Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '18

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
46
 

Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi'nde "Türklük" ve "İslamlık"...

TÜRKLÜK ve İSLAMLIK... Sentezleri:

"Türk unsurunu" öne çıkaran"TÜRK-İSLAM SENTEZİ" ve "İslam unsurunu" öne alan "İSLAM-TÜRK SENTEZİ"...

*

Osmanlı  Döneminde...

Kuruluş döneminde, özgün Türk kültürü ağırlıklı bir devlet düzeni ve yaşam tarzı niteliği gösteren Osmanlı devleti, İstanbul'un fethi ile İmparatorluk aşamasına ulaşmıştır...Suriye, Mısır ve Irak'ın alınmasıyla İslam İmparatorluğu'nun eski merkezlerinin idare altına girmesi, Osmanlı'ya bir İslam İmparatorluk miras ve görevi yüklemiştir. Osmanlı'ya aktarılan Halifelik, Osmanlı İmparatorluğu'nu, İslam dininin en güçlü yayıcısı ve en katı uygulayıcısı durumuna getirmiştir...

Bundan sonra, Osmanlı devleti bir din ideolojisine dayanarak geliştiği için Türk kültürü, İslam kültürü yanında, Arap kültürünün de istilasına uğramış ve Türklerin çoğunlukta bulunduğu yerler yerine, Arapların bulunduğu yerler kutsal bir değer kazanmıştı(1)... İslamiyet, eski Türk kültürünün yeniden canlanmasını mümkün kılmayacak ölçüde, baştan aşağı silmiştir(2)...

*

Fransız  Devrimi'nin getirdiği ulusallık kavramı bile hiçbir zaman öze, yani Türklüğe dönüşü hatırlatmamıştır... "Fransız devriminin, Müslüman Osmanlılar  üzerindeki etkisi, Türk ya da Arap ulusçuluğu yerine, İslamlık eğiliminin güçlenmesi şeklinde kendini göstermiştir"(3)...Osmanlı devlet ve toplum hayatında İslam unsuru o kadar etkin hale gelmiştir ki, Avrupa'nın Hıristiyan halkları arasında bir zamanlar, Türk sözcüğü, Müslüman sözcüğüyle eşanlamlı kullanılmış ve hangi ulustan olursa olsun, İslamlığı benimsemiş bir kişiye "Türk oldu" denmiştir(4)...

*

Tanzimat  ve  Birinci  Meşrutiyet dönemlerinde, İslam'ın manevi ve kültürel değerleri korunmak istenirken, Batının bilimsel ve  teknolojik alanlarına da yakınlık duyulmuştur. Bu durum, Türk kültür yaşamında "Batı unsuru" ile "İslam unsurunun" birbirinden ayrı; fakat yan yana etkinlik sürdürmesini sağlamıştır... "Türk-İslam" kültür sentezini zorlayan "Batı unsuru", kozmopolit bir Osmanlı kültür ve yaşam tarzının hazırlayıcısı olmuştur. Bu kültür içinde "İslam unsuru" etkinliğini birinci öncelikle sürdürmüştür.

Ancak bazı batılı devletlerin, siyasal amaçlarla  Hıristiyan halk lehine ıslahat isteyerek imparatorluk işlerine karışma girişimleri, "İslam birliği" ülküsü yolunda çalışanları endişelendirmiştir. Endişelerin birincisi, İslam ülkelerinde siyasal, askeri ve ekonomik yabancı üstünlüğünün yerleştirilmesi; ikincisi de, yabancı kültürel etkilerle İslamlığın temel inançlarını ve değerlerini dinamitlemek.

Bu durumda yapılacak iş; yabancı imtiyazları ve dokunulmazlıkları kaldırmak, gerçek İslam inancını eski haline getirmek ve bazılarının eklediğine göre de, bütün Müslümanları, meşru hükümdar olan Halife'nin idaresinde tek bir devlet halinde birleştirmekti(5).

*

İkinci   Meşrutiyet   Öncesi  Abdülhamit  döneminde, halk "Müslüman olanlar" ve "Müslüman olmayanlar" olmak üzere iki bölüm halindeydi. Din esasına göre bu ayrılık, iki farklı "siyasi düşünce", "yaşam tarz" ve "dünya görüşü" ifade etmekteydi. Bu, devletçe benimsenmiş olan "Osmanlılık" ülküsünün önemini kaybetmesine ve buna karşılık İslam ülküsünün kuvvetlenmesine neden olmuştur(6).

*

İkinci   Meşrutiyet  döneminde de, Türk unsurunu öne çıkarma çabasında bile İslam unsuru ihmal edilmemiştir. İkinci Meşrutiyet hazırlıkları sırasında, "Batıcılık ve Doğuculuk" iki karşıt görüş konumunu alırken, İslamcılar da, kendi aralarında bölünmüş, "Modern İslamcılar" ve geleneğe bağlı "katı İslamcılar" olarak ayrılmışlardır(7).

*

Osmanlı  Dönemi  İçin  Denebilir ki, İslamiyet, Türk kültür sentezinin yalnızca bir ögesi olmasına rağmen, Türk toplumunu siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda yönlendiren bir unsur olabilmiş; Türk-İslam birlikteliği ile bir yaşam tarzı oluşturabilmiştir. Ancak bu bireşimin; yani "Türk-İslam" birlikteliğinin, Türk toplumunu İslam dünyası içine çekme, en azından batı kültüründen soyutlama çabasının da bir ürünü olduğu da söylenebilmiştir.

"Türk-İslam" sıralaması yerine "İslam-Türk" sıralaması ile bu bireşimin temeline İslam kültürü oturtularak,  Türk unsurunun ikinci planda kalması amaçlanmıştır... 

Bu düşünceyi daha ileri zamanlara taşıyan, kimi "Katı İslamcılar, İslamlığın bir "din" olduğu için, Türklüğün, İslamlığı yutamayacağını; ama İslamlığın, eski dönemlerde olduğu gibi, "diliyle, kültürüyle, değişmez mistik kurallarıyla", Türklüğü er geç yutup yok edeceğini  öne sürmüşlerdir... İlave olarak da, "Türkçülüğün ulusal, İslamlığın ise uluslararası olması nedeniyle birbirleriyle, özellikle aşırı İslamlığın etkisinden bağımsız bir sentez oluşturamayacakları yargısına da varılabilmektedir.

*

Cumhuriyet   Döneminde...

Kurtuluş Savaşı süresi içinde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türk toplumuna yalnızca "ulusal bilinç" vermek isteyen Atatürk, "birlik ve beraberliğe" en çok  gereksinim duyulan bu dönemde, Türk ulusunu ırk, din ve kültür birlikteliği olan sosyal bir topluluk olarak(8) tanımlamış ve 1 Kasım 1922'de, Saltanatın yıkıldığına dair yaptığı konuşmada, "Türk ve İslam-Türkiye Devleti"(9) demiştir.

Cumhuriyet döneminde, modern devlet ve toplum aşamasında, "laiklik" ilkesiyle İslam unsurunun toplum yaşamı ve devlet düzeni üzerindeki etkinliğini azaltma yönünde girişilen çabaların, başlangıçtaki olumlu sonuçları, Atatürk sonrası dönemde bir süre daha devam etmiş, ancak 1950'den sonraki çok partili dönemde, İslam unsuru, hükümet olmanın tek aracı olacak kadar öne çıkmıştır.

*

SONUÇ...

Bugün İslam Unsuru, Türkiye'de, Türk ulusunun geniş bir bölümünün kolektif bilincinde esas unsur değilse bile, hala açık bir şekilde önemli bir etkendir...Türk hayatının ve kültürünün İslami kökleri hala canlıdır ve Türk ile Müslüman'ın nihai özdeşliği hala rakipsizdir...

cdenizkent

  • ------------------------:
  • (1) Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Cilt VII. 3.b. Ankara: 1957, s. 561
  • (2) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, 3.b, Çev. Metin Kıratlı, Ankara: 1988, s. 10
  • (3) Niyazi Berkes, Türkiye ve Çağdaşlaşma, Ankara: 1973, s. 151
  • (4) Bernard Lewis, İstanbul ve Osmanlı Uygarlığı, İstanbul: 1875, s. 168
  • (5) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s340
  • (6) Karal, A. g. y. ss. 482-483
  • (7) Gürbüz Tüfekçi, Atatürk'ün Düşünce Yapısı, 3.b, Ankara: 1986, s. 121
  • (8) M. Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler, Cit-I, s.236
  • (9) M. Kemal Atatürk, A. g. y. s.297
Zehra Nur Sarıoğlu, Kerim Korkut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 885
Toplam yorum
: 2352
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1312
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster