki bu duruşunun sonuna kadar arkasında dursun. O dururken herkes sahiplensin kalıcı çözümlerle sorunlar çözülsün.

oyatekin@gmail.com                                         

https://twitter.com/#!/oyatekin (@oyatekin)

http://yurthaber.mynet.com/yazarlar/tum/1/o.tekin35

OYA TEKİN / MEDYABEY.COM

Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.

 

Fatma Türkdogan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim toplumda, özellikle de sanatta işin kendini patron sananları vardır, bir de onları patron sananlar vardır. Ve bu sistemin aksine biri çıkıp "Ben sizi "patron" kabul etmiyorum, siz de ben de bireyiz, hepimiz eşitiz, beni manevi-maddi sömüremezsiniz," demeye kalkarsa hemen hiç kimse onun yanında yer almaz. Tatlı su solcusudur çoğunluk. Dik durana ya sinir olur patrondan çok patroncu kesilirler, ya da bukalemun gibi renk vermezler, suspus olurlar, sesleri çıkmaz. Laftadır adalet anlayışları. "Meryem Uzerli ülkesinde ünsüzün tekiymiş, burada bir şey olmuş." Bu zihniyet vardır, bizim sanat anlayışımızda. Ünlenmek çok önemlidir ve birine destek olmuş görünüp onun üzerinden nemalanmak istenir. Erdem de onların olsun istenir, reklâm da. Bu olayda, karşımızda hakiki, kanlıcanlı, yaşayan bir insan görüyor ve bu alışverişleri üzerinden silkip atan, özgürlüğüne sahip çıkan Meryem Uzerli'yi iki yıldır ilk kez bu kadar benimsiyorum.

Beyza ERSOY 
 31.05.2013 18:22
Cevap :
Durumu çok güzel özetlediniz. Kişiyi hedef almakla boğuşanlar yarın aynı sorunun mağduru olacaklar. Katkınız için teşekkürler.   02.06.2013 11:43
 

Kız açıkça maddi ve manevi olarak sömürüldüğünü söylüyor ve diğer bu alanda çalışanların da aynı sömürülme düzeninin parçası olduklarını gösteriyor. Kimse ses çıkaramıyor. Ve bu insan TEK BAŞINA isyan ediyor. Herkesin saygı göstermekten ve onu dinlimekten başka çaresi yok. Çünkü her yerde olduğu gibi, belli ki, bu alanda da büyük bir sömürü çarkı çalışıyor. Hepsinin canı Cehenneme!

Erdal Ceyhan 
 26.05.2013 17:10
Cevap :
İnsani bir durumu anlamanın yakından bile geçmiyoruz. Her sektörün sömürüsü içinde tükenip gidiyoruz. Bu çarkın içinde sömürülmeyi red eden bir insana da demediğimizi bırakmıyoruz. Kız isyan etmiş red ediyorum buraya kadar artık demiş. Haklısınız hepsinin canı cehenneme. Katkınız için teşekkürler...  27.05.2013 12:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 539
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3089
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster