Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
341
 

Öteki

Öteki
 

Merhaba,  ben  Bay  Diğeri. Tanımıyorsunuz  beni.  Dert  değil,  kim tanıyor ki. Bay Öteki  de tanımıyor, Bay Beriki de.  Kim yeterince  kimi, kim  tamamıyla  kendini  tanımış ki.

Kendimi  tanıtacaktım  ama kabız oldum,  kelime kabızı. Hep  Bay  Beriki  yüzünden.  Öyle başlayan bir yazı  böyle  gitmezmiş.  Baktım olacak gibi değil  yol verdim  ona,  Bay Ötekiye  pişt dedim anladı  hınzır, kaptırıp  geldi.

Hayırdır abi, kabız  falan ne iş?

Bu aralar öyle dedim.

             Bırak  şimdi  deyip  güldü. Niye çağırdın beni şimdi.?

             Bilmem, öylesine...

             Sen  pek  aramazdın beni. Arada iki tek atarsan belki. Gerçi  o  zaman çağırmana da gerek kalmaz  Bay Berikiyle  biteriz başında.

             Uzatma da  al kalemi.

             Emin misin?

             Sayılır

             İyi,  günah  benden  gitti.  

             Aldı kalemi Bay Öteki. Gör bakalım ne söyledi. Mesuliyet   benden  öte, Bay Berikinden  ziyade.

             Selam, 

            Bay Öteki  diyorlar  bana.  Gündüzleri, yürüyen merdiveleri  ve daha bir sürü şeyi sevmiyorum diye mi acaba?  Hayır  umursadığımdan  sormuyorum,  merak ettim  sadece. O merdivenler destursuz  kaymıyor mu, tersim  gidiyor.  Ne karışıyor ki, hem ne biliyor nereye gideceğimi?  Kendim  giderim ben.

            Seveceksem  geceyi, geceye  doluşan  insanları  severim. Gündüz  maskeli  oluyorlar. Sevmek  bir yanar  bir  söner  içimde, bir öyleyimdir bir böyle. Bay Diğeri  gibi derli toplu değilim anlayacağınız, nerden eserse ordan gürlesin.

            Az  önce  iki  sokak arasında bir kedi  gördüm. Sahne ışıklarının altındaymış gibi güneşe serilmişti. Umrumda değil.  Yılda kaç kez düzüştüklerine bakarım ben.Ayıp mı!  Asıl ayıbı mahallede bu aralar dolaşan o kara kedi yapıyor oysa. Koca kafası ve yamçı kuyruğuyla  kedi saltanatını altüst etti. Yüzünde derin tırmıklar var, kuyruğunu  o taht  kavgasında  yoldurmuş olmalı. Ama mağrur ve mutlu.

            Uyduruyorum. Bir kötü huyum da bu. İnsani şeyleri hayvanlara yakıştırmayı  pek sevmem aslında. Altı üstü bir kedi. Ama bugün böyleyim işte. Öyle istediğimden. Bay Diğeri,  bir yazıya konulacak şeyler değil bunlar diyor. Oh ne âlâ!  Bay Beriki  Bay  Diğerini hizalar, o da döner beni tırmalar.

             Mis gibi de koyarım  Bay Diğeri!

             Ötekiyim ben. Yaşamaktan yazmaya  fırsat bulursam, çağrılırsam,  bir de  eserse,  yazarım.  Dilek-şart  yani.  Az  önceki  lafa, sözüm ona  bir kelime oyunu yapabilirdim. Ama  olmazdı. Benim de bir ötekim, diğerim, berikim var. Saydırır dururlar. Ben neyim peki!  Neyse karıştırmayayım onları şimdi. .Bir tane   Bay Diğeri  yetiyor  zati.

             Yazıyı diyordum. Mesela Bay  Diğeri  yaşamadığını  yazıyor.  Üstelik kızıyor bana; yaşadığımı yazıyormuşum. Bay  Beriki  ne düşünüyor  bilmiyorum  ama ben  Bay Diğeri  gibi  ahkâm kesmem  bu konularda.  Yazdım bitti  o kadar!  Hem yazı da  neymiş ki, bir tür sayıklama işte. Laf aramızda çok ciddiye alınacak bir şey de  gelmiyor bana.  Bay Diğeri  ille cevher  yumurtlayacak.  Ne gülünç. Bazen  bakıyorum  yazdıklarına, hele de eskilerine, gözyaşlarından ıslanmış mektuplar  görüyorum.  Ağlak  bir  melodram... Hayatta olmaz!

            Ya  benim  "olur"um?  Ondördümde  aşık oldum. Ondan sonra uydurmaya başladım işte. Yazıyla tanışmamı diyorum, yazıp  yazıp  çantasına atıyordum  mektupları. Şimdi Bay  diğeri  olsa  hemen  şiir gelir aklına. Orhan Veli' nin Aşk Resmi  geçitinden başlar okumaya. Sevsinler!  Ne şairane çocuksun desinler, derdi o.  Halbuki  o da  biliyor, yazmak  kusmak  gibi.  Gül-gülistan, sümbül -bülbül  bana göre değil, kararmış  gümüşü seviyorum ben, cilasını değil. 

             Bay Diğerinin  başı dönüyor  bazı  kelimelerden. Bir şiir okuyor, bir roman, bir dize... Günler- gecelerce onun  koynunda uyuyor.  Neymiş,  kolay mı  bir  geceyi  bir mısranın  mahremiyetinde  geçirmek. Hangi şairin lafıysa artık. Sıtkımı sıyırıyor.

              Atılıyorum  sokaklara.  Bir ajandam yok, bir şiir aramıyorum. Geliyorsa da  buyursun  kapı açık.

               Ne kadar rezil olursak o kadar iyi! -Geldi bak- 

               Bay Berikiyle pek  görüşmüyoruz ama  Bay Diğeriyle durumlar böyle.  Boyumu aşar yani ayrık yönlerimiz. 

                Bir kere  cesur  değildir, bense  dalkılıç. -Bir kın içinde bekletir beni o ayrı mesele.-

                O  damlar ben çağlarım/O  düşünür  ben  dalarım

                O sever ben aşık/O münasip ben küfürbaz

                O kuytularda  ben uluorta/O derli toplu ben darmaduman

                O  başı bulut ben başıbozuk/O anlamaya ben boşvermeye

                O menziline, ben yoluna ...

                O tavus kuşunun  hercai tüyü, ben  çirkin ayağı,

                O turnanın süzülüşü, ben  cırlak  sesi.

                Anlaşamayız yani, yollarımız ayrı. Bir şiir gelir şimdi. Huyu çıksın bana da bulaştırmış işte.

                O yüzden  birlikte severiz  dost ateşini /karşı  yangını/ yorgun kurşunu

                Bay Diğeri  bunları okusa  ifrit olur.

                Neyse ki  şu an  okumayacak kadar meşgul. Görüyorum, bir illüstrasyona bakıyor. Yeşil  gözlü bir kadın.  Gözlerindeki  manaya  yazılıyor, bitiyor ona.  Ne ilhamlar toplaşmış başına. Bir top gül gibi tutup  kaldırmalıymış o çeneyi, boynunun etrafındaki kürk  yerine  elleri olmalıymış. Ne asil bir kadınmış.

                Ne  su yeşili gözü, ne her  ışıkta başkalaşan yüzü. Bir ben duruyor gülüşünün ortasında. Güzelliğine meydan okuyan bir ben, ona yazılmıyor da...

                Neyse... Tanıştığımıza memnun oldum. Bir Bay  Öteki  bu kadar  yazmamalı, yaşamalı anca. Ben gideyim. Bay Diğeri de gelmek üzere. Olur da  bir gün yine seslenir  içine, çıkar gelirim.

 

Nurbanu, Ersin Kabaoglu, Sibel Güzel bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçimizdeki bu öteki, beriki, bir diğeri olmasa yazamazdık. Hepsini kızdırmadan dengeyi kurmak önemli. Bu sırada dünya küçük :) şu bay ötekini etkileyen illüstrasyon Akşam Güneşi' nin Jülidesi'sini ortaokulda okumuştum. Beni o yıllarda çok etkilememişti. Şey den etkilenmiştim ben Bay Homongolos' tan :) "Bir Kadın Düşmanı" isimli romanından Reşat Ustanın. Sevgiler...

Caroline de Winter 
 18.10.2017 11:33
Cevap :
Tam isabet.Bu kadar olur.Bu kaçıncı sezginiz bilmiyorum ama evet yeşil gözlü Jülide.Sizin bayan öteki bayan beriki,diğerine de selamlar:) sağolun.  18.10.2017 17:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 1323
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1157
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

Susmanın erdem sayıldığı bu topraklarda, bir uzun suskunluğa içimdeki kelimeleri gömdüğüm oldu. S..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster