Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
103
 

Öteki ve nefret

Öteki ve nefret
 

Derler ki : Tüm çocuklar aynı dinden , aynı millettendir.

Evet  bu anlamda “nötr”dürler. Yansız, tarafsız…

Dünyaya  gelirken seçme şansımızın olmadığı  coğrafya, aile, etnik köken, din, dil, sınıf vs. içine doğuyoruz.

Ve bunları, büyüdükçe öğreniyor, benimsiyor, seviyor ve benliğimizin vazgeçilmez parçası haline  getiri(li)yoruz.

Toplum yapıları, kültürler, inanışlar, ideolojiler, eğitim şekilleri vs. bu nötr halini “ şarj” ediyor, eğitiyor ve biçimliyor.

Ne var ki öğretilenlerdeki  yanlışlık, eksiklik sonucu, önyargılar sonucu, herkes kendi  ırkının, kendi  dininin, kendi ideolojisinin, mezhebinin, kendi kültürünün, kendi inancının diğerlerinden iyi, üstün, değerli vs. olduğu, diğerlerinin önemsiz olduğu zihinlerin bir köşesine konuluyor.

Herkes bir başka kesimi kendi varlığı için tehlike olarak görür hale geliyor.

Sadece dinler, ırklar insanı iyi ya da kötü yapmaz.

Bize benzemeyen ırkı, inancı, ulusu kötüleyerek değil, iyi işler, düzgün davranışlarla üstünlük sağlanır.

Özünde  dinlerin, ırkların, inançların birbirlerine üstünlüğü  değil; sadece farklılığı vardır.

Irk, din, ideoloji vs. üstünlüğünün sürekli  ve yoğun empoze edilmesi, bir de bunu  medya ve siyasetin körüklemesi ile  bu yolun sonunu “fanatizm”e  çıkarıyor.

Bu da aklı, zekayı, düşünmeyi  kenara  koyuyor. Giderek fanatizmden barbarlığa  geçiş gerçekleşiyor.

Bunun sonucunda da karşıdakine, farklı olana  soğukluk, antipati ve giderek kin ve nefrete doğru yol alınıyor.

Toplu katliamda hayatını kaybedenler için ( Ankara-Fransa)  yapılan saygı duruşunun ıslık ve sloganlarla protesto edilmesi, ölenleri  kendinden taraf görmemekten dolayı, bir anlamda öldürenden yana olmanın ifadesidir. Bu olay da yukarıda değindiklerime sıcak bir örnektir.  

Çoğunlukla bilmediğimiz, tanımadığımız, anlamadığımız, göremediğimiz, ezberleri  bilgi sandığımız, çözemediğimiz  ve de duygularla yaklaştığımız  için nefret oluşuyor.

Ve bu körleştiriyor, düşünce kapılarını kapatıyor,  beyni bulandırıyor.  Böylece anlamaya çalışma, adil ve vicdanlı davranma  ortadan kalkıyor.

Ve devamında  ise yok etmenin, yok olmanın karanlık  kör kuyusuna yuvarlanılıyor.

Devletlerin ve yönetenlerin zihin haritaları neyse, halk da bu yönde safını, bakışını yönlendiriyor.

Kin ve nefret ise önce buna sahip olana zarar veriyor, yiyip  bitiriyor, farklı olandan uzaklaştırıyor.

Oluşan düşmanlık duygularıyla sarmalanan kişi ise ilkelleşiyor, intikam duygularıyla doluyor.

Yaşamın yerine, bu uğurdaki  ölüm  yüceltilip, kutsallaştırılıyor.

Nefretin  nefreti, şiddetin  şiddeti  doğurmasıyla  kötülükler  zinciri halka halka birbirine eklemleniyor.

Neticede  tahammül ölçüsü düştükçe düşüyor. Farklılıklarla ilgili bu kör önyargılar, saplantılar  toplumsal çatışmalara, felaketlere  zemin hazırlıyor.

Böylece dinler, mezhepler, düşünceler ve ırklar arası düşmanlıklar, nefret,  sürtüşme,  mücadele  ve şiddet de hiç bitmiyor.

İnsanlık bunun acısını yüzyıllarca çekti ve çekmeye devam ediyor.

Günümüzde de bu anlayışlar sonucu  oluşan radikal grup ve örgütlenmeler, topluluklar, yaptıklarıyla  insanlık  tarihine kara sayfalar eklemeye devam ediyorlar.

                                   *                                         *                                             *

Bazı ülkelerde bu anlayıştaki bir ırkın, inancın yönetim üstünlüğü baskıyı, zulmü, adaletsizliği getirmesi  sonucu, orada aklın ve vicdanın yolu kapalıdır, hava hep puslu ve kasvetlidir...

Özgürlüğün güneşi  pek nadir gözükür, bu anlayışla yönetilen ülkelerde… 

Ve herkes için değil, sadece bazıları için özgürlük  mevcuttur.

Ve buna direnenlere : “ ya biat et ya git, taraf olmazsan bertaraf olursun, ya sev ya terket” türünden nefret diline ait sloganlarla seslenirler.

Bunu da “vatanseverlik” adına yaptığına inanırlar; ancak, vatanseverliğin, vatanındaki  insanları sevmekle başladığının ayırdında değildirler.

 “Kimse nefretle doğmaz, nefret öğrenilir. Eğer nefret ögrenilebiliyorsa sevgiyi de öğrenebiliriz" der, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı mücadelecisiNelson Mandela.

Bu nedenle dinsel ve etniksel kimlikler özgürlükçü, demokrasi bilinciyle ( ki demokrasi farklılıkların kabulüyle başlar) donatılmalı.

Değilse, gidilen yolun sonu karanlık, bataklık, sevgisizlik, sürtüşme, nefret, acı, güvensizlik, korku, öfke, uzlaşamama, merhametsizlik, empati kuramama, kin, parçalanma, ölüm, yıkım, zulüm, ekonomik çöküntü, iğdiş edilmiş akıl, körlük, huzursuzluk, hukuksuzluk vb sürer gider.

“Onurlu yaşam” insanın, haklarıyla  özgürlük  içinde yaşamasıdır.

Herkes ne ise o olmalıdır, öyle de yaşamalıdır. Düşündüğü ve istediği gibi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 132
Kayıt tarihi
: 27.02.14
 
 

Üniversite  mezunu, eğitimci. Okumaktan,  düşünmekten,  yazmaktan,  türkülerden, bağlamadan  vazg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster