Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
730
 

Öteki kadın mutlaka var mıdır?

"Hatırla Sevgili" dizisi bir az evvel bitti. Yasemin Nejdet'i pastahanede Güzide ile yakaladı. Yasemin'in annesi ve babası da şarkıcı Keriman yüzünden boşandılar.

Rıza "Boşanmanıza sebep benmiyim?" diye sorduğunda, " Görünüreki sebep sen olsan bile aslında derinlerde yatan ve kopan pek çok mevzu vardı." cevabını verdi.

Etrafındaki her evli erkeğin bir başka kadın macerası yaşadığının, karılarının durumu öğrenmesinden sonra da %98 inin evine döndüğünün birebir şahidi olan, aldatılan bir eş olarak bu gün bu temayı işlemeye karar verdim. Günlerden bir gün öteki kadın olacağımı söyleselerdi asla ve asla inanmazdım. Erkeğin evini terk edip gitmesi için, “öteki kadın”ın cazibesinin yetmediğin evdeki itmezse hiç birşey olmayacağının en çok farkında olan biri olarak bu gün bu konuyu kurcalayacağım.

Ötek kadın kimdir ve kime göre, neye göre öteki kadındır? Genelde literatürdeki anlamı "Evli erkekle ilişkiye giren dışarıdaki bekar kadın" dır.

Peki neden aldatır insanlar birbirlerini? Bir araştırmaya göre, erkek için sadakatsizliğin temel nedeni "cinsel çekicilik" çıkmıştır. Oysa kadınlar bu maddeyi listenin sonuna koymuşlardır.

"Evlilik bazan o kadar ağır olur ki, taşımak için iki değil, üç kişi gerekir." diyor Alexandre Dumas.

Kadın her zaman ilişkiye bir "öteki kadın'ın gireceği endişesi taşır. Annesi, kızı, akrabası bile kendisine rakip olabilir onun gözünde. Dostlar, arkadaşlar daha da büyük tehlikedir. Bu durum çoğu zaman kadınlar arası anlaşmazlıkların sebebidir.

Freud, kadınların sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için daha çocukluk döneminde babalarını "kazanmamaları" gerektiğini belirtiyor. O dönemde gelişimi engelleyecek bazı olaylar, gelecekte kadınların başkasına ait erkekleri elde etme isteği duymalarına yol açıyor. Örneğin, anne babası ayrılmış, velayeti babaya verilmiş bir kız çocuğu, babasına "eş olabilmeyi" arzulayabiliyor. Bu arzu gelecekteki ilişkilerine de yansıyor.

Araştırmalara göre bu, dünyada çok sık rastlanan bir durum, tabii ki bu genelleme bazı bölgelerle ilgili değil, kadınlarla ilgili. Dolayısıyla Türkiye'deki kadınlar da bu genellemeye dahil. Çevresindeki diğer kadınların sevgilileri veya eşleri, "öteki kadın"lara daha çekici geliyor. İşte bir araştırmanın çarpıcı sonucu: "Birlikteliklerin yüzde 20'sinde kadın erkeği bir başka kadının elinden almış. Evli kadınların yüzde 11'i de eşlerini başkasından çalmış. "Uluslararası Cinsellik Betimleme Projesi" adı verilen bu proje kapsamında 60 ülkede yaklaşık 17 bin kişi ile görüşülerek yapılan araştırmaya göre, pek çok kişi bir ömür boyu sürebilecek ilişkilerini, mutlu olabileceklerim düşündükleri kişiler için bitirebiliyor.Ya da bir diğer kadını mutlu edebildiğini kanıtlamış erkekle olabilmek için!

Bunlar işin sosyolojik ve psikolojik açılımları.Bir de duygusal tarafı var oysaki. "Saygı duyduğunuz erkeğe eş, sevgi duyduğunuz erkeğe metres olun" diyor ünlü sosyolog - yazar Simone de Beauvoir. Sevgi ve aşk duygusu işin içine girince ne sosyal statü, ne kariyer, ne de çoluk çocuk hiç bir şeye engel olamıyor.Etik olarak asla ve asla kabul edilemeyecek bu durum ne tazık ki hem erkek, hem aldatılan kadın, hem de öteki kadın açısından acı verici bir durum olmaktan öte hiç bir şey vermiyor üçlü ilişkilerde.Peki o halde niye?

Böyle durumlarda öteki kadınlar, gizli aşkları uğruna genellikle büyük bir bedel öderler. Bazıları gerçekten aşık olurlar ve aşkları, yalnızlık, kıskançlık ve suçluluk duygusuna değer, bazıları ise kullanıldıklarını, aldatıldıklarını düşünürler. Evli erkeklerin hepsinin katı kalpli olduğunu söylemek onlara karşı biraz haksızlık olur. Evliliklerinin sadece kağıtta kaldığını, eşleriyle aralarında her şeyin bitmiş olduğun ifade ederken doğruyu söyleyenler de olabiliriçlerinde. Her ne olursa olsun seven öteki kadın, eşini aldatmış olan erkeğe karşı güven duymak zorundadır ya da kendisini erkeğe güven duyduğuna inandırmak. Adamın kendisine ilişkin söylediği sevgi dolu sözleri olduğu gibi kabul etmeli ve asla kanıt beklememelidir. Erkeğin ise, aşkı adına yaptığı tek özveri, rahat bir vicdana sahip olmamaktır. Yuvasıyla ilgili olarak, çok ender özverilerde bulunur; yoksa rahatı, huzuru ve düzeni bozulacaktır. O, ailesiyle birlikte sıcak ve mutlu günler geçirirken, sevgilisi onu arayamaz bile. Erkeğinin, görevini bilen koca ve baba rolünü, gerçekten sadece oynayıp oynamadığını, hiçbir zaman kesin olarak bilemeyecektir.Öteki kadın sadece içinde buluduğu durumu sevgisi uğruna kabullenir ve yaşamını erkeğin kurallarına karşı sürdürmeye çalışır.

Sonuçta etik olarak asla ve asla kabul edilemeyecek bu durum ne yazık ki hem erkek, hem aldatılan kadın, hem de öteki kadın açısından acı verici bir durum olmaktan öte hiç bir şey vermiyor üçlü ilişkilerde. Peki o halde niye?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1791
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster