Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
638
 

ÖSS ve Tercih... (TBY)- 6

ÖSS ve Tercih... (TBY)- 6
 

Sınav sonuçları geldi.

Ne galipsiniz henüz, ne mağlup.

Şimdi, yüzdelik dilimler ve geçen yılın taban puanları dikkate alınarak tercihler sıralanacak, her türlü ihtimal değerlendirilerek boşta kalmamanın çaresi aranacak, hedeflenen puanı alsanız da almasanız da tercihlere müdahaleler başlayacak, hem tercih sayısı hem olumsuzluklar artacak, dünyanız bir kere daha sıkıntılı bir dönemden geçecek.

Çok hareketli günler yaşayacaksınız.

Belki bir gece organize edilecek sizin tercih yapmanız için: TERCİH GECESİ
Bütün akrabalar, komşular, arkadaşlar ve öğretmenler davet edilecek. Aileye göre, bu gece, büyük bir eğlence var: Bu gece geleneksel törenlerden biri yapılacak. Belki gelinlik kızlar, damatlık erkekler gibi süsleyecekler sizi. Şöyle bir hayal edelim hep birilikte:

Bindallı içinde odaya giriyorsunuz. Belinizde bir sürü halkanın bulunduğu bir kemer var. Anlayın işte, bu akşam şenlik var.

Anneniz, büyük bir heyecanla odaya giriyor: "Yavrum hala neşen yerine gelmedi. Artık kabul et şunu. Bu gece senin gecen. Herkes senin için buraya geliyor. Birçoğu çoktan geldi bile. Birazdan odaya alacağım. Sen şöyle otur" diyor. Çaresiz denilenleri yapıyorsunuz.

Odanın tam ortasına yerleştirilen koltuğa oturuyorsunuz. Anneniz, misafirleri davet ediyor. Herkesin gülmekten ağzı kulaklarında. Bu akşam hakikaten çok farklı bir gece.

İçeri girenlerin ellerinde, ucunda çelik çengeller takılı urganlar var. Gelenler, urganları omuzlayıp etrafınızda dönmeye başlıyor. Merakınız, gitgide artıyor. Babanızın ve ağabeyinizin gelmesiyle kadro tamamlanıyor.

Anneniz bir işaret yapıyor, ışıklar kapanıveriyor. Masanın üzerine yerleştirilen pastanın mumları yakılıyor. Çayda çıra oynanıyor sanki. Bir grup, pasta ellerinde, koltuğun etrafında birkaç tur atıyor. Siz, pastadaki mumları söndürüyorsunuz.
Annenizin işareti ile ışıklar yanıyor. Dünyanın yedi ana kıtasından modern ve geleneksel birkaç dans gösterisi sunuluyor. Babadan başlayarak herkes elindeki çengeli, belinizdeki kemerin halkalarına takıyor. Hepsi sizi ipliyor yani. Çengelini takan etrafınızda dönmeye başlıyor. Oturduğunuz döner koltuk olduğu için sizde dönüyorsunuz. Başlar dönene kadar devam ediyor bu iş. Sonra herkes yerine çekiliyor.

Koltuktan indiriyorlar sizi. Rahata kavuşacağınızı düşünüyorsunuz. Babanız söze giriyor: "Evladımda hakkı bulunan değerli insanlar! Hepiniz hoş geldiniz. Bu gece bizi kırmayıp tercih gecesi törenimize icabet ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Şimdi herkes sırasıyla önerisini söyleyecek, önerisi aynı olanlar grup olacak ve sonrasında herkes kendi tarafına çekecek. Kim galip gelirse o hak sahibi olacak."

Babanız, konuşmasını bitirir bitirmez herkes düşüncesini söylüyor. Her biri farklı şeyler söylediği için çekişme başlıyor; çekme ile beraber. Siz, kuyruğu kaptırmış fare gibi kim ne tarafa çekse o yöne gidiyorsunuz. Sağlam yerinizden yakalamışlar, kurtulamıyorsunuz: Belinizde çengeller, önünüzde engeller... Ne yapacaksınız?

Sıkıntıdan patlıyorsunuz ama kimin umurunda. Hem buralarda adet böyle. Büyüklerin sözünü dinlemek, adetlere uymak zorundasınız. Bu nasıl bir adet? Nasıl bir tören?

Nihayet anneniz bu sorulara cevap veriyor: "Sevgili dostlar! Tercih gecesinde bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ederim. Şimdi biraz ara verip yavrumuzun kınasını yakacağız. Sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz."
Sabrınız tükenmiş, sinirleriniz gerilmiş. Dayanamayıp patlıyorsunuz: "Bu ne ya, kına gecesi gibi! Ne yapıyorsunuz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Haşat ettiniz beni, canımı çıkardınız ya. Biraz daha devam etseydiniz kesin ağıt yakmak zorunda kalacaktınız. Ne oluyor? Anne, neler dönüyor etrafımda? Nedir bu yaşadıklarım?"
Anneniz gayet sakin: "Hiç! Tercih gecesi tertipledik, onu yapıyoruz" diyor.
İyice kızıyorsunuz: "Hay tercihinin de, gecesinin de..."
Anneniz, haklılığından dem vuruyor: "Öyle deme yavrum, adettir. Buradaki tüm insanların sende hakkı var. Geleceğini belirleyeceğin böyle bir gecede seni kendi başına bırakacak değiller. Elbet onlarda söz hakkına sahipler. Kararına ortak olacaklar."

Nasıl bir çukura düştüğünüzü yeni anlıyorsunuz: "Bırakın kendim karar vereyim. Bari ben kararımı verdikten sonra siz toplanın. Böyle nasıl bir karar vermemi, ne denli doğru ve isabetli bir tercih yapmamı beklersiniz? Sizin başka işiniz gücünüz yok mu ya? Beni rahat bırakın. Çekin şu iplerinizi ve çengellerinizi belimden. Rahat bırakın beni anlıyor musunuz? Rahat bırakın!"

Ama kendiniz konuşuyor, kendiniz dinliyorsunuz. Herkes bildiğini okumaya devam ediyor. Gecenin halay ekibi ellerinde testilerle içeri giriyor. Siz, nerden geldiği belli olmayan bir ilhamla tercih türküsünü söylemeye başlıyorsunuz:

Silgiyi getir aney, kalemi getir aney,
Gözüme batır aney, gönlüme satır aney.
Bu gece tercih gecem, bu gece tercih gecem,
Formumu getir aney, formunu getir aney.

Önümüzde engeller, yolumuzda engeller,
Belimizde çengeller, ipi sizde çengeller,
Her yanımı sardınız, beni derde saldınız,
Kaçışıyor gerçekler, uçuşuyor hayaller.

Geleceğimi yakın, artan kınayı yakın,
Çengi kurup zil takın, hiç utanmayın sakın,
Beni küçük görmeyin, kararı siz vermeyin,
Tercihimi bırakın, beni bana bırakın.

Öyle yanık ve dertli söylüyorsunuz ki, herkes ağlıyor. Gözler yaşlanıyor, yanaklar ıslanıyor, burunlar sümükleniyor. Babanız, gözyaşları içinde size sarılıp çengelini kurtarıyor. Sonra Anne, bütün merhametiyle sizi bağrına basıp özgür bırakıyor. Sonra sağdan başlayıp hepsi, birer birer çengellerini alıyorlar. Artık sizi kimse iplemiyor, siz kimseyi iplemiyorsunuz.
Ancak kına gecesi... Pardon... Tercih gecesi moduna çokta girmişsiniz. İçinizde karşı konulmaz bir üretim var. Sarsılmak, iplenmek ve çengellenmek işe yaramış. Karadeniz gibi coşmuşsunuz. Bu gecelerde, anneyi ve gelinlik kızı ve hatta oradakilerin hepsini ağlatmak için söylenen türkülerden birini daha icra ediyorsunuz:

Yüksek yüksek puanlarla set kurmasınlar,
Aşrı aşrı taleplerle düş kırmasınlar,
Birkaç tane tercihim var hor görmesinler,
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, başarmayı özledim.
Hem dünümü, hem bugünü, yaşamayı özledim.
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, kazanmayı özledim.
Hem bugünü, hem yarını, yaşamayı özledim.

Geleceğin atı olsa, binse de gelse,
Hayatıma güzellikler saçsa da gelse,
Hayallerim gerçeklere dönse de gelse,
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, başarmayı özledim.
Hem dünümü, hem bugünü, yaşamayı özledim.
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, kazanmayı özledim.
Hem bugünü, hem yarını, yaşamayı özledim.

Hayallerim yıkılmasın, solmasın hayat,
Her dem baharında olsun, olmasın bayat,
Bugünüm hüsran olmasın, yarın zayiat,
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, başarmayı özledim.
Hem dünümü, hem bugünü, yaşamayı özledim.
ÖSYM, YÖK’e malum olsun, kazanmayı özledim.
Hem bugünü, hem yarını, yaşamayı özledim.

Türkünüzden sonra ortalığı sel götürüyor. Ağız, burun, göz, kulak hepsi birbirine karışıyor. Gelenler, çok mahcup oluyorlar; yaptıkları davranışın aslında masum bir gece olduğu düşüncesinden vazgeçiyorlar. Aslında onlar, size bu kadar zarar verdiklerini, verebileceklerini akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi.
Siz, türküleri yanık yanık okuyarak, gönüllerde; ‘kendine gel, haddini bil, yoldan çekil’ kilimini dokudunuz. Herkes, ipini aldığı gibi odayı terk ediyor. İplerden, çengellerden, engellerden eser kalmıyor.
Böyle bir durumu hayalinizde bile yaşamamanız dileği ile...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 749
Kayıt tarihi
: 05.07.07
 
 

Bilinç Organizasyon Reklam Pazarlama Özel Eğitim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti.'de Yönetim Ku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster