Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
8182
 

Osmanlı Tarihinde Kanal Projeleri

Osmanlı Tarihinde Kanal Projeleri
 

Emre ATAN

1.Giriş

Osmanlı Devleti, dünya siyasetine yön veren sefer ve fetih hareketlerinin yanı sıra dönemin şartları ve ihtiyaçları doğrultusunda birtakım kanal projelerini de hayata geçirmeyi düşünmüştür.    

Siyasî, askerî ve iktisadî açıdan büyük önem taşıyan bu projeler planlandığı gibi hayata geçirilebilseydi şüphesiz Türk ve dünya tarihinin akışı farklı şekilde olacaktı. Bu yazıda, günümüz Rusya sınırlarında yer alan Don-Volga Kanalı, Mısır’da yer alan Süveyş kanalı ve İzmit bölgesinde düşünülen Marmara-Karadeniz kanalı projelerinin Osmanlı tarihindeki teşebbüsleri konusu işlenmiştir.

2. Marmara-Karadeniz Kanalı

            Karadeniz ile Marmara Denizinin bir kanal ile birleştirilmesi fikri tarihte ilk kez Roma İmparatorluğu döneminde düşünülmüştür[1]. Osmanlı tarihinde ise ilk olarak Kanunî Sultan Süleyman zamanında gündeme gelmiştir. Bizzat Mimar Sinan tarafından Sapanca gölünden İzmit körfezine kadar olan bölgede çalışma yapılmış fakat savaşlar sebebiyle bu konuya yeterince ilgi gösterilememiştir[2].

Osmanlı Devletinin bu kanalı açmak istemesindeki sebep gemiler vasıtasıyla donanmanın kereste ihtiyacını hızlı bir şekilde karşılayabilmektir[3]. Böyle bir ihtiyacın yeniden gündeme gelmesinden dolayı 1591 yılında en ciddi teşebbüs gerçekleştirilmiştir. İzmit ve Sapanca kadılarına hükümler yazılarak: Kiraz suyunun Sapanca gölüne ve Sapanca gölünün de İzmit körfezine akıtılması, Sakarya nehrinden Sapanca gölüne, oradan da İzmit körfezine kadar olan mesafenin ölçülmesi için uzman bir heyet gönderilmiştir[4].

Kanal hazırlıkları için Kocaeli Beyi ve kadısı başta olmak üzere pek çok devlet görevlisine talimatlar verilmiştir. Verilen talimatlarda devletin, kanal işine önem verdiği görülmektedir. Kanalda çalışacak işçilerin tedariki ve bunların alaybeyleri komutasında gelerek çalışmaları için birçok beylerbeyine emir gönderilmiştir. Ayrıca Eyüb kadısına kendi kazasındaki lağımcıları sevk etmesi emredilmiştir. Her sancaktan dirlik sahiplerinin belirli oranda işçi temin etmesi, eğer edemiyorsa her işçi için günde 25 akçe para alınması da verilen emirler arasındadır[5].

Sadrazam Koca Sinan Paşa, 1591 yılının Nisan ayında kanalın yapılacağı bölgeye gitmiş, incelemiş ve Padişah 3.Murad’a da bilgi vermiştir[6].

Bu kanal teşebbüsünün sonuçsuz kalmasının sebebi hakkında net bir bilgi yoktur. Ağırlıklı görüş ise Koca Sinan Paşa aleyhtarlığından kaynaklandığı yönündedir. Sinan Paşa’ya muhalif olanlar, kanal girişimi başarılı olursa Paşa’nın itibarının artacağı düşüncesiyle Sultan 3.Murad’ı bu işten vazgeçirmişler ve bunun yerine donanmanın güçlendirilmesi fikrini kabul ettirmişlerdir[7]. 3.Murad;

Din ve devlete lazım olur iş değildir; terk edilmesi icap eder. Halkın minnet ve meşakkat çekmesi zulüm görmesi doğru değildir. En mühim iş donanma vücuda getirmektir. Bu zamana kadar odun nice ola geldi ise yine öyle tedarik olunur.”[8] diyerek çalışmayı sonlandırmıştır. Kanal için 1654,1759 ve 1813 yıllarında girişimler olmuşsa da bir sonuç elde edilememiştir[9].

3.Don-Volga Kanal Projesi

            Altın-Ordu Devleti parçalandıktan sonra Kazan, Kırım ve Astrahan gibi yeni hanlıklar ortaya çıkmıştır. Moskova bölgesinde ise Knezlik olarak kurulan Ruslar, zamanla güç kazanarak 1552’de Kazan’ı, 1556’da Astrahan’ı ele geçirmişlerdir. Osmanlı Devleti, Rusların bu ilerleyişine ilk zamanlar önem vermese de ilerleyen yıllarda bu siyasetini değiştirmiştir.

            1563 yılında Kanunî Sultan Süleyman ve Sokollu Mehmed Paşa, Astrahan’a sefer düzenlemeyi ve Don-Volga kanalını açmayı planlamışlardır. Don ve Volga nehirlerinin kıyılarında ve Astrahan yakınlarında birer kale inşa edip kanalı açarak bütün bölgeyi kontrol altına almak ve Rus hücumlarını engellemek hedeflenmiştir[10].

            Bu proje ise tarihte ilk olarak 18 asır önce bir general ve Büyük İskender’in ardılı olan Selevkos Nikator tarafından düşünülmüştür[11]. Osmanlı Devleti açısından ise bu kanalın önemli getirileri olacağı muhakkaktır. Bu kanal yapıldığı takdirde elverişli bir ulaşım yolu kazanılacaktı. Bu yol ile İran’a karşı savaşan Osmanlı kuvvetlerine mühimmat ve gıda desteği kolayca sağlanabilecekti. Aynı zamanda Astrahan gibi önemli bir ticaret merkezi ile ticaret bağlantıları kurulabilecekti[12].

            Bu seferin dinsel ve stratejik sebepleri de vardı. Osmanlı Padişahı, tüm Müslümanların olduğu gibi Kuzeydeki ve Orta Asya’daki Müslümanların da halifesiydi. Padişaha gelen şikâyetlerde Astrahan’ı alan Rusların Hacca gitmek isteyenlere yol vermediği belirtiliyor ve yardım isteniyordu.

Ayrıca Astrahan, İranlı tüccarların mallarını dünya pazarına çıkardığı yer idi. Astrahan ele geçirilirse bu yol kapatılarak İran’ı zor duruma düşürme imkânı bulunabilecekti[13]. Son olarak Rusların Osmanlı sınırları içerisinde kabul edilen Terek’e kale inşa etmesi de seferi kaçınılmaz hale getirmiştir.

Sefer planı, önce Don-Volga nehirleri arasında kanal inşa etmek, bu kanal aracılığı ile donanmayı Volga nehrine geçirmek ve bu yolla Astrahan şehrine ulaşıp fethi gerçekleştirmek ve netice itibariyle Hazar Denizine çıkmaktır[14].

Seferi yönetmek üzere bölgeyi iyi bilen Çerkes Kasım Paşa atanmış, Kırım Hanı Devlet Giray Han da onun emrine verilmiştir. Fakat hem bu sefer hem de kanal projesi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Astrahan’ın alınamamasındaki en önemli sebep Devlet Giray’ın isteksizliğidir.

Asakir-i Osmâniyan berden ve bahrden (karadan ve denizden) Deşt-i Kıpçak ve Şirvan ( Ukrayna ve Kuzey Azerbaycan) taraflarına varıp gelmiye başlayacak ( başlayınca) Tatar’a rağbet olmaz, belki Kırım dâhi elimizde kalmaz.”[15]

Özetle Devlet Giray Han, Astrahan ve çevresinin Hanlık toprağı olmak yerine bir Osmanlı vilayeti olmasını kendi çıkarlarına uygun görmemiştir[16]. Ayrıca coğrafî şartlar, Astrahan kalesinin Ruslarca güçlendirilmesi ve ordunun başında padişah ya da üst düzey devlet adamının olmaması diğer etkenlerdir.

            Kanalın kazılıp kazılmadığı ise tartışmalı bir konudur. Halil İnalcık, İ.Hakkı Uzunçarşılı gibi tarihçiler kanalın üçte birinin kazıldığını belirtseler de Akdes Nimet Kurat bu bilgiyi yalanlamaktadır.

Aslında bu saha öyle kolay kazılacak gibi değildi… Eğer “kanal” açılması düşünülecekse, bu ancak Ten ve İdil nehirleri arasında yapılması şarttı. (Tıpkı Rusların 1950’lerde yaptıkları gibi) Hâlbuki 1569’larda, bu iki büyük nehrin arasındaki dağlık sahayı ve 50-60 Kilometre tutan mesafeyi ”kazımak” teknik bakımdan imkânsızdı. O zamanki şartlara ve imkânlara göre yapılacak iş; burada bir kanal açmak değil, iki nehrin birbirine çok yaklaştığı yeri, oradaki daha küçük ırmaklardan faydalanmak suretiyle, yolları, tepeleri tesviye etmek, tahtalar, kalaslar üzerinden küçük tonilatondaki gemileri, atlar ve insanlar vasıtasıyla çektirerek “sürüklemek” denemesi olabilirdi. Bunun dışında bir şey yapılamayacağı muhakkaktı.”[17]

15 Ağustos 1569 günü Osmanlı ordusu, Don-Volga nehirlerinin birbirine en yakın olduğu mevkie ulaşmış ve iki nehir arasındaki mesafenin uzak olması ve zeminin de tepelerle kaplı olması kanal projesini suya düşürmüştür[18].

4. Süveyş Kanalı Projesi

            Don-Volga kanalının gündemde olduğu yıllarda Mısır’da da benzer bir kanala ihtiyaç duyulmuştur. Bu kanal ile Hindistan civarından Hicaz’a Hac görevi için gelen Müslümanları Portekizlilerin saldırılarından korumak, Yemen, Hicaz ve Habeş eyaletlerinin güvenliğini sağlamak ve en önemlisi donanmanın doğrudan Kızıldeniz ve Hint okyanusuna geçebilmesini sağlamak amaçlanmıştır.

            1568 yılının Aralık ayında Mısır Beylerbeyine ferman gönderilmiştir. Fermanda kanal işi için mimar ve mühendisler gönderip acele Akdeniz ile Süveyş’in aralarını ölçüp kanal açıp açmanın mümkün olup olmadığını öğrenmesi emredilmiştir[19]. Diğerlerinde olduğu gibi bu kanal projesi de Osmanlı Devletince hayata geçirilememiştir. Uzunçarşılı’ya göre aynı tarihlerde Don-Volga nehirlerinin birleştirilmesi için faaliyete geçmiş olan Sokollu Mehmed Paşa’nın, Don-Volga kanalını birinci plana almasından dolayı Süveyş Kanalı işi ertelenmiş, daha sonra da benzer bir başarısızlık yaşamamak için terk edilmiştir[20].

 

5. Yararlanılan Kaynaklar

1- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Sakarya Nehrinin İzmit Körfezine Akıtılmasiyle Marmara ve Karadenizin Birleştirilmesi Hakkında Vesikalar ve Tetkik Raporları”, Belleten, C.4, S.14-15, Ankara 1940.

2- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, OsmanlıTarihi, 3.Cilt, 1.Kısım, TTK, Ankara 2011.

3- İlyas Kamalov, Rus Elçi Raporlarında Astrahan Seferi, TTK, Ankara 2011.

4- Lord Kinross, Osmanlı İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü, Altın Kitaplar, İstanbul 2008.

5- Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve İdil Boyu (1569 Astarhan Seferi, Ten-İdil Kanalıve16-18. Yüzyıl Osmanlı-Rus Münasebetleri), TTK, Ankara 2011.

6- Halil İnalcık, “Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü(1569)”, 46 Sayılı Belleten’den Ayrı Basım, TTK, Ankara 1948,

7- Yılmaz Öztuna, Büyük Osmanlı Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1994.

8- Emine Erdoğan Özünlü, “Mühimme Defterlerine Göre 16. Yüzyılın İkinci Yarısında Osmanlı-Kırım Hanlığıİlişkileri”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat AraştırmalarıDergisi, 2010.

 



[1] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Sakarya Nehrinin İzmit Körfezine Akıtılmasiyle Marmara ve Karadenizin Birleştirilmesi Hakkında Vesikalar ve Tetkik Raporları”, Belleten, C.4, S.14-15, Ankara 1940, s. 150.

[2] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, 3.Cilt, 1.Kısım, TTK, Ankara 2011, s.38.

[3] Uzunçarşılı, a.g.e. , s. 38.

[4] Uzunçarşılı, a.g.e. , s.38.

[5] Uzunçarşılı, a.g.m. , s. 152.

[6] Uzunçarşılı, a.g.e. , s. 38.

[7] Uzunçarşılı, a.g.m. , s. 157.

[8] Uzunçarşılı, a.g.e. , s. 39.

[9] Uzunçarşılı, a.g.m. , s. 157-174.

[10] İlyas Kamalov, Rus Elçi Raporlarında Astrahan Seferi, TTK, Ankara 2011, s.2.

[11] Lord Kinross, Osmanlı İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü, Altın Kitaplar, İstanbul 2008, s. 259.

[12] Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve İdil Boyu (1569 Astarhan Seferi, Ten-İdil Kanalı ve16-18. Yüzyıl Osmanlı-Rus Münasebetleri), TTK, Ankara 2011, s. 103.

[13] Kamalov, a.g.e. s. 5.

[14] Halil İnalcık, “ Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü(1569)”, 46 Sayılı Belleten’den Ayrı Basım, TTK, Ankara 1948, s. 374.

[15] Yılmaz Öztuna, Büyük Osmanlı Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1994, s. 134.

[16] Emine Erdoğan Özünlü, “Mühimme Defterlerine Göre 16. Yüzyılın İkinci Yarısında Osmanlı-Kırım Hanlığı İlişkileri”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2010, s. 484.

[17] Kurat, a.g.e. , s. 110.

[18] Kamalov, a.g.e. s. 9.

[19] Uzunçarşılı, a.g.e. s. 33.

[20] Uzunçarşılı, a.g.e. s. 33.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 9892
Kayıt tarihi
: 01.04.17
 
 

Çanakkale ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster