Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
5675
 

Osmanlılar'ın Anadolu'daki Kanal Projeleri ve gerçek çılgın proje!

Osmanlılar'ın Anadolu'daki Kanal Projeleri ve gerçek çılgın proje!
 

Marmara-Karadeniz Projesi doğudan geçiyordu! 7 kez girişime karşın gerçekleşmedi... r:Google


Ayten DİRİER 

Ulaşım, taşımacılık ve sulama, tarih boyunca insanoğlu için her zaman halledilmesi gereken önemli bir sorun olmuş, insanlar yer altında ve yer üstünde uygulanmak üzere çok çeşitli projeler geliştirmişlerdir. Mezopotamya ve Mısır’da yapılan sulama kanalları her dönemde kullanılmıştır. Göktürklerin Orta Asya’da yaptıkları sulama kanallarını Ruslar yeniden kazıp kullanıma açmıştır.  

Cihan İmparatoru olan Osmanlı Padişahları da, aynı sorunla karşılaşmış, yolları kısaltıp, zaman kaybını önlemeye, kurak yerlere su götürmeye çalışmışlardır. Bu nedenle Kanunî Sultan Süleyman Dönemi’nden itibaren birçok proje hazırladılar. Anadolu dışındaki yerler için hazırlanan projeler genelde stratejik, Anadolu için hazırlananlar ise ekonomik amaçlıydı.  

KARADENİZ-MARMARA KANAL PROJELERİ 

*Kanunî Dönemi 

Marmara Denizi ve Karadeniz’i birleştirme projesi ilk kez Kanunî devrinde tasarlanıp, görev Mimar Sinan’a verildi.  

Şimdikinin aksine kanal projeleri, İstanbul’un Avrupa yakası değil, Asya yakası’nda tasarlanmıştı. İlk kanal, Karadeniz’den doğan Sakarya Nehri’ni, Sapanca Gölü’ne bağlayacak, oradan da İzmit Körfezi vasıtasıyla Marmara Denizi’ne akıtılacaktı.  

Amaç; Karadeniz, Marmara Denizi’ne bağlanarak İstanbul’un inşaat ve yakıt ihtiyacı olan odun ve kereste nakli kolaylaşacaktı. Osmanlı Devleti’nde kullanılan keresteler iki yerden sağlanıyordu:  

-Donanmadaki gemi direklerinin keresteleri Eflak ve Boğdan’dan (Romanya ve Moldova), tekne ve güverte keresteleri de Eskişehir-Bolu ve İzmit’ten getirilirdi.  

-Şehrin yakıt ve inşaat ihtiyacı için lazım olan kereste ve odun ise İzmit’ten geliyordu.  

Bu kerestelerin naklindeki büyük masraflar ve çekilen zahmetler doğrudan fiyatlara yansıyor,  

kereste fiyatları oldukça yüksek oluyordu.  

Sokollu bu iş için önce Mimar Sinan ile Girez Nikola adında bir Rum kalfasını görevlendirdi. Sapanca gölünden İzmit Körfezi'ne kadar olan mesafeden yirmi bin zirâini tesviye ettilerse de İstanbul’a çağrılınca, işlerini tamamlayamadan döndüler.  

-Sonuç : İsyan ve savaşlar nedeniyle proje uygulanamadı.  

*III. Murat Dönemi 

III. Murat Dönemi’ nde yeniden keşifler yapılıp, 1591 yılında 30 bin işçinin çalışacağı kanal için hafriyat(kazı) takip vazifesi de Sokolluzade Hasan Paşa’ ya verildi. Kanal eminliğine Budin’in (Macaristan) eski hazinedarı Ahmet Efendi, kâtipliğe de Mustafa Efendi tayin edildi. Gerekli istimlâkler yapılıp, bazı çiftlikler yakın yerlere nakledildi.  

Vezir-i âzam Koca Sinan Paşa yerinde tetkik yapmak üzere Sapanca taraflarına kadar giderek, üç günde ölçüm yaptırdı. Dönüşte durumu Sultan Murat'a arzetti. Fakat Sinan Paşa aleyhtarlarının telkini galebe çalarak işin ehemmiyetini takdir edemeyen pâdişâh :  

"Din ve devlete lâzım olur iş değildir; terkedilmesi icap eder. Halkın minnet ve meşakkat çekmesi zulüm görmesi doğru değildir; en mühim iş donanma vücuda getirmektir. Bu zamana kadar odun nice ola geldi ise yine öyle tedarik olunur" diyerek kanal işinin terkini emretti.
-Sonuç; Proje, makam-mevki kavgası yapan o dönemki bazı devlet adamlarının birbirleri aleyhinde çevirdikleri entrikalar nedeniyle, yine gerçekleşmedi.  

*IV.Mehmet Dönemi 

1654 yılında IV. Mehmet Döneminde proje yine gündeme geldi. Padişahın gönderdiği Hindioğlu adlı mühendis, gerekli keşifleri yaparak, raporunu sundu.  

-Sonuç :Hindioğlu projenin olumlu yanlarının yanı sıra, kanalın çevreye vereceği büyük zararlardan da bahsedince, proje tekrar rafa kaldırıldı.  

*III.Mustafa Dönemi 

III.Mustafa, kanal projesini iki kez raftan indirdi.  

-İlk girişim 1759 yapıldı, maddî sıkıntılar nedeniyle, sadece Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi’nin birleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Başarılı olunursa Sapanca Gölü civarından İstanbul’a deniz yoluyla kolayca mal ve kereste getirilebilecekti.  

Proje ele alınınca üzerinde değişiklikler yapıldı.  

-İki yıl sonra ortaya iki plân çıktı:  

1- Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi birleştirilecek,  

2-Önlem niteliğinde olan bu plâna göre; eğer birinci plan başarısız olursa Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ile birleştirilecekti.  

Keşif için Sadrazam Kethudası Suphizade Abdullah Efendi’nin başkanlığında, Reisülküttap Abdullah Apti Efendi, Cebecibaşı Mustafa Ağa ve Müderris aynı zamanda mühendis Giritli Ahmet Efendi’den oluşan 4 kişilik bir heyet ve yardımcıları gönderildi bölgeye.  

-Sonuç: Bölgede kazı başladı, erken bastıran şiddetli kış nedeniyle çalışmalar bahara ertelendi. Rus tehdidi karşısında orduda ıslahatların yoğunlaşması ve masraflar nedeniyle iç borçlanmaya gidildiğinden proje yine rafa kaldırıldı.  

*II.Mahmut Dönemi 

Kocaeli ve Bursa sancaklarında mutasarrıflık yapan Vezir Hacı Ahmet Aziz Paşa, 1813 yılında Sultan II. Mahmut’tan, bölgenin tetkiki için mühendisler ve mimarlar isteyerek, kanal projesini tekrar gündeme getirdi. Sultan Mahmut; Çavuşbaşı Abdullah İffet Bey, Mühendishane Muallim muavini 3. Halife Ahmet Efendi, 4. Halife Mehmet Efendi ve mimar yardımcısı Seyit Mustafa’yı gönderdi. Sonradan eklenen 7 kişilik bilirkişi heyetiyle birlikte bölgeye gönderilen kurulun raporlarıyla Sultan Mahmut, kanal açma görevini, Hacı Ahmet Aziz Paşa’ya verdi.  

-Sonuç : Aziz Paşa’nın 20 gün sonra ölümüyle, kazı çalışmaları başlamadan durdu. Osmanlı- Rus savaşı, Mora ve Mısır isyanları nedeniyle proje tekrar rafa kaldırıldı.  

*Abdülmecid Dönemi  

İmparatorlukta “Tanzimat” adıyla batılılaşma hareketlerinin yoğunlaştığı bu dönemde. Karadeniz-Marmara kanal projeleri iki kez ele alındı.  

-1845’teki girişim, bir yıl önce Marmara çevresindeki eyaletleri gezen Padişah’ın önerisiyle başladı.  

-1857’deki girişim Islâhat Fermanı ardında başlatıldı.  

-Sonuç : İki girişim de, ortam uygun olduğu halde sanki görünmez bir el tarafından engellendi.  

Sultan Abdülmecid Döneminde Asya ve Avrupa’yı birleştirmek için tüp geçiş projesi de hazırlandı.  

*Abdülaziz Dönemi  

Sultan Abdülaziz, ilk iş olarak Donanmanın modernizasyonunu ele aldı. Bu nedenle, kanallarla ilgilenmesi kaçınılmazdı. 1863 yılında mühendis Riter ve Hayri Bey’i kanal çalışmaları için görevlendirdi. Eflâk-Boğdan’a yönelik Marmara-Karadeniz kanalı, oralarda başlayan isyanlar nedeniyle durduruldu. Bu, Osmanlının Karadeniz-Marmara Kanal Projesi’ni gerçekleştirmek için son girişimiydi.  

Balkanlar ve Girit’te başlayan İsyanlar ve sonrasındaki olaylar nedeniyle kanal projeleri rafta unutuldu.  

*  

II.Abdülhamit Dönemi’nde iki yakayı birleştirmek için 4 minareli Hamidiye Köprüleri, bugünkü GAP gibi sulama kanalları projeleri hazırlandı. Demiryolu bağlantılı olan bu köprüler sayesinde, Medine’den trene binen biri Viyana’ya kadar hiç inmeden gidebilecekti. Ancak tüm detayları projelendirilen bu projeler, 93 Harbi denilen 1878 Osmanlı-Rus savaşının çıkmasıyla ertelendi. Daha sonra da Abdülhamid’in tahttan indirilmesi nedeniyle hayata geçirilemedi.  

*  

Derler ki; “Kanal projesini bitiremeyen orayı kaybeder…” 

Osmanlı Sultanları yedi kez başlattıkları kanal girişimlerini tamamlayamadıklarından ya genç yaşta öldüler, ya da tahtı kaybettiler. Sonuçta da tüm Osmanlı mülkü ellerinden çıktı…
*  

GERÇEK ÇILGIN PROJE: EGE-KARADENİZ KANALI! 

Kamuoyu ve medya gündemini yönlendirmekte gerçekten usta olan Sayın Başbakanımızın, ilk kez Hıncal Uluç tarafından çılgın proje olarak çıtlatılan “Kanal İstanbul Projesi” geçmiştekilerle kıyaslandığında çılgın sayılmaz… Fakat yedi kez uygulamaya konan Marmara ile Karadeniz’i birleştirme projesinin gerçekleşmeyişinin ardındaki gizli ele rağmen, gerçekleştirmeye kalkışmak çılgınca sayılabilir. Denizler arasındaki boğazlarda bulunan görünmez perde XX.asır sonlarında bulundu. Oysa o gizli perde, onbeş asır öncesinde Kur’an-ı Kerim’de Furkan ve Rahman sûrelerinde geçer.  

İlk ekolojik tehlikenin Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla başladığı; birbirinden farklı yoğunluk ve yaşam formlarına sahip Akdeniz ve Kızıldeniz’in kaynaşmasıyla iklim değişiminin ilk o zaman başladığı ileri sürülüyor. Boğazlarımızda da, alt ve üst akıntıların varlığı dengeyi sağlıyor. Açılacak kanalda o dengenin olmayacağı kesin…  

Kanal, yörenin ekolojik dengesini değiştirmesi bir yana, İstanbul’u tehdit eden petrol gemileri tehlikesini azaltmaz, aksine arttırır. İstanbul’un batısında geçecek daha fazla gemiye davet çıkarmak yerine, boru hatları ve alternatif yollarla tehdit önlenebilir.  

Yok illa kanal açılması düşünülüyorsa; Ege ile Karadeniz’i birleştirecek bir kanal, uzun süreli ve masraflı olsa da çılgın proje deyimine daha uygun düşer. Uygun yerlerden geçirilecek “Ege-Karadeniz Kanalı” İstanbul’u ve Marmara Denizi’ni tamamen kurtaracağı gibi, Trakya’yı seller ve yarattıkları zararlardan kurtaracak, geçtiği yerlerde de hayatı canlandıracaktır. Çılgın bir girişim olabilir, ama düşüncesi bile insanı kanatlandırıyor…  

***  

*Kaynakça  

-Emin Oktay: Tarih III, İstanbul-1975  

-Yedi kıta dergisi, Şubat-2010  

-Wikipedia  

-Mahmut Sami Şimşek  

http://www.sosyalokulu.com/y-286-Osmanli-sultanlarinin-kanal-projeleri.html  

-Basın ve TV  

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilgi hazinenizi bizlerle paylaşmanız insanlığa büyük katkı. Ben bu okuma merakı yüzünden işimden, ekmeğimden kalıyorum o ayrı. Çok güzel derlemeler, toparlamalardı. Elinize, emeğinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 10.03.2012 13:32
Cevap :
Sevgili Aynur, ilgine teşekkür eder, başarılar dilerim. Ben ara vererek biraz dinleneyim dedim, nerde? Yazmak, paylaşmak kanımıza işlemiş.Sevgiyle kal.  12.03.2012 22:50
 

Rahmetli eski Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'da Boğa Köprüsü'nü yapacağı zaman renkli Anadolu Medyasında " satarım, satmam" sözleri manşetlere sığmıyordu. Şimdi ne oldu ?Şu günlerde bir üçüncü köprüye de ihtiyaç vardır. Bu kanal konusu da bir "çılgın proje"de olsa korkmamak gerekir. Ekolojide bir yeniliktir. Dengeler bozulmaz diye düşünüyorum. Sabredelim, görelim. Selam ve saygılar sunuyorum.AG.

Abdülkadir Güler 
 29.05.2011 10:16
Cevap :
Hoş geldiniz! Marmara Denizi'nin alanı küçük ve istanbul'un yükü biraz azalacak, ama tehlike ve tehditler bitmeyecek. Ege-Karadeniz kanalı açılırsa her yönden daha iyi olacak. değerlendirmeniz için teşekkür eder, esenlikler dilerim.  29.05.2011 20:03
 

Ekolojik dengeyi çok olumsuz etkileyeceği ve Karadeniz'i tamamen bir nehir suyu denizi yapacağı için, ne balığımız kalacak, ne de tuzlu denizimiz. Boğazın alt ve üst akıntısı var ters yönde, burada tek yönlü bir akıntı olacak. Kaldı ki Süveyş açıldıktan sonra da aynı tehlikeler yaşandı, okyanustaki azgın canlılar Akdeniz'e inip Akdeniz balıklarının soyunu tüketecek noktaya getirdiler! Doğal oluşumlara müdahale etmeye karşıyım Ayten Hanım. Bize rasyonel gelebilir; ama Doğa mantığıyla bakınca, bence Allah da karşıdır bu tür müdahalelere... Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 27.05.2011 21:26
Cevap :
Değerli katkınıza teşekkür ederim. Doğa dengesinin bozulması karşısında kincidir ve intikamı korkunç olur. Benim önerim ehven-i şer tarzında, ama götüreceği getireceğinden çok ağır olacağından yapılmasa iyi olur. Yedi kez denendi, gerçekleşmedi, şimdi de akl-ı selimin baskın çıkacağına inanıyorum. Süveyş ve Panama kanalları zorunlu ve gerekliydi, ama diğer kanallar o kadar gerekli değildi. Bir tek Korint kanalı denizin formatını etkilemedi, çünkü Ege-İon-Adriya Denizleri Akdeniz'in ara denizleridir. Ama Marmara bir iç deniz ve tek yönlü kanalın iki denizi de olumsuz etkileyeceği kuşkusuz. Teşekkür eder, esenlikler dilerim.  28.05.2011 13:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 228
Toplam yorum
: 1199
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 2599
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster