Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '13

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
2641
 

Ot Kültürünüz yok mu? O zaman Ege'ye gelin...

Ot Kültürünüz yok mu?  O zaman Ege'ye  gelin...
 

Dar sokakları ile, süslü püslü mizansenleri ile rengarenk bir Ali Bey Adası.


Sıra sıra deniz kenarlarının restoranları. Hepsi birbirine benziyor. Hepsi yan yana. Birinde ne pişiyorsa, diğerinin  ocağında o pişiyordur. Yalnız yapılış ve takdim şekilleri bambaşka tabi.

Vitrininde en çok ot menüsü bulunan  bir Restoranı seçtik, sahibine dedik, ” böyle böyle,  otlar Ege’nin simgesi. Otlardan yemek yapalım.” Dedik. Sevinerek kabul etti

Alibey Adasındayız. Ayvalığın bu turistik yerinde  otlar, vitrinlerde daha ağır basıyor. Geliş yeri karşı adalar. Yunan adaları tabi. Halk da, mübadele dolayısıyla gelmiş. Haliyle kökenlerinde ot  kültürü var.

Neler yok ki, neler. Kelle peyniri ile yaptıkları patlıcan börekleri çok meşhurmuş. Devamla da balıklı pazı böreği, krepli deniz mahsulleri, karides, sübye, kalamar, ahtapot, midye, istiridye,, kidonya, tarak, akaudis, tuzda balık buğulama, kalamat ve ızgara çeşitleri

Otlardan da turpotu, harda lotu, hindi bağ,  (Rezine), istifno, papüles, bunlardan bazıları.

EGE  MUTFAĞININ İNCİSİ: “OT YEMEKLERİ”

Ege mutfağının da içinde  gerekenler içinde, otlar ve zeytinyağı vardır. En sağlıklı ve doğru beslenmenin Akdeniz ve Ege kıyıları ile Girit'te olduğunu saptanmıştır. Otlarla beslenmede özellikle antioksidan değeri taşıyanlar büyük önem taşır. İşte bu otların tüketilmesi çok önemlidir. Radika, hindi bağı, hardal otu bu tür otlara örnektir. Bir de ürik asit toplanmasını engelleyen otlar vardır. Eşek helvası, yabani kuşkonmaz bu tür otlara örnektir. Bu otlar da vücut için çok yararlıdır. Özellikle enginar ve baklayı yan yana tükettiğinizde karaciğerinizi temizlemiş olursunuz.

Ege’de, yenilen elliden fazla ot çeşidi vardır.. Çeşitleriyle mutfaklara zenginlik katar Ege'nin otları. Otlar, katkı eklemeden, doğal halleriyle pişirilir ve yenirse, daha lezzetlidir. Alışkın olmayanlara ilkten bu, yavan gelir.

Ege insanının otlara karşı sevgisi o kadar derindir ki otları domates veya herhangi bir kuvvetli katkı kullanmadan yalın halleriyle pişirirler. Böylece otların doğal karakterlerini olduğu gibi damaklarında hissederler. Üstelik otların çoğunun kekremsi bir lezzeti olmasına rağmen ısrarla ot yemeklerinde etkili lezzet katkıları kullanmazlar. Ot yemeklerine alışkın olmayanlar ise bu tür yemekleri yerken genellikle pek keyif almazlar. Özellikle Orta Anadolu ve doğusunda hatta Karadeniz de otlardan yapılan yemekler geleneksel olarak pişirilir. Fakat Ege'de bunun aksine bu yemekler daha baharatsız ve katkısızdır.

Ustamızdan bilgiler aldık. Otların isimlerini istedik. Bir çırpıda saydı: “Turp otu, hindibağ, tarla börülcesi, kabak çiçeği, istifno, Arapsaçı, kaz ayağı, su teresi, ebegümeci, labada, deniz fasulyesi, kaya koruğu.

Ot yemekleri arasında kabak çiçeği dolması, acı ot kavurması, papucaki, silkme, ısırgan salatası, kuzu etli şevket-i bostan, zeytinyağlı turp otu, ebegümeci dolması, gelincik böreği, radika salatası, domatesli börülce, kirmen kabağı ekşilemesi, devetabanı otu kavurması, sütlü ebegümeci, kazayağı salatası, eşek turbu sündürmesi gibi birbirinden farklı isimlerle anılan birçok çeşit yer alır.

Bir şiir bulduk. Yılmaz Özdil yazmış. Yazıya uyar diye buraya alıyoruz.

Türk'ü de içer, / Kürt'ü de, / Laz'ı da, Çerkez'i de./  Sor bak, /Ermeni'si de,/ Rum'u da, Yahudi'si de./ AB'cidir.../ Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, / Helali hoş olsun, Kıbrıs'ı veresin gelir!
Madem gıcıksın rakıya... / Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim? Şerbetle mi yiyeceksin lüferi? / Ne anlamı var deniz börülcesinin, / Rokanın, radikanın, cibezin.../ İnek miyiz biz?  / Oku bak... / Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:  / Şiir yazıyorum  / Şiir yazıp eskiler alıyorum  / Eskiler verip musikiler alıyorum  / Bir de rakı şişesinde balık olsam...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Ayşegül Çakıcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar Muzaffer Bey; Evlendikten sonra Egeli olanlardan biriyim ben ve iyiki de olmuşum diyorum. Blogunuzdaki fotoğraflara saatlerce bakabilirim, bir Ege sofrasında saatlerce oturup hem izleyip hem yiyebilirim:) Böyle bir sevda bendeki de.Isırgan otu favorimizdir,özellikle kayınvalidemin yaptığı çullama denen bir hamur işinin özel malzemesi, diken, ebegümeci, ç,çek dolması, börülce ve tabi ki enginar hepsi heleki nar ekşisi has zeytinyağı ile birleşince muhteşem bir lezzet oluyor.Çok imrendim yazınıza ve deneyiminize, en azından özlemimiz bir nebze de olsa gitti,teşekkürler:) sevgiler...

Ayşegül Çakıcı 
 08.07.2013 18:35
Cevap :
Evet. Çok güzel ifade etmişsiniz. Dediğiniz gibi bazı hanımlar, evlilik sonrası bu yeşillikleri tanıyor ve sonradan kopamıyorlar. Yazmışken, şevketi bostan yemeğini bir tarif etseniz de yayınlasak. Olur mu? Selam ve sevgi ile.  09.07.2013 1:48
 

Gel de Egeli olma... Sevilerek izleniyorsunuz.

Şahin ÖZŞAHİN 
 06.07.2013 18:35
Cevap :
Gel de olma. Doğru.Teşekkür ederim ayrıca da.  07.07.2013 10:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster